Dün gece Sidney Bruhl’un Westport,Connecticut’taki evinin çalışma odasındaydım. Duvarlarda tabancalar, kelepçeler, gürzler, kılıçlar, baltalar. Bir bıçak, yanan şömine karşısında ürperdiğimi hissettim bir an. Sanki esrarengiz, ters giden bir şeyler olacaktı. Ya da olmuştu. Katre deryaya, nefes kasırgaya, zerre güneşe dönüşmek üzereydi. Tanık ve suç ortağı olmak düşmüştü payıma.

Ira Levin’in 1978 yılında yazdığı, Hilal Arslangiray Kazanbal’ın dilimize çevirdiği Ölüm Tuzağı (Deathtrap) adlı gerilim / komedi tarzı oyunun; yönetmenliğini Altuğ Görgü, genel sanat yönetmenliğini Ahmet Kazanbal, yapımcılığını ise Gate Production üstlenmiş.

Metin Coşkun, Mine Tüfekçioğlu, Ayşe Kökçü, Altuğ Görgü, İsmail Dündar’ın incelikli, uyumlu, başarılı oyunculukları; etkileyici dekor, kostüm, ışık tasarımları izleyicinin beğenisini kazanıyor.

Sidney, Myra, Helga, Cilfford, Porter beş farklı karakter, beş farklı tutku, beş farklı hayat… Oysa ayrımında olmasalar da hepsi tek bir tutkunun esiriydi. Ve amaçlarına ulaşmak için her şeyi göze almışlardı. Hiçbiri masum değildi aslında, sadece masum gibi görünme çabasındaydılar. Ve oynanan hayli kanlı bir oyundu üstelik bir kişi kazanacaktı. Ya da kazandığını zannedecekti.

Bu sezon izlediğim “Ölüm Öpücüğü”, ” Bence Katil Öldürdü”nün ardından “Ölüm Tuzağı” için de polisiye oyunları sevenler kaçırmasın, hemen izlesin derim. Beğeneceğinizden eminim.