Tahran keşmekeşinden çıktıktan sonra, İran’ın en güzel ve turistik şehirlerinden biri olan Kaşan’da nefes alır bulduk kendimizi. İran’da şehirler arası yolculuklarınızı otobüslerle rahatlıkla sağlayabilirsiniz, hem konforlu hem de ulaşması kolay. Tahran’dan Kaşan’a ise neredeyse her saat başı otobüs olmakla beraber, yolculuk süresi 3-3,5 saat arasında değişebiliyor. Haritadan baktığınızda ya da kendi araştırmalarınız sonucunda daha kısa sürdüğü izlenimine kapılabilirsiniz ancak kapılmayın! İran içerisinde otobüsle seyahat ediyorsanız, geç kalma ihtimalini her zaman göz önüne almak gerekiyor. 6 saat olarak söylenen yolu 8 saatten fazla gitmişliğimiz oldu…

Otobüs fiyatları ise uygun, Türkiye fiyatları hatta daha ucuzu civarlarında. Belki Türkiye kadar hijyenik görünmese de otobüslerin içi, kesinlikle daha konforlu. Dolayısıyla, en optimum seçenek şehir değiştirirken otobüs kullanmak İran’da.

Kaşan’da otobüsten indiğinizde ise taksi aramak durumunda kalmıyorsunuz. İner inmez onlar dibinizde bitiyor zira. Otobüs durur durmaz neredeyse otobüse çıkacak heyecan var adamlarda bir müşteri alabilmek uğruna. Herhangi bir yere rezervasyon yaptırmamış olmamızın da verdiği soru işaretleriyle, ortak bir dilimiz olmayan taksiciyle çıktık yolumuza. Adam bizi yanlış anlayınca, İran’daki en güzel konaklama deneyimimizi yaşadığımız Negin Hotel’de buluverdik kendimizi. Yine sezon olmamasının verdiği şansla, boş odalara yerleştik güzel çaylarını içip enfes hurmalarını yedikten sonra hotelin. İki kişilik odalarda yaklaşık 25 dolara anlaştığımızı otelin fiyatı sezonda ne kadar değişir, o konuda açıkçası yorum yapamıyorum.

Kaşan’ı gezmesi kolay ve zevkli, adeta açık hava müzesi gibi bir şehir. Çok benzer bir diğer deneyimimizi Yezd’de yaşadık İran içerisinde. Yezd ve Kaşan’nın farkları ise bence Yezd’in daha dinsel ve kültürel temalarla bezenmiş olması. Biraz dinlenip de attıktan sonra yol yorgunluğumuzu, fotoğraf makinelerimizle Kaşan’ı keşfe çıktık.

Selçuklular döneminde tekstil, çömlekçilik ve çinicilikle meşhur olan Kaşan şehri, günümüzde özellikle tekstildeki iddiasını hala sürdürmekte. İran tarihinin önemli figürlerinden Şah Abbas ebedi istirahatgahı olarak Isfahan yerine Kaşan’ı seçmiş mesela.  Bunun dışında İran şiirinin önemli isimlerinden Sohrab Sepehri de Kaşanlı. Şiirle aram her ne kadar pek iyi olmasa da, Sohrab Sepehri’yi öncesinde duymuştum. Şehri adımlarla arşınlamaya başlayınca aslında, tam bir ilham kaynağı olduğunu anlamak pek güç değil. Sokak fotoğrafçılarının muazzam kareler yakalayabileceği bu şehirde, insanlar da poz vermekten imtina etmiyorlar.

