Felsefenin nerede, hangi medeniyette ya da hangi topraklarda başladığına ilişkin tartışmaları çabucak bir kenara bırakacak olursak –çünkü anlaşılan o ki, bu tartışma bizi bir yere vardırmayacak−, yaygın kanaate göre ilk filozof olarak anılan ve felsefe ile bilimin öncüsü olarak kabul edilen Miletli Thales, yaşamının üzerinden yirmi altı asır geçmiş olsa bile, felsefe tarihi için önemini hâlen korur. Antik Yunan’da Yedi Bilgeler’in* ilki olan, yani “bilge” diye adlandırılan ilk kişi Thales, önceleri politikayla ilgilenmiş, fakat daha sonra ise kendisini bütünüyle Doğa araştırmalarına adamıştır (Laertios, 2003). Varlığın ve evrenin temel ilkesinin –yani arkhenin− “su” olduğunu düşünmüştür. Zamanının önemli bir kısmını gökyüzü gözlemlerine ayırmıştır; öyle ki hikâyeye göre, gökyüzüne bakarak yürürken çukura düştüğü için, yaşlı bir kadın onunla “Sen Thales, ayağının altındakini görmezken, gökyüzünü anlayacağını mı sanıyorsun?” diyerek alay etmiştir (Laertios, 2003). Fakat çevredekilerin alayları Thales’i yıldırmaya yetmemiş olacaktır ki, Thales kendi çağı için çözülmesi olanaksız doğa olaylarını önceden kestirme konusunda kesin bir yeteneğe kavuşmuştur. Thales’in bilime ve felsefeye adadığı yaşamı yetmiş sekiz yaşında son bulmuş ve mezar taşına ise şöyle yazılmıştır: “Bilgeler bilgesi Thales’in mezarı bu: kendisi küçük, ama şanı göklere çıkıyor.” (Laertios, 2003).

Gelgelelim binyıllarca önce yaşamış olan bu bilge ve onun ilk bakışta safça görünen düşünceleri neden hâlâ önemlidir ve Thales’e dönmek neden felsefî olarak bir mecburiyet gibi görünmektedir? On dokuzuncu yüzyılın en önemli filozoflarından birisi olan Friedrich Nietzsche, “su, her şeyin kaynağı, menşei ve temelidir” şekilde ifade edilebilecek Thales düşüncesini okurken, gerçekten de bir an durup ciddileşmemiz gerekir mi diye sorar; ve üç nedenden dolayı bu önermeye ciddiyetle yaklaşmamız gerektiğini söyler: İlkin bu önerme, şeylerin kaynağına / kökenine ilişkin bir anlatıda bulunur ve ikinci olarak bu anlatıyı masallara dayandırmaz. Son olarak ise, örtük bir biçimde de olsa “her şey birdir” düşüncesini ortaya çıkarır (Nietzsche, 1963). Nietzsche’nin de altını çizdiği üzere; Thales, masalsı anlatılardan uzak şekilde varlığı ve evreni anlamaya ve açıklamaya girişen ilk kişi olarak anılmaya değerdir. Bir başka deyişle ise, Thales’in şeylerin kaynağı olarak su’yu işaret etmesindeki motivasyon, hakikatin bu olup olmadığından bağımsız olarak felsefenin ortaya çıkışı açısından mühim görünür.

Nihayette, ilk filozof ve ilk bilim insanı olarak andığımız Miletli Thales’in felsefenin doğuşuna olanak tanıyacak uğraşı, başka Miletliler için de esin verici olmuştur ki; Anaksimenes ve Anaksimandros da Thales’ten sonra varlığı ve evreni, masalsız ve büyüsüz şekilde, doğanın içinde kalarak anlama ve anlatma işine girişmişlerdir. Ve onlar da başkaca filozoflara, başkaca filozoflar da diğerlerine esin olarak Antik Yunan felsefesini, Antik Yunan felsefesi de günümüze değin uzanan bütün felsefe geleneklerini oluşturmuşlardır. Thales ile başlayan bu tarih bizi Herakleitos’a, Platon’a, Aristoteles’e; daha sonra Renè Descartes’a, Baruch Spinoza’ya, David Hume’a, Immanuel Kant’a, sonra sonra Søren Kierkegaard’ya, Arthur Schopenhauer’a, Friedrich Nietzsche’ye, nihayet ise Albert Camus’ye, Ludwig Wittgenstein’a, Jean-Paul Sartre’a, Jacques Derrida’ya, Gilles Deleuze kadar götürecektir. Öyleyse tüm bu uğraşının ilk eylemcisi ve devindiricisi olan Miletli bilge Thales, sırf bunun için bile daima saygıyla ve ciddiyetle anılmayı hak eder.

Öyleyse son olarak, Laertios Diogenes’in aktardığı bazı Thales özdeyişlerine kulak verebiliriz:

“Varlıkların en eskisi tanrıdır: çünkü oluşmamıştır.

En güzel şey evrendir: çünkü tanrının eseridir.

En büyük şey yerdir: çünkü her şeyi içine alır.

En hızlı şey akıldır: çünkü her yerde dolaşır.

En güçlü şey zorunluluktur: çünkü her şeyi alt eder.

En bilge şey zamandır: çünkü her şeyi ortaya çıkarır.” (Thales’ten akt. Laertios, 2003).

Dipnotlar:

* Antik Yunan’da Yedi Bilge olarak adlandırılan kişilerden, Thales’ten başka, diğer altısı şu isimlerdi: Lindoslu Cleobulos, Atinalı Solon, Spartalı Chilon, Prieneli Bias, Korinthli Periander, Midillili Pittacus.

Yararlanılan ve Önerilen Kaynakça:

LAERTIOS, Diogenes, Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, Yapı Kredi Yayınları, 2003.

NIETZSCHE, Friedrich, Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe, Elif Yayınları, 1963.

Miletli Filozoflar – Thales, Anaksimandros ve Anaksimines, Yayıma Hazırlayan: Betül Çotuksöken, Harun Tepe, Türkiye Felsefe Kurumu, 2015.