Camı kırık pencerelerden bakarken
Düşmemek için tutunduğumuz
Soğuk mermerin küstahlığı
Yorganı parçalıyor
Yapay bir aldanış ellerinde
Gecenin soğukluğunu bilmekten gelen
Ani ve yavaş bir düşüştür yaşadığı

Sanki hiç üşümemişti daha önce
Eski geceleri anımsamasıyla utanıyor
Çıplaklığı tüm gökyüzünün diline dolanmıştı
Şimdi ise üşümekten korkuyor
Yorgan ağzında, dişlerinde,
dudaklarını yakıyor

Ulaşılmaz şatolar katman katman
Kimsesizliğin eskimiş esprili gövdesi halılara yansıyan
Denize çok uzak iklim kurak
Yerler bir yürüyüşün hatırasıyla kirlenmiş

Şimdi bir sabahlık yerde
İnce, küçük bir bedenin
Sanki daha az önce içindeymiş gibi
İçinde, yıllarca beklemiş, sonra yok olup gitmiş gibi

Yatıyor yerde, bir kolu pencere tarafına uzanmış
Günlerdir olmayan sabahı suçlar gibi
Küçük kız uzaklara gitti, bir mezarda hapsolmayı
Havlu içinde terlemeye seçti
Kırık pencerelerin soğuk mermerine tutunmadan
Dışarıyı seyreden insanların
Düşüş hikâyesiydi artık şato
Küçük kız, terli ve bilinçsiz
Duymadı çürümek korkusunu

*Kapak fotoğrafı: Meral Kuru