Pinhole, uygulanan en eski tekniklerden birisi olmakla birlikte dilimizde objektifsiz fotoğraf makinesi olarak karşılık bulmaktadır. İngilizcede iğne deliği (pinhole), fotoğraf literatüründe ise karanlık oda ya da karanlık kutu (Camera Obscura) adıyla anılmakla birlikte bu fotoğraf tekniği herkesin – kişiden kişiye göre değişir- birkaç saatini ayırarak gerçekleştirebileceği kadar basit ve eğlencelidir.

Çaydanlıktan şişelere, ayakkabı kutusundan kibrit kutusuna kadar akıl almaz genişlikte çalışma olanağı sağlayan pinhole film yuvalarının hepsinin ortak noktası, filmleri çekim boyunca ışık almasını engelleyecek şekilde kapalı ve içinin tamamıyla siyah ile boyalı yahut kaplı olmasıdır.

Çalışma prensibi son derece basit olmakla birlikte, iğne yardımıyla açılan delik bir anlamda bizim sabit ölçüdeki diyaframımız haline geliyor. Bu diyaframın önüne koyulmak üzere ayrıca hazırlanan engelin, ortamın ışığına ve kullanıcı deneyimine bağlı olarak gerekli süre boyunca kaldırılıp, sabit ölçüdeki diyaframdan ışığın girmesine izin veriliyor. Bu süre dahilinde pozlanan film, daha sonrasında boş film tüpünde biriktirilmek üzere, bir karelik ( film üzerindeki yaklaşık 12 boş karecik) mesafe boyunca bir anahtar vs. yardımıyla hareketi sağlanıyor.

Düşük maliyetli ve kolay bulunabilir malzeme gereksinimi ile pinhole, film yuvası değişsede çalışma prensibi olarak aynıdır. Bulunabilirlik bakımından kolay olması açısından kibrit kutusunu baz alarak anlatacak olursak; kibrit kutusu, ufak bir cetvel, siyah keçe kalem, maket bıçağı,makas, yapışkan,pozlanmak üzere 36’lık hiç kullanılmamış film, pozlanan filmi içine sarmak üzere 36’lık kullanılmış bir film, herhangi bir kırtasiyeden bulunabilecek kağıtları bir araya getirmek (ciltlemek) üzere kullanılan dişli spiral, siyah izole devre bandı, boş bir kutu kola ve iğne gerekli olan malzemelerdir.

Yapılış sırasına gelecek olursak; ilk olarak kibrit kutusunun, içerisinde kibritlerin bulunduğu yatak benzeri haznesini çıkartıp sırtında belirli ölçülerde bir dikdörtgen çiziliyor.

Daha sonrasında çizilen dikdörtgen hatları boyunca maket bıçağı yardımıyla kesilerek, kibrit kutusunun yatak olan haznesinden ayrılıyor.

Kibrit kutusunun ek olan yerine denk gelmeyecek şekilde, düzgün olan yerinden makas yardımıyla kesiliyor ve açılıyor.

İki kav arasında kalan kısım, kesişen köşegenler oluşturacak şekilde kalem ve cetvel yardımıyla çizildikten sonra, köşegenlerin kesiştiği noktayı merkez baz alacak ufak bir kare daha çiziliyor ve yine maket bıçak yardımıyla kesilip çıkartılıyor. Bu işlemdeki amaç ışığın gireceği pinhole için kibrit kutusu üzerinde ikinci bir yuva açmaktır.

Daha sonrasında hem yatak hemde ana gövdede hiçbir beyaz yer kalmayacak şekilde, siyah keçe kalemle boyama işlemi gerçekleştiriliyor. Buradaki amaç ise filmin yanmasını engellemektir.

Kesilmiş olan parçalar üst üste gelmeyecek şekilde, kibrit kutusunun yatağı ve ana gövdesi tekrar