“Kendini ‘mavi’ hisseden herkese.”

Annelik, beni çocuk edebiyatının sıkı bir okuru hâline getirdi. Çocukluğumda kitaplarla hemhal olma hâlinden çok daha öte, büyük bir farkındalıkla ve hatta büyük bir merakla başlıyorum her kitaba.

Beni heyecanlandıran kitapları oğlumla buluşturmak da bu işin en zevkli kısmı oluyor. Şu an yürümeyi yeni keşfettiği ve hareketli dönemde olduğu için oğlum kitapların daha çok resimlerine bakmayı ve sesler çıkarmayı önceliyor. Bazen kitapların sadece bir sayfasına bakabiliyoruz bazen tamamına. Ama gördüğü şeylere verdiği tepkiler her zaman hayranlık uyandırıyor. Hâl böyle olunca da sessiz kitaplar bizim için biçilmiş kaftan oluyor!

Bebeklere kitap okumak, sanırım ayrı bir yetenek geliştirmenizi sağlıyor. Bebeklerin dikkat süresi çok kısa (tahmininizden de kısa) olduğu için bazı değerleri eğitim amacı taşımadan eğlenceli şekilde sunabilmek için hep bir yol arayışına giriyorum. Biliyorum ki oğlum, beni aynalayacak, benim önemsediklerim bir şekilde benliğinde yer edecek ama ben kitapların gücüne çok ama çok inanıyorum.

Bugün de size hikâyesi çok güçlü ve benim de değerler dünyamda öncelediğim unsurlara yer veren bir sessiz kitabı tanıtacağım. Irene Guglielmi’nin ilk kitabı Benim Adım Mavi sadece benim değil, yayıncılık dünyasının da ilgisini çekmiş olacak ki 2021 SBC Sessiz Çocuk Kitapları Yarışması’nda Gianni de Conno Ödülü ile de taçlandırılmış.

Peki nedir sessiz kitap? Hiçbir kelimenin gücüne başvurmadan sadece resimlerle hikâyenizi anlatabilme sanatıdır. Bu görsel sanatta metin gereksiz bir unsurdur. Bu hikâyeyi anlayabilmek için sadece yakından ve istekli bakmak yeterli olacaktır.

Biraz daha profesyonel bir yorum duymak isterseniz kitabın son bölümünde Anlatının Gizli Yollarında metniyle yer alan yazar Walter Fochesato’ya kulak verebiliriz:

“Sessiz kitaplar, sözcüklerin koşullandırmalarından ve zorunluluklarından uzak oldukları için doğası gereği değişkendir. Bazen tarif edilemezler ve hatta kendi içlerinde çelişkilidirler. Bize bir hikâye anlatır gibi görünebilirler ama daha sonra büyük bir heyecanla şunu fark ederiz: Sessiz kitaplar, ortada bir fikir olmadan, bazı meseleleri açığa vurarak bize bir şeyler ‘öğretmek’ isterler.”

Bu tanıma ek olarak hayal gücünüzün zenginliği, benliğiniz derinliği sayesinde her sayfadan yeni bir hikâye yaratmayı başarabilir, tek bir kitapla iç içe geçmiş birçok kitabın hazzını yaşayabilirsiniz. Bu bağlamda Benim Adım Mavi de farklılıklar, toplumsal kabuller, benliğimizin kabulü üzerine bolca konuşabileceğiniz eşsiz bir deneyim sunuyor.

Bir arı ordusu içinde yaşayan Mavi, türdeşlerinden farklı olduğunu ilk önce şaşkın bakışlar aracılığıyla hissediyor. Bunun üzerinde çok da durmamaya, hayatını sürdürmeye devam etmeye çalışıyor, ancak zamanla bu bakışlar yerini alaya, alelen “dışarıda bırakmaya” dönüşüyor.  Mavi, uğradığı ötekileştirme sonucunda çok üzülüyor; kendini kabullenmek yerine toplumun kabulünü önemsiyor. Kendi farklılıklarının güzelliğini süreceğine onlar gibi olmak istiyor. Bir çare buluyor! Bulduğu çözüm adeta mucizevi bir sonuç veriyor ve herkes onu bu yeni ve kendilerine benzeyen hâli ile kabulleniyor, kendilerine tabi kılıyor! Böylece diğerleri ne yaparsa aynısını yapma özgürlüğü elde ediyor Mavi de!

Ama o da ne? İşler pek de planlandığı gibi gitmiyor. Mavi yeniden ötekileştirilirken uzaklara gidiyor. Bu yolculuk, bir kaçış planı olarak başlasa da Mavi için kendi benliğine kavuşmak için elzem bir yolculuğa dönüşüyor. Mavi görüyor ki kendisi olmak yeterli, rengi, boyu, cismi ne olursa olsun sadece kendisi olmak yeterli!

Bugün size kendi olabilen herkes için bir hikâye anlattım Irene Guglielmi aracılığıyla. Siz de kendi hikâyenizi yazmak istiyorsanız Mavi ile tanışma vaktiniz gelmiş demektir!