En sevdiğiniz yüzü hayal edin. Annenizi, babanızı, taze aşıklardansanız sevgilinizi, narsistseniz kendinizi hayal etmiş olabilirsiniz. Bu iyi. Bunu hayal edebilmenin, hatta aynaya baktığınızda kendininizi görebilmenin toplumun sandığımızdan büyük bir kısmının en büyük hayali olduğunu söylesek ne düşünürdünüz?

Konumuz Prosopagnozi, yani ‘Yüz Körlüğü’ .

Sabah uyandığınızda aynaya bakıp bir an için irkildiğinizde, o şekilsiz suratın kim olduğunu düşünüp ise yetişmeniz gerektiği için bunu pek sorgulamadığınızda belki de önemli bir sorunun da üzerini kapatıyor olabilirsiniz. Belki kahve içmediğinizden, belki dün gece çok geç yattığınızdan ve belki de gece dönerken kafanıza aldığınız darbeden olabileceğini düşünür müydünüz?

İngiltere’de yapılan araştırmaya göre her yüz kişiden ikisinin sahip olduğu bu durumu yaşayan bireyler göz, kaş, burun, dudak gibi detayları görüp; bazı ruhsal ifadeleri tanımlamakta ve aralarında bağlantı kurmakta zorlanan kişilerdir. Siz birinin suratına bakarak ‘‘Burnu benimkine mi benziyor ? Şu kız da Aylin’i andırıyormuş…’’ derken onlar etrafta havada süzülen burunlar dudaklar ve çeşitli yüz detayları görüyormuş gibi düşünebiliriz bunu.

Prosopagnosia hastaları ayırt edici özellik olarak saç, ses ve vücut şekli gibi ortalama değerlerden yararlanırlar. Bu sebeptendir ki biri peruk takip karşılarına geçtiğinde onu en yakın arkadaşı sanabilir. Bütün bu özellikler onların sosyal hayatlarını fazlasıyla etkilediği için evden çıkmadan, evlerine televizyon bile sokmadan daha asosyal bir düzen kurma eğilimi içine girebilirler. Topluma karışacak cesareti olanlar ise genelde bildikleri, yakınlarının fazla olduğu ortamları tercih edip herkese samimi davranmaya çalışırlar ki yaşadıkları sıkıntıları insanlar sezmesin. Almanya’da konuyla ilgili bir doktora çalışmasında Martina Grüter durumun genetik kökenleri  olabileceğini düşünüyor ve ebeveynlerden birisi yüz körü ise yüzde 50 ihtimalle çocuklarına da aktarılacaktır diye ekliyor… Genetik kökeni olmasına rağmen sonradan beyne yapılan bir darbe, geçirdiği fiziksel travma ya da tümör gibi sebeplerle bu hastalığa yakalananlar da mevcuttur. Eklemeden geçmeyelim bu kişilerin herhangi bir görme kusuru bulunmaz ve normal bir insandaki seviyesindelerdir. Durum beyindeki gri madde azlığıyla ilişkilendirilmiş su sıralar. Boz madde – merkezi sinir sisteminin ana bileşenlerindendir ve büyük çoğunluğu sinir hücresi gövdelerinden oluşur. İstemli kas hareketleri, işitme, konuşma, karar verme ve çevresel değişimleri idrak etme gibi olayları yöneten bölümdür. Beyinin yüz tanıma merkezinde belirli bir değişim olmasa bile doğuştan Prosopagnosia olan kişilerde gri madde eksikliğine saptanmıştır.

Travma geçiren hastalar araştırmacılar için daha verimli bir alan olmuş çünkü lezyon ya da tümör dokusu neredeyse incelemeler beynin o bölümünden başlatılarak temporal** ve oksipital*** bölgeleri üzerinden ilerlemiş ve fusiform yüz tanıma bölgesi(fusiform gyrus) keşfedilmiştir.

Tabii yüz körlüğü yalnızca yüzleri tanıyamama halinden ziyade farklı kollara da ayrılabilir. Yanında topografik agnozinin eşlik ettiği durumda kişi yerleri de karıştırıp tanıyamadığından sıklıkla kaybolabilir. Bazıları her gün gördüğü yüzleri daha iyi hatırlarken, yeni tanıştıklarını hemen unutur ve bazıları kendilerini bile tanımaz. Travma sonucu durumlarda karşındakinin yüzünün sürekli değiştiğine inanma hali görülebilir. Bütün bu farkların temelde nereden doğduğunu az çok beyin taramalarından anlamış olsak da henüz işin moleküler boyutuna inip bir tedavi geliştiremedik.

Londra Üniversitesi’nde yapılan 20 soruluk anket, kişide yatkınlık olup olmadığını belirlemekte kullanılmaya başlanmış olsa da kesin tanı koyamayacağı da belirtilmiş. Okul çağından itibaren yapılabilecek en etkili yöntem kişileri gözlemleyip olağan dışı durumları göz ardı etmemek.
Kıssadan hisse birine çok kızıp da “Bir daha yüzünü görmek bile istemiyorum!” demeden önce iki kez düşünün, bir gün bu dileğiniz gerçek olabilir.

Dipnot: “Böyle tam olmadı sanki, tam yatmadı kafama.” diyenler için ‘‘Prosopagnosia’’ adlı kısa filmi izlemelerini şiddetle tavsiye ederiz.

*Slender man: İnternette “Something awful” forumlarında yaratılmış yüzü olmayan, uzun boylu, çocuk kaçırma özelliğiyle ünlenmiş paranormal karakter.

**Temporal ; Temporal lob, temporal korteks ya da lobus temporalis beynin yan taraflarında yerleşimli telensefalon bölgesi. İnsan beynindeki 4 beyin lobundan biridir. Konuşma, hafıza ve duymanın da dahil olduğu birçok görevi bulunmaktadır. Duyguları, savaşma ya da kaçma tepkilerini işler ve kısa süreli hafıza için çok önemlidirler.

***Oksipital ; Oksipital bölge (Artkafa bölgesi)
Kafatasının arka kısmında, artkafa kemiğinin üzerindeki anatomik bölge. Artkafa dış çıkıntısından kaş kemerlerine kadar uzanan geniş bir bölgenin (artkafa-alın bölgesi) arka kısmı olarak kabul edilmiştir. Arkada ense bölgesiyle, iki yanda ise mastoit ve şakak bölgesiyle sınırlıdır. Saçlarla kaplı derisi kalındır ve alttaki katmanlara (derialtı ve kas dokusu) yapışıktır. Bu bölgenin kemik yapısı artkafa kemiğinin skuamasından  oluşur. Oksipital beyin travmaları ciddi özellik gösterir görme kaybı ya da görmeyle ilgili çeşitli sorunlara yol açabilir.

 

Kaynaklar ; http://vitamedd.com/tr/pages/1339565

https://www.kenhub.com/en/library/anatomy/fusiform-gyrus