Kaşan’ı Kaşan yapanlar ise çoğunlukla 19. Yüzyıl yapıları. 19. Yüzyılda şehrin tüccarları da dahil olmak üzere önemli figürlerinin inşa ettirdikleri evler, bugün Kaşan’ın en çok turist çeken noktaları. Tabatabatei, Borujerdi, Ameriya, Abbasi evleri olmak üzere, her birinden ayrı ayrı etkileneceğiniz evlere sahip bu küçücük şehir. Aynı zamanda çatısından panaromik şehir manzarası izleyebileceğiniz Sultan Mir Ahmad Hamamı, simetrisiyle sizi büyüleyecek Bozorg Ağa Camii, bizim maalesef ziyaret edemediğimiz ancak ülkenin en önemli çarşılarından biri olan Kaşan Pazarı ise atlamamanız gereken diğer önemli noktalar. Şehrin merkezinden biraz daha açıldığınız takdirde Fin Bahçesi, Abyaneh Köyü, bir adet çöl rüyası da üzerine bonus. E daha ne olsun o zaman? Bu küçük İran şehrine yolunuzu düşürmemek için neredeyse hiçbir sebep yok!

Yukarıda da belirttiğim gibi, içerisinde oldukça önemli bir kervansaraya da sahip olan Kaşan Pazarı’nı gezme fırsatını yakalayamadık. Gerekli araştırmaları tamamlayamadan gitmenin yanlış yönlendirmesi üzerine bir de kısıtlı vakit eklenince atlamış olduk. Ancak sonrasında başka bloglardan ya da kaynaklardan gördüğüm kadarıyla, pek de kaçılmaması gereken bir yermiş. Nitekim İran’ın en güzel pazarlarından biri olarak yorumlanıyor. Sizler mutlaka ekleyin rotanıza.

Yukarıdaki küçük özette de belirttiğim gibi, Kaşan evleriyle meşhur. Ancak öncesinde söylemekte fayda var ki her birine giriş 20 lira. Dolayısıyla hepsine birden girmeyi tercih etmeyebilirsiniz. Biz ise tercihimizi Borujerdi’den yana kullanmış olduk. Efsaneye göre, zamanının ünlü tüccarlarından biri olan Borujerdi, yine şehrin önemli karakterlerinden Tabatabatei’nin kızıyla evlenmek ister. Tabatabatei’nin ise kızını vermeden önce bir şartı vardır, kızı en az kendi evi kadar güzel bir evde yaşamalıdır. Sonuç ise 18 yıl sonra çıkar karşılarına, bu gösterişli ev, 18 yılda tamamlanır. Borujerdi evinin içerisinde girseniz dahi sadece bazı kısımlarını ziyaret edebiliyorsunuz. Evin bir kısmı ziyaretçilere kapalı.

Tabatabatei’nin evini de es geçerken – neticede en az o kadar gösterişli olan Borujerdi’yi görebilmiştik değil mi? -Ameriya Oteli’nde buluverdik kendimizi. 18. Yüzyılda, şehrin yöneticisi ve ülkenin en zengin adamlarından olan İbrahim Halil Ameri’nin yaptırdığı bu ihtişamlı yapı, döneminde ülkenin en büyük evi konumundaymış. Şu an bir otel olarak kullanılan Ameriya, aynı zamanda herkese açık bir restorana da sahip. Yemek vaktimizi denk getirince, hem yapıyı gezme fırsatı bulup hem de aynalı odasında hizmet veren restoranında yemek yediğimiz Ameriya, bizi en az diğer ihtişamlı İran yapıları kadar etkiledi. Otel çalışanları, siz yemeğinizi yerken aynı zamanda yapı hakkında bilgilendirme yapıyor. Benim en çok dikkatimi çeken ise, evin aynalı salonunun – ki restoran bu kısımda yer alıyor-, aynı zamanda yansıtıcı görevi görmesi. İçeride havanın sıcaklığını daha az hissederken, aynalardan yansıyan yıldızların size eşlik edebiliyor olması için sanırım gerçekten de ülkenin en zengin adamlarından biri olmak gerekiyor ne dersiniz?

