Ortaokul yıllarımda okul çıkışlarım hep karanlığa kalırdı. Hatırlıyorum o akşamı. Ankara’nın keskin rüzgârından yüzümü esirgeyerek eve gelmiştim. Ellerimi hemen kalorifer peteklerine yapıştırdığımda gözüm televizyon ekranındaydı. Dört köşesine taş konulmuş beyaz örtünün altında yatanın kim olduğunu o vakit öğrenmiştim. Annemin altı delik ayakkabıları gördüğünde ne kadar üzüldüğünü hatırlıyorum. Biliyordum ki, Hrant Dink’in verdiği mücadelenin benzerini annem kendi içinde veriyordu. Ben de bu mücadelenin gerçekliğini kendimi tanıdıkça kavrayacaktım.

Yıllar biriktikçe neyin ne olduğunu daha iyi anladığım zamanlarda Anadolu topraklarında dışlanılmış halklarla tanışmış oldum. Hepsinin bambaşka hikâyelerini okudum, müziklerini dinledim, tarihini araştırdım, sanatlarını inceledim. Sonra sonra kıyıya düştüm. Bir kez daha Nuran Akkaya’nın “Ermeniler” adlı çalışmasıyla aidiyetsizliği hissetim.

2007-2015 yılları arasında çekilmiş belgesel fotoğraflardan sızan yurtsuzluğun ağırlığı altında bırakan Nuran Akkaya, 8 yıllık bir çalışmayla bizi bir gerçeğin içinden geçiriyor. Bir kez daha hatırlatarak… Kitabın ilk sayfalarını çevirdiğimizde fotoğrafçı, “Teşekkür” yazısında; “(…) bu coğrafyada yüzyıllardır, halkların birbirlerine giderek yabancılaşmaları hatta birbirlerini yok saymaları ve düşmanca tavırları tarihin sahnesinden hiç eksik olmamıştır. Bu acılardan nasibini fazlasıyla alan Ermeni toplumunun bir bireyi olarak başından beri “Ermeniler” albümünün mütevazı bir amacı olduğuna inanıyorum.” der. Biliyoruz ki yıllardır süren bu tartışmalar insanı incitmekten öteye geçmedi. Fotoğraflara baktıkça yaranın hâlâ çıplak olduğunu görüyoruz.

Kendine özgü bir üslupla Ermeni toplumunu anlattığı “Ermeniler”de Anadolu’nun farklı mekânlarında gezdirerek yaşam biçimiyle, kültürüyle, inancıyla, tarihiyle tanıştırır, dostça samimiyetle anlatır. İstanbul’la sınırlı kalmayan yolculuk Van’dan Hatay’a, Kars’tan Kayseri’ye kadar devam eder. Daha evvel tanıdığımız kimi tanıdık yüzlerle de karşılaşırız. Bugününden geçmişe baktığımızda Ermeniler hakkında birçok bilgiye sahip olduğumuz gibi bugünden sonrası için de çok önemli bir görsel arşiv oluşturmuştur. Fotoğrafın anlamını bir kez daha belgesel fotoğraf gücüyle izleyicilerine taşımıştır. Kültürel bir değer, birikim ve ayrıca araştırmalar için çok önemli bir kaynak teşkildir.

Hangi fotoğrafın karşısında durursam durayım kendimde yanıtını hemen veremediğim soruların acımasızlığı karşısında sessizleşiyorum. “Ev”, “memleket”, “yurt”, “sıla”, “gurbet” iç içe geçmiş anlamlarında “yalnızlık” hiç eksilmiyor.

Biz bu kadar zulmü nasıl sığdırdık toprağa bilmiyorum ancak Arsen Yarman’ın sorusunu sizlere de sormadan edemeyeceğim.

“Günümüzden coğrafya ve insan manzaralarıyla geniş bir perspektifle fotoğraflar çeken Nuran Akkaya, bizim bu topraklarda binlerce yıldır bıraktığımız izleri belgelemiştir ama biz bugünün Ermenileri, bırakalım yüzyılları, yüz yıl sonrasına dahi bir iz bırakabilecek miyiz bu topraklarda?”