Devrim gerçekleşirken şehrin bazı yerlerinde yıkımlar meydana gelmişti. Ünlü binaların bir kaçı yerle bir olmuştu. Otorite, Analayzer adamlar ile gezegendeki reform sürecini hızlandırmaya karar vermişti. Evrenler arası geçişler ve fanus olmadan yaşamayı halka vadederek güven sağlıyordu. Gezegen tek ülke haline gelmişti devrim sonrası. Muhalif güçler ölüm korkusuna yenik düşerek otoriteye itaat etmeyi kabul etmişlerdi.

Müdürün infazı, şehir meydanında geleneksel yöntemle giyotinle yapılmıştı. Etleri kemiklerinden ayrışıp düşüne kadar bacaklarından ters bir şekilde asılmasına karar verildi. Kafasını da kazığa saplayıp göstereceklerdi. Mutasyona uğramış leş yiyici kuşlar devasa kanatlarıyla cesedin başında dolanıp duruyordu.

Halk devrimin farkında değildi. Devrimin haberlerini yapmak yasaklanmıştı. Yeni çıkan şarkıcılar, moda sektöründeki hızlı dedikodular ve otoritenin yarattığı ışıklı gezegende herkes umarsız bir mutluluk içindeydi. Otorite, sorgulanmaktan hoşlanmıyordu. Bunun için bazı önlemler almıştı. Paketli gıda tüketiminin hızlı olduğu gezegende Prozac gibi bazı antidepresan ilaçlar gıdaların üretiminde kullanılıyor ve halk mutsuzluk gibi kavramları bilmiyordu. Hatta bazı paketli gıdalarda sakinleştirici, keyif verici şeklinde kategorize edilerek kullanılan ilaçlar vardı. Uyuşturucu yasal değildi fakat ilaç sektörü ile gıda sektörünün birleşmesi sonucu buna gerek kalmamıştı.

Otoritenin isteği Analayzer adamlar sayesinde tüm evrende üstün bir insan ırkı yaratmaktı. Soğuk ve sıcaktan etkilenmeyen, fiziki temel ihtiyaçlara gerek duymayan bir ırktı. Müdürün raporlarını Analayzer adamlar kazanda yakmışlardı. Müdürün infazına sebep olan davranışı sonucunda uykuya yatırılan genetik mühendisleri tekrar DNA yapılarının incelenmesi için araştırmaya alındı. Müdürün DNA yapısından da örnek alınarak yüz ve vücut derisi yazıcı ile üretildi. Analayzer adamlardan seçilmiş olanlar bunu giyecek ve suyun gölgesinde yaşayanlar ile tekrar görüşecekti. Güvenliklerini sağladıktan sonra su ile evrenler arası geçişlerini öğrenecekti. Otorite suyun gölgesinde yaşayanların evrenini ele geçirmek istiyordu. Suyun gölgesinde yaşayanların neden evren çarpışmasına uğradıkları konusunda belirsizlikler sürüyordu. Asıl meselelerden biri de estetik hastanesindeki prototiplerin canlandırılmasıydı. Otorite ideal vücut ölçülerinde kadın ve erkek bedenler tasarlamıştı. Kadınlar sarışın ya da esmer, uzun bacaklı, dolgun memeli, ince belli ve yüz hatları standarta uygun olarak büyük dudak, badem şeklinde göz ve küçük burunluydu. Saçları dolgun ve gürdü. Üreme sistemleri oldukça gelişmişti. Erkekler ise kaslı, geniş omuzlu, saçları gür, üreme sistemleri gelişmiş olarak tasarlandı. Böylece normal doğum ile üreme sağlanacaktı. Çekirdekte korunmaya devam ediyordu prototipler. Prototiplerin bu kadar önemli olmasının sebebi; fanus dışında da nefes alabilmeleri ve hiçbir hava koşulunda derilerinin etkilenmemesiydi. Güçlü ve tek tip mükemmel insan ırkı olacaklardı.

Müdür raporları arasında, prototipleri, suyun gölgesinde yaşayanların da aradıklarını not etmişti. Otorite bunu fark etmişti. Suyun gölgesinde yaşayanlar, prototipleri çalabilirse kendilerine konak beden elde edecekler ve evrenin çarpışmasındaki zaman kaymasını kontrol altına alabileceklerdi. Bunu yapamadıkları takdirde otorite zaman kaymasından yararlanarak buzullarda uyutulan herkesin bedenini kontrol etme hakkını ele geçirecekti. Prototipler bu yüzden çok önemliydi. Müdür bunları şifreli olarak kaydetmişti fakat Analayzer adamların şifre kırma yeteneklerini bilmiyordu.