Bunun dışında bizim Tabatabatei gibi görmeyi es geçtiğimiz bir diğer konak ise Abbasian. Her ne kadar gezmemiş olsak da, avlusundaki restoranın otantik havasında çaylarımızı yudumlamış olduk.

Peki Kaşan manzarası nereden izlenir? Sultan Mir Ahmad Hamamı’nın terasından! 500 yıllık Sultan Mir Ahmad Hamamı’nın için ayrı etkileyici, dışı ayrı… İlk olarak 16.  yüzyılda  Safaviler döneminde inşa edilen, 1778 yılında gerçekleşen depremden ciddi zarar görüp, Kaçarlar tarafından tekrar restore edilen bu hamamı ziyaret etmeyi kesinlikle gün batımına saklamalısınız. Çatısına çıkıp, Kaşan’ın panoramik manzarasıyla güneşin batışını birleştirip fotoğraf çekimlerinizi tamamladığınız zaman, bu tura dair bir mihenk taşını daha geride bırakmış olacaksınız.

Kaşan’dan ayrılmadan önce ziyaret edilmesi gereken son bir yer var ; Agha Bozorg Camii. Agha Bozorg Camii, tahta işlemeli kapısından içeri girildiği anda, benim gibi simetri hayranı kişileri büyüleyebilecek bir yapı. Girişi ücretsiz olmakla beraber, simetrik yapısıyla meşhur bu caminin duvarlarını Kuran’dan yazılar süslüyor. İçerisinde bir de şu an işlevde bulunmayan medresesi olan camide ibadet devam ediyor. İran’da en çok çekindiğimiz noktalardı, ibadetin devam ettiği camileri ibadet zamanında ziyaret etmek. Sarıklı her adamı molla olarak adlandırıp iki adım geride durduğum bu memleketin, yine bu camisinde de sarıklı adamlar yolumu kesiyor. Dolayısıyla uzaktan uzaktan usul usul fotoğraflamak dışında çok da seçeneğimiz kalmıyor.

Hem yol üstünde görülmesi gereken yerleri görebileceğimiz, hem de çok da fazla vakit kaybetmeden Isfahan’a ulaşabileceğimiz optimum yollar ararken dalgın dalgın, overlok makinesi adeta ayağımıza geliyor cami çıkışı. Kaşan’da, Kaşan’ın etrafında görülmesi gereken yerleri gezdirirken size, aynı zamanda Isfahan’a ulaştırabilecek çok uygun turlar mevcut. Sizi özel arabalarıyla alıp, Fin Bahçesi’ni, Abyaneh Köyü’nü, Natantz Camii’ni gezdirip, Isfahan’daki otelinizin kapı önüne kadar bırakıyorlar. Ücreti ise sadece 40 dolar! Sadece Kaşan ve Isfahan arasının arabayla yaklaşık 3,5 saat sürdüğünü düşününce, fiyat Türkiye ile asla karşılaştırılamaz boyutta uygun. Kaldı ki dört kişi olarak seyahat ettiğimizi de hesaba katarsak, kişi başı 10 dolar deyim yerindeyse, böyle bir tur için sadece çekirdek parası. Bu arada bu turlar, fiyatı 50 dolardan açıyor, İran’da pazarlık yapmanın gücüne koşulsuz inanan bizler, fiyatı 40 dolara indirdikten sonra daha fazla mücadele etmedik. Daha az kişide seyahat edecek olanlar, şanslarını belki biraz daha zorlayabilirler.

Dikkatimi çeken ve takdir ettiğim bir diğer konu ise, tur sahibinin kız kardeşinin şoförümüz olması idi. Dolayısıyla, İran’da tüm kadınların baskı altında olduğu varsayımına kapılmak bence büyük hata. Hiç tanımadığı, kadınlı erkekli dört kişilik bir ekibin rehberi olarak araç sahibinin kız kardeşini göndermesi, hem de öyle küçük bir şehirde, Türkiye’de pek rastlanmayacak bir durum. Ülkenin geneline yaymak elbette doğru değil, Kaşan, Yazd gibi daha küçük şehirlerde, karakterler giderek muhafazakarlaşıyor, ancak bu bence kadınların toplumsal konumu anlamında, oldukça iyi bir gösterge.

Turumuza başladıktan sonra ilk durağımız olan Fin Bahçesi, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınan İran bahçelerinden biri. İçeriye girdiğiniz anda, etraftaki ağaçlarla beraber, su sesinin içinizi huzurla kaplatan birleşimi, İran gibi bir ülkede size başka kapılar açıyor. Bu noktada belirtmekte fayda var. İran aynı zamanda güzel bahçeleriyle meşhur bir ülke. Bu bahçeler turistik ziyaretlerin olmazsa olmazlarından biri olmakla beraber, lokallerin de uğrak noktaları. 500 yıllık sedir ağaçlarının, çiçeklerle bezenmiş portakal ağaçlarıyla birleştiği Fin Bahçesi, Kaşan’a yaklaşık 9 km mesafede. Bu bahçe, içerisinde önemli bir olaya sahne olmuş bir de hamama sahip. Kendi döneminde (19. yy) eğitim ve idare alanlarında modernleştirici bir dizi değişiklikler yapan, bir nevi kahraman addedilen Amir Kabir, tutuklandıktan sonra bu hamamda öldürülmüş. Öldürülmeyip, kendi bileklerini kestiğini iddia eden kaynaklar da var. Bu küçücük hamam içerisinde turlarken, olayı göz önünde canlandırmanız, biraz da sizin hayal gücünüze kalmış artık..

İran’da gezdiğimiz ilk bahçe olan Fin Bahçesi, kesinlikle listenizde olması gereken bir yer olup, çöl ortasında bir vaha havası yaşamanıza olanak sağlıyor size.

Fin Bahçesi’nden sonraki durak ise Abyaneh. Ülkenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Abyaneh, Zerdüştlük dinine inanan ve İslamiyeti seçmemek adına yaşadıkları yerleri terk eden insanların Karkas Dağlarının eteklerinde yerleştikleri köylerden biri. İddiaya göre de bugüne kadar varlığını devam ettirmiş olan sonuncusu. 2500 yıllık bir yerleşim yeri olan Abyaneh, toprağında bulunan demir oksitten ve evlerin de bu topraklardan inşa edilmesinden dolayı kırmızı bir görünüme sahip. Son nüfus verilerine göre, Abyaneh’te bulunan yerleşiklerin sayısı 250’nin altına inmiş ve bu insanların çoğunu da tahmin ettiğiniz üzere yaşlılar oluşturuyor. Bizler de sokaklarında gezerken, hep yaşlı insanlarla karşılaştık. Abyaneh’te camiyle beraber Zerdüşt ibadethaneleri de bulunuyor. Nitekim, hayatları küçük bir çerçeveden ve maillerinden ibaret olan bizlerle aynı zamanda, dünyanın bize aslında pek de uzak olmayan bir yerinde, insanların hayatlarına Zerdüşt olarak devam edip bu geleneklerini gerek giyim, gerek de yaşam tarzlarıyla devam ettiriyor olmaları, bana enteresan gelen noktalardan biri olmuştu.

Isfahan’a varmadan önceki son durağımız ise Natantz Camii. Fin Bahçesi ve Abyaneh’ten sonra, dikkatimizi aslında daha az çeken Natantz Camii’nin kapısında birkaç fotoğraf çekip, kısa bir özetle olaysızca dağıldık diyebilirim.

Yol üstündeki kısa turumuzu tamamladıktan sonra, Isfahan’a doğru İran pop müziğiyle yola çıktık. Bir zamanlar dünyanın yarısı olarak tanımlanan, İran’ın güzide şehri Isfahan, işte bu noktadan sonra bizi heyecanlandırmaya başladı…