“Bu eril sistemin hüküm sürdüğü bir pazar sabahı, başınıza neler gelebilir? Sadece iki saniye düşünür müsünüz? 

Her şey! 

Güneşli, hafif soğuk ama parlak bir pazar sabahı. Kızıma muzlu pankeklerini yaptım, yanına bal ve süt. Kedi Pete izleyerek keyif yapıyor. Eşim uyuyor ve o dinginlikte bilgisayarımı açarak ilerlemekte olduğum yazılım geliştirme alanında “fazlasıyla karmaşık gelen nextjs” ile uygulama geliştireceğim. Bir bölümde takıldım ve iki gün (annelerin zamanı ile gençlerin zamanı aynı olmadığı için toplamda 6 saat) buna uğraştım ve en sonunda sorunu çözdüm. Bir fotoğrafla X (Twitter’a yükledim) ve o andan sonra “her şey” oldum işte. 

Siber zorbalık işin bambaşka bir boyutuyken, her zaman gençleri destekleyen birisi olarak bu kadar zorbalığa karşı cehaletlerine inanamadım. 35 yaşında 1,5 yaşındaki kızının bakımını üstlenirken sosyal/ iş hayatından feragat ederek kendime tek nefes alabildiğim yer “yazılım” oldu. Bu çocuklar benden bunu almak istedi. 

Ha bu arada multitasking becerim (ya da zayıflığım) nedeniyle 5+ mesleği de icra edebilirim ama kendi hayatım ve kariyerime kendim karar vereceğim için yazılımı seçtim. 

10 yaşında Delphi’yi gördüm ben. Sekiz, dokuz sene WordPress’te siteler yaptım. 2013 yılında okuldan mezun olduktan sonra HTML ve CSS öğrendim. Sonra bankacı oldum. Fotoğrafçılık, Dijital Pazarlama ve diğerleri…Tam 10 sene sonra tekrar CSS’e geri döndüm. 

Kendimi “life-long-learning müridi” olarak tanımlamamın temel nedeni de bu; çünkü ben Tolstoy’um. Marie Curie, Miles Davis ve yaşı kaç olursa olsun kendine inanıp o hayatının dümenini “hiçbir bahaneye” sığınmadan çeviren o insanlarım ben! Bilgiden korkmadan üstüne giden ve onu, nereye saklandıysa alıp kullanan bir kadınım! İşte bu yüzden ben Tolstoy’um diyorum. Neden mi? 

Tolstoy’un yedi yaşındaki oğlu Vanichka’nın ölümünden sonra ona bisiklet hediye edildi. (fikir yayıcı olduğu için; bisiklet kullanımının tabana yayılması amaçlanarak) 67 yaşında bisiklet sürmeyi öğrendi. Bu “edebi adam soytarı gibi yaşına yakışmayan hareketler ediyor” diye tepki topladı ve bunu Tolstoy günlüklerinde üzülerek dile getirdi. Bizim aymazların atası bunlar sanırım. 

Marie Curie’ye iki yetişkin kızı yardımıyla 50’li yaşlarında yüzme öğrendi. “Koskoca radyasyon terbiyecisisin ve yüzme bilmiyorsun” diye linç yemiş midir? 

Dwight D. Eisenhower, II. Dünya Savaşı’nda görev alan General’in sinirlerini yatıştırması için 58 yaşında resim yapmayı öğrenmesi. 

Şimdi güzel kadınlarım, bir şey yapmak istiyorsanız, beklemeyin! Kendinize inanın, cesaretinizle dümeni kavrayın ve şunu unutmayın: “Siz Tolstoy’sunuz, Marie Curie’siniz!” Hayatın size sunduğu her fırsatı değerlendirin, engelleri aşın ve kendi potansiyelinizin sınırlarını zorlayın. Siz, kendi hikâyenizin yazarısınız ve bu hikâyeyi en güçlü ve cesur şekilde yazacak kahraman sadece siz varsınız.