Elimde yeni bir yayın var. Usta kalem Hamdi Topçu’nun kaleme aldığı Bodrum’un Mavi Yıldızları. Yazar, Akdeniz’in Karamanyası ile Bodrum’un avlulu evleri arasında örülmüş, denizle anlam ve kimlik kazanmış gerçek yaşam hikâyeleri üzerinden Bodrum’u ve Bodrum denizciliğini anlatıyor.

Sözlü tarih, metod olarak zordur, fakat birey ve toplumları anlamak için yenilikçi ve önemli bir tarih alanıdır. Sözlü tarih, özellikle yazılı verilerin yokluğu ya da yetersizliği durumunda alternatif bir tarih yazımı aynı zamanda. Dünyada genel tarih yazımına paralel olarak gelişiyor. 1940’lardan itibaren siyasi, askeri ve özellikle iktidar sahibi kişiler üzerinde duran tarih anlatılarının ötesinde gelişen sosyal tarihle beraber sözlü tarih çalışmaları da önem kazanıyor. Bu önemde tarihçi E. P. Thompson ve H.U. Wehler’in “aşağıdan tarih anlayışları”nın etkisi olduğu gibi Annales tarih okulunun temsilcisi Braudel’in tarihe uzun ve orta vadede etkili olan unsurların siyasi olmaktan çok sosyo-kültürel ve ekonomik unsurların belirleyici olduğunu dile getiren yaklaşımının payı var. Sözlü tarih, bazen sesini duyuramayanların tarih sahnesinde yer alma çabası olarak da düşünülür. Bizler bugün yerli Amerikalıların, Afrikalı Amerikalıların, azınlıkların, işçilerin, sömürülenlerin, katliama maruz kalanların, dezavantajlı kadınların kısaca geleneksel tarih yazımı tarafından tarihin öznesi olarak kabul edilmeyen dilsiz kitlelerin, sıradan insanların, marjinalize edilen grupların tarihte oynadıkları rolü bu sayede biliyoruz.

Söze başlarken dediğim gibi, sözlü tarih zordur. Fakat usta kalem Hamdi Topçu zor olanı başarmış, söz uçmadan yazıyla buluşturmuş denizin acı tatlı zamanlarını yaşayan Bodrum’un gerçek yerli insanlarını. Bodrum’un Mavi Yıldızları kitabıyla Bodrum’un denizcilik ve kent tarihini bizzat denizcilerin ağzından kaleme almış, toplumsal hafızayı kayda geçirmiş. Yirmi üç denizcinin yaşamından hareketle buz dağının altında kalan devasa katmanları, görünmeyen fakat bugünün biçimlenmesinde belirleyici olan değişmeleri dillendirmiş.

Popüler kültürün etkisi altında gizli kalmış Bodrum’un kimliğini belirleyen kolektif hafızanın tekrar keşfedilmesi önemli. Yazar aslında yeni bir şey yapmamış, tarihin babası kabul edilen yine Bodrumlu, hemşehrisi Herodot’un yaptığı gibi bizzat yaşayanların ve görgü tanıklarının sözlü aktarımlarını kaleme almış. Tarihin canlı kanlı özneler tarafından nasıl inşa edildiğini gündelik yaşam üzerinden anlatan Bodrum’un Mavi Yıldızları, adeta geçmişi bugüne taşıyor.

Bodrum’un Mavi Yıldızları, yerel diğer bir söyleyişle mikro tarih çalışması örneği. Tarihçimiz Fuat Köprülü’nün tarihi sadece devletlerin karşılıklı ilişkileriyle sınırlandırmanın, büyük adamlardan, savaş ve zaferlerden ibaret görmenin yanlışlığını dile getirerek eski tarihçilerimizin halkın asıl hakiki ve tabii hayatını oluşturan unsurları hiç fark etmediklerinden yakındığını okumuştum. Çevresinin tarihini bilmeyen ulusal tarihini, hatta dünya tarihini nasıl bilir, bilebilir mi? Adalet Ağaoğlu’nun Romantik Bir Viyana Yazı adlı bir romanı var, bu romanda Kamil Kaya diye bir tarih öğretmeni karakteri var. Ağaoğlu, Kamil Kaya adlı tarih öğretmeni karakterinin ağzından bakın neler diyor: Kamil Kaya bir gün derste, “Acaba, Kastamonu’nun kimler tarafından, ne zaman kurulduğunu içinizde kaçınız biliyor?” sorusunu sormuş, fakat öğrencilerden cevap alamamış. Bunun üzerine kahraman şöyle konuşmuş: “Ayıp ayıp, insan doğduğu hem de doyduğu yerin tarihini bilmezse ne memleketinin ne de dünyanın tarihini bilebilir. Bir tarihi ezberlemek başkadır, orada kendi yerinizi ete kemiğe bürünmüş olarak bulmak başka… İşte ilk ev ödeviniz: Kastamonu’nun kalesini, kitaplığını, Atabey Camisi’ni… gidin, öğrenin. Sonra gelin bana anlatın.” Yazar Topçu, Bodrum’a ödevini yapmış; Bodrum’un kimliğini oluşturan deniz insanları üzerinden Bodrum’un yakın tarihinin yapıtaşlarını ortaya koymuş.

Bodrum’un Mavi Yıldızları’nı benim için değerli kılan bir başka unsur ise biyografi yazımını ters düz etmekteki başarısıdır. Usta kalem Topçu, âbide şahsiyetlerin, devlet ve orduları yöneten büyük adamların kısaca büyük adamlarla sınırlı ve tarihi bunların yaptıklarından ibaret gören biyografi yazımını sıradan insanların lehine kullanmış ve Bodrum’un yakın dönem denizcilik tarihini gündelik yaşam içindeki insanla yazmış. Halide Edip’in deyişiyle, “biyografilerle tarihe insanî simasını vermiş.” Bu durum bir yazarın söyleminin dönüşmesini beraberinde getirir elbette. Böylelikle tarihsel ve edebi söylem, hiyerarşik niteliğini kaybediyor. “İnsanı çevreleyen şartlar” yerine “şartların içindeki insan” öne çıkıyor. Siyasal, ekonomik, demografi gibi yapısal değişkenler ve genel, resmî vesikalar üzerinden kurulan üsttenci söylem yerine sosyal ve kültürel olanları, duygu ve düşünceleri önemseyen, bunların hakkını teslim eden söylem tercih ediliyor. Kitap bu söylem sayesinde her birimize tanıdık gelen, rahatlıkla empati kurabileceğimiz, kahramanlarına kimi zaman kızdığımız kimi zaman duyarsız kaldığımız kişisel hikâyelerin serüvenine yoldaşlık etmemizi sağlıyor. Gündelik yaşamın sosyolojik değerini sosyal teoriye taşıyan Fransız düşünür H. Lefebvre, insan bilimlerinin malzemesini bayağılığın, gündelik olanın içinde bulduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bizler somutu, gerçeği gündelik hayatta keşfederiz.”

Bodrum’un Mavi Yıldızları’nın kapak tasarımını Senem Gökçe yapmış. Kapak, kitabın mesajını tam olarak veriyor. Kapak, nostaljik günlere gönderme yaparken deniz insanlarının günlük pratiklerini yansıtıyor. Renkler açıklı koyulu; aydınlık ve karanlık bir arada, iç içe sanki. Kitap Ali Şengün’ün fotoğraflarıyla görsel açıdan zenginleşmiş. Görseller sayesinde  okuyucu metinden belgesel film tadı alıyor.

Arka kapak yazısı kitabın niyetini ve tezini açık bir biçimde ortaya koyuyor: “Bodrum tarih boyunca gücünü hep denizden almış. Bu kitapta da yirmi üç mavi yıldızın dilinden Bodrum’un son dönem denizciliği anlatılıyor. Bu eserlerin izdüşümünde  Kral Mausolos’un Karya’nın başkentini Milas’tan başka bir kıyı kentine değil de Halikarnassos’a taşımasının, Artemisia 1’in dünyanın ilk kadın amirali, Artemisia II’nin Rodos fatihi olmasının nedenleri o mavi yıldızların hayat hikâyelerinde gizli. Menteşe Beyi Ahmet Gazi’ye Sultan-üs Sevahil (Sahiller Sultanı) unvanı verilmesinin de yörük çocuğu Turgut’un, Amiral Turgut Reis mertebesine ulaşabilmesinin kodları da yine bu hikâyelerde. Onlar Karia’nın dolayısıyla Anadolu’nun öz çocukları, mavi yıldızları. Bu kitap okundukça nice nice mavi yıldıza esin kaynağı olmaları dileğiyle.”

Mavi Mavi Yıldızları, Gumbel Yayınları’ndan çıktı. Gumbel Yayınları kültürel kazanımı önceleyen, ülkemizin entelektüel dünyasına katkı sunmak amacıyla kurulmuş, kâr amacı gütmeden çevrilmeyeni çevirip, basılmayanı basmayı amaçlıyor. Bodrum’un Mavi Yıldızları Gumbel Yayınları’yla allkaria.com’un iş birliği içinde okuyucuyla buluştu. Bodrum’un bir değeri olan Allkaria’nın Cumhuriyetimizin 100.Yıl Hatırası kapsamında sosyal sorumluluk duyarlılığıyla verdiği desteğin nice mavi yıldızlara esin kaynağı olacağına inanıyorum. Keyifli okumalar diliyorum.