Karların çözülmesi, kardelenlerin açması ile bahar yüzünü göstermeye başladı. Kış ayının soğuk yüzünden sonra güneşin ısıtmaya başladığı bugünleri fırsata çevirmek adına, baharın ilk durağı olarak kendimize Selge Antik Kenti ve Adam Kayalar bölgesini seçtik.

Aslında buranın çok tanıdık bir yer olduğunu ‘Köprülü Kanyon’ dediğimde anlayacaksınız. Kanyondan yaklaşık 11-12 km uzaklıkta bulunuyor. Ve kanyonu izleyen yoldan gidebiliyorsunuz. Köprülü Kanyonu bu yazımda ele almayacağım. Kısa bir zamanda ayrı bir yazıda sizlerle buluşmayı planlıyorum.

Gelelim yazımıza konu olan bölgeye. Birçok alternatifle değerlendirilebilecek kampçılara, doğa yürüyüşçülerine, doğa bilimcilerine, fotoğrafçılara hitap edebilen bir bölge burası.

Selge Antik Kenti, 1250 rakıma kurulmuş ülkemizde en yüksek rakımda bulunan antik kentlerden bir tanesi. 150-200 haneli Altınkaya Köyü, diğer adı Zerk Köyü, ile iç içe bulunuyor. Doğa yürüyüşçülerinin başlangıç veya bitiş noktalarından bir tanesi. Şehir içinde, ‘Aspendos Antik Kenti’nde bulunan tiyatro mimarisi ile aynı yapıda bir tiyatro bulunmakta. Tek farkı ise burada bugüne kadar hiçbir kazı çalışmasının yapılmaması. Kaçak kazılar hariç 🙂 Köy taşlarla yapılmış evlerden oluşuyor. Dikkatimi çeken, birçok ev harabe olmak üzere ama herhangi bir restorasyon çalışması bulunmaması. 1. derece sit bölgesinde olduğu için bırakın restorasyonu, evlerin önüne sedir bile çakılamıyormuş.

Kayalık bir bölgeden oluşan köyde halk geçimini ise taraçalandırdıkları küçük arazilerinden, hayvancılıktan ve kente gelen gezginlere sattıkları el işlerinden sağlıyor. Satış yapan yaşlı teyzeler gelen yabancı turistlerle tarzanca değil de iyi bir şekilde yabancı dil konuşması hatta birkaç dilde satış yapması vay canına dedirtiyor. 🙂

Antik kent sonrası durağımız Adam Kayalar. Adını rüzgar ve suların şekillendirdiği kayaların, insanlara benzetilmesinden alıyor. Tam bir doğa mucizesi.

Bölgede aynı zamanda andız ağaçlarından oluşan bir orman bulunmakta. Türkiye’de en büyük andız ağacı ormanı olarak da biliniyor. Andız varsa andız pekmezi de olur. Bu pekmezi köylülerden temin edebilir, geçimlerine katkıda bulunabilirsiniz. Bu arada sadece pekmez değil kestane almadan da sakın dönmeyin hatta çiğ çiğ yiyebilirsiniz. Ayy çiğ yenir mi, bir şey olur diyenlerinizi duydum bile 🙂 Ben yedim, gayet güzeldi.

Selge’den itibaren yürüyüş ile devam edebilirsiniz. İsterseniz araç ile ‘Adam Kayalar’ın başladığı Ballıbucak Köyü’ne gidebilirsiniz. Ballıbucak Köyü’nden itibaren de yürüyüşe devam edebilirsiniz. Ortalama 6–7 km yürüyüp’ Köprülü Kanyon’a adlarını veren Bizans döneminden kalma köprülerden birine inebilirsiniz. Adam Kayalarının en güzel örnekleri vadi içinde bulunduğu için vadi içine yürümenizi tavsiye ediyorum.

Burada bulunan yürüyüş parkurları, benim de çok sevdiğim bir yol olan ‘ST Paul Yolu’nun uzantıları. Yolların dağılışını anlamak biraz zor gelebilir. Bu yüzden yanınızda buraları bilen bir rehberinizin olması şart. İki rotadan vadiye iniş, birkaç rotadan da çıkış bulunuyor. Anlayacağınız biraz karışık:)

Ballıbucak Köyü’ne varıyoruz. Kamp atmayı seven arkadaşlarım için güzel bir yer. Gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir yer. Yayla şeklinde kullanılan bu köyde 10-15 hane bulunuyor. Kayalardan faydalanılarak ağıl, su depoları dahi yapılmış.

Güneşin fazla değmediği gölge kısımlarda karlar hala duruyor. Eriyen karların toprağı yardığı yerlerden ise kardelenler filizlenmeye başlamış. Bu güzelliği görmek için dahi gidilebilecek bir yer. Dağlarda birçok hayvanı başıboş görüyoruz gündüz otlayıp gece ağıllarına dönüyorlar. Başlarında bir çoban yok. Kendileri doğum yapıp yardım almadan yavrularını besliyorlar. Yani olması gerektiği gibi.

Deneyimleyeceğiniz şeylerin bir kısmını anlattım. Şimdi sıra sizde.

Bahar aylarında insan içine huzur, mutluluk dolduracağı bu güzel yerleri görmeniz dileğiyle doğayla kalın.