Otorite, Analayzer adamları kıyametin ilk başladığı yıllarda askeri birliklerden oluşturmuştu. Büyük bir çağrı yapmıştı ülkelerin askeri birliklerine. Yüksek bir meblağ karşılığında deneylerde görev almak isteyenleri gönüllü olarak topladı ve bağışıklığı sağlam olanları deneyde kullanarak Analayzer adamlar ordusu haline getirdi. Gönüllü olduğu için de hiç kimse soruşturma başlatamadı. Zaten kıyamet ardından gezegen, tek ülke haline otoritenin eline geçmişti.

Suyun gölgesinde yaşayanların mistik güçleri de vardı. Gezegendeki doğum oranını biliyorlardı. İnanışlarına göre saklanan bir bebek vardı ve doğmak üzereydi. Bebeğin plesantası ve kanıyla su damlasını birleştirerek bir iksir elde edebilirlerdi ve bu iksir ile otoriteye ve diğer tüm evrenlerdeki gezegenlere hükmetme gücüne sahip olabilirlerdi. Ayrıca iksirin diğer amacı da, ruhsuz canlanacak prototiplere ruh vermekti. Evrenler arasındaki geçişlerde ruhların kaybolduğuna inanıyordu suyun gölgesinde yaşayanlar. Ruhsuz bir canlı, tüm evrenler için korkunç katliamlara sebep olabilirdi. Kaybolan güneş geri gelse dahi bir ruhun gölgesini çalamaz ve ruhu yakamazdı. Suyun gölgesinde yaşayanların yeteneklerinden biri de karşılarındaki canlının zaaflarını hissedebilmeleri ve kullanmalarıydı. Müdürün bu konudaki tecrübesiz yaklaşımı bir açıdan otoritenin işine yaramıştı.

Analayzer adamlar kalabalık bir ordu ile su damlasının tespit edildiği bölgeye gittiler. Sessizliğin sesinde; müdürün ayak izlerini dinlediler. Suyun gölgesinde yaşayanlar kaybolurken içlerinden biri, kendi ter damlasının düşmesini engelleyememişti. Analayzer adamlar bunu keşfetti ve hemen gerekli çalışmalara başladılar. Ormanın içinde olduklarına dair güçlü verileri vardı. Otorite, prototipleri canlandırma çalışmalarına başlamıştı.

Suyun gölgesinde yaşayanlar ile Analayzer adamlar ormanın derinliklerinde karşı karşıya geldiler. Çarpışma sonucu ele geçirilen suyun gölgesinde yaşayanlar özel kafeslere konarak otoriteye götürüldü.

Otorite prototiplerin ruhsuz olduğunu keşfetmekte geç kalmamıştı. Çünkü eski gezegen düzenindeki pek çok oluşum ruhani esaslara dayanıyordu. Yok olmayan bazı kütüphanelerin bilgilerini arşivlemişlerdi. Suyun gölgesinden daha hızlı düşünme yetisine sahip olan Analayzer adamlar bu konuda otoriteye büyük üstünlük kazandırmıştı. Suyun gölgesinde yaşayanlar kafeslerden çıkmanın yollarını arıyorlardı. İçlerindeki kıdemli kadınlardan biri nefes alıp verirken oksijeni ayrıştırıp moleküler yapıda kaçmayı dahi denedi fakat o kadar güçlü bir kafesti ki, olmadı.

Otorite, damar bobinlerinin çalışma prensiplerini çok yavaş buluyordu. Uzun kanal kablolar üretimi yavaşlatıyordu. Bunun yerine hava akımı ile gerçekleşse daha hızlı olabilirdi. Suyun gölgesinde yaşayanlar bir anlaşma teklif etti. Yeteneklerini otorite adına kullanırlarsa, otorite yaşam haklarını bağışlayacak ve kendi gezegenlerine savaş açmayacaktı. Kabul etmezlerse infaza götürüp gezegenlerini sömüreceklerdi. Suyun gölgesinde yaşayanlar gezegenlerini düşündükleri için kabul ettiler. Otorite adına çalışacaklardı. Otoritenin bir şartı daha vardı. Ruhlarını prototipler için, bedenlerini de deneylerde kullanacaktı. Suyun gölgesinde yaşayanlar Aramice dillerinde konuşmaya ve yalvarmaya başladılar. Ruhlarını asla vermek istemediklerini anlattılar. Otorite dinlemedi.

Bebeğin doğmasına az kalmıştı. Suyun gölgesinde yaşayanlar bunu hissediyordu. Otorite, Analayzer adamlara bebeği bulmalarını emretti. Damar bobin merkezine giden suyun gölgesinde yaşayanlar, özel bir kelepçe sistemi ile birbirlerine bağlıydılar ve kaçmaya çalışırlarsa ayna anda hepsinin el bileklerinin kesileceği bir sistemin içindeydi.

Gezegendeki fanus sistemi arıza vermeye başlamıştı. Atmosferdeki basınç artıyor ve fanusu zorluyordu. Otorite yeni bir sistem geliştirmek üzereydi; insan terindeki tuz ile havayı temizleyecekti. Fakat önce bebeği bulmaları gerekiyordu.