Geçen akşam, Arda Aydın’ın yazıp yönetip oynadığı, Biraderler Yapım imzalı “Şişli’de Bir Apartıman” adlı müzikal gösteriyi, büyük bir beğeni ve hayranlıkla izledim. Dahası Arda Aydın’ın yorumladığı hemen her şarkıya, yetmeyen sesim ve haddimi bilmezliğimle eşlik etme cüretinde bile bulundum.

“Şişli’de Bir Apatıman”ın kostüm tasarımı Onur Uğurlu’ya ait. Müzik düzenleme ve eserin müzik direktörü, orkestra şefi, aynı zamanda piyanoda Orçun Tekelioğlu, bass gitarda Kemal Aycan, elektrik gitarda Murat Tunalı, trompette Mertcan Oktav, davulda ise Yalçın Gören gösteri boyunca Arda Aydın’a başarıyla eşlik ediyorlar.

Şarkıdan şarkıya geçerken kendimizi bir anda, doksan yıl öncesinde, nikel kübik mobilyalarla dolu salonlarda, maskeli balolarda, Suadiye’de bir köşkün geniş terasında buluveriyoruz.

Tepebaşı Dram Tiyatrosu.

Saat tam 20.30.

Uvertür.

Ve perde!

Lüküs Hayat’ın ilk gecesi de muhtemelen böylesi hislerle, coşkun alkışlarla izlenmiş olmalı.

Arda Aydın sahnede Rıza, Fıstık, Zeynep, Şadiye, Atifet, Ruhi, Belkıs, İrfan, Veysi, Memiş, Nüveyre, Lütfiye, Şevket, Zonguldaklı Rıza‘yı hiç kesintisiz bir biçimde yaşar kılarken, “Lüküs Hayat”ın gerçek, kimimiz için az bilinen öyküsünü de anlatıyor.

On, on iki yıl kadar önce Veysi karakterinde izlemiştim Arda Aydın’ı. Nesrin‘e olan derin aşkına rağmen, Belkıs Hanım ile olan görüşme talebi her defasında, “Gayr-i kabil mümkün değil,” olarak geri çevriliyordu.

Hatırlıyorum, Kağıthane Sahnesi’nde, “Lüküs Hayat”ın bir başka perde sonunda, Arda Aydın, Zihni Göktay’ın elini öpüyor ve alkışlarla askere yolcu ediliyordu.

Biz yine “Şişli’de Bir Apartıman”a, Arda Aydın’ın ustalıkla aktardığı “Lüküs Hayat”ın öyküsüne dönelim.

Tam kesin tarihi bilinmese de 1933-34 sezonunda ilk kez sahnelenmiş ve tam on üç yıl sahnede kalmış “Lüküs Hayat” opereti. Ardından, yine İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 1984’ten 2013’e uzanan yeni bir dönem…

Arda Aydın gösteri boyunca kalite skalası yüksek sanatçı kimliği ve sahnede yarattığı sıra dışı illüzyonun yanı sıra;  Alev Gürzap, Argun Kınal, Bedia Muvahhid, Behzat Budak, Birsen Kaplangı, Cemal Reşit Rey, Ekrem Reşit Rey, Ersun Kazançel, Esin Engin, Emin Beliğ, Fatoş Balkır, Feriha Tevfik, Gülen Kıpçak, H.Kemal Gürmen, Halide Pişkin, Hazım Körmükçü, Kerem Yılmazer, Mahmut Moralı, Muammer Karaca, Muhsin Ertuğrul, Nazım Hikmet Ran, Necdet Yakın, Nejdet Mahfi Ayral, R.Kemal Arduman, Sait Köknar, Semiha Berksoy, Sezai Aydın, Suna Pekuysal, Şaziye Moral, Şevkiye May, Vasfi Rıza Zobu, Yavuz Şeker, Zehra Hanım’ın değerli hatıralarına vefa dolu bir selam yolluyor. 

“Lüküs Hayat” şarkısını duymamış, duyduğu anda o şarkıya, varsın sözlerini tam olarak bilmiyor olsa da en azında mırıldanarak eşlik etmemiş kaç kişi vardır? Oyunu hiç izlememiş olanlar bile o şarkıya hatta diğer şarkılara aşinadır bir yerlerden. Öyle bir eser ki bu bahsettiğimiz, bir daha çıkmamak üzere toplumun ortak belleğine sızıp mıh gibi yerleşmiş…

“Lüküs Hayat” ile ilk tanışmam, sanırım 1973 yılında çekilen, Haldun Dormen’in yönettiği, o siyah beyaz televizyon filmine dayanır. Başlıca rolleri, doğru hatırlıyorsam, Münir Özkul, Altan Karındaş, Pekcan Koşar, Mete İnselel, Güzin Özipek, İsmet Ay, Hadi Çaman, Suna Selen, Füsun Önal ve Ali Poyrazoğlu paylaşmışlardı… Ve hemen o günlerde Alpay “Kalamış’tan Bir Vapur” şarkısını “Ah Berelim” olarak plak yapmıştı. Aradan bir on sene geçecek ve Arda Aydın’ın da sözünü ettiği gibi, bilet gişesinin önünde metrelerce uzayan kuyrukta saatlerce, evet saatlerce bekleyip, bu defa “Lüküs Hayat”ı sahnede izleyecek, çıkışta da tüm şarkıların yer aldığı ses kasetini satın alacaktım.

Suna Pekuysal, Zihni Göktay, Sezai Altekin, Birsen Kaplangı, Atacan Arseven, Argun Kınal, Ayşe Kökçü, Bilge Zobu, Ersun Kazançel, Betül Arım, Fatoş Balkır, Vildan Gürelman, Eray Özbaş, Gülen Kıpçak, Necdet Yakın, Fatoş Tez, Ersun Kazançel, Hakan Güner, Yalçın Sümer, Fahri Kıncır, Şule Erdal, Mehmet Asa, Radife Baltaoğlu’lu kadro unutulmazım olmuştu birden. O kuyruğa defalarca girip “Lüküs Hayat”ı yeniden, yeniden izleyecektim.

Yıllar yıllara iliklenirken bu defa kadroya dahil olan; Şenay Saçbüker, Savaş Barutçu, Oya Palay, Ayşegül İşsever, Sezai Aydın, Münir Kutluğ, Ali Berge, Cem Davran, Defne Gürmen, Güneş Han, Hümay Güldağ, Hazım Körmükçü, İlhan Kilimci, Melahat Abbasova, Mehmet Bulduk, Vildan Türkbaş, Şükrü Türen, Arda Alpkıray, Zeki Yıldırım, Senan Kara, Serdar Orçin, Melahat Abbasova, Cem Karakaya, Funda Postacı, Aslı Aybars, Ali Gökmen Altuğ, İrem Arslan, Çağrı Hün, Zafer Kırşan, Arda Aydın, Betül Kızılok, Cem Uras, Derya Kurtuluş, Başak Köklükaya, Emrah Özertem, Doğan Şirin, Erkan Sever, Gürol Güngör, Ali Karagöz, Can Ertuğrul, Kosta Kortidis, Eftal Gülbudak, Demiray Erül, Rahmi Elhan, Tuğrul Arsever, Samet Hafızoğlu, Müge Çiçek, Reyhan Karasu’nun yorumlarından “Lüküs Hayat”ı izlemeye devam edecektim.

Alev Gürzap, ardından Ayşegül İşsever’den dinlediğim, Zengin Dul Atifet’in İhtiras şarkısına hayrandım mesela. Ve tabii,  Bana Ne Gerek Sütlü Börek, Memiş, Memiş Ah Sevgilim’e de.

Arda Aydın, yukarıda da bahsettiğim gibi, bu soy eseri, farklı, bambaşka bir yorumla sahneye taşımış. Anılarını da katmış örneğin. Hele öyle bir hatırası var ki, dinlerken duygulanmamak elde değil.

“Lüküs Hayat”ı da, “Tekrar Çal Sam” den beri her oyununu defalarca izlediğim Arda Aydın’ı da çok sevdiğim için, laf lafı açtı, daldan dala uzattım yazıyı, farkındayım.

Ne yapayım, “Şişli’de Bir Apartıman” çok etkiledi beni. Şimdi bu satırları kaleme aldığım bir kış akşamı, tam da gün batmak üzereyken ve hayallerin, şarkıların, repliklerin giderek gurup eden bir güneşe dönüşünü fark edişimle yine kendimi Kalamış İskelesi’nden kalkan o vapurda buluyorum.

Cemal Reşit Rey ve Ekrem Reşit Rey’in 1933’te Darülbedayi Mecmuası’nda yer alan “Bir Latife: Lüküs Hayat” adlı makalelerinden, küçük bir alıntıyla yazıyı noktalamak istiyorum :

Lüks değil, Lüküs! Aradaki fark pek büyük dikkat buyurulsun! Operetimizin ismi Lüks Hayat olarak telaffuz edilirse ifade etmek istediğimiz şey, daha doğrusu, bir operetin dar çerçevesi içerisine konulması için çizmiş olduğumuz karikatürlerin manası yanlış anlaşılır.

Gerçi ‘Lüks’le ‘Lüküs’ arasında bulunan fark, yazılışta bir ‘ü’den ibarettir. Fakat!..

Lüksün manası herkesçe malumdur. Lüksün mukabili ziynet, pahalı bir eşya, harcı alem olmayan bir şeydir Lakin ‘Lüküs’!

Lüküs!..Her lisansa mevcut olmayan uydurulmuş kelimedeki özentiliği, sahteliği seziyorsunuz, değil mi?

İşte bu özentiyle, bu sahtelikle gülerek, oynayarak, şarkı söyleyerek, dans ederek, biraz eğlenmek istedik Ümit ederiz ki, sizler de bizlerle beraber ve bizim kadar eğleneceksiniz.

Maksadımız tariz değil, bir latifeden ibarettir.

Sahnede gördüğünüz eşhas da bir muhitin, bir zümrenin hakiki resmi değil, yukarıda arz etmiş olduğumuz gibi, yalnız karikatürüdür…”

Yüksek gerilimli zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde “Şişli’de Bir Apartıman”ı izlemenizi, hem de hemen izlemenizi, özellikle, önerim.

Bir kez daha çok teşekkürler Birader Yapım… Çoook teşekkürler Arda Aydın, sahnede bir ömre yine birden fazla hayat sığdırdığın için. Ve yaşadığın acının onca tazeliğine rağmen sahnede olduğun, sanatı kucaklamaktan bir an olsun vazgeçmediğin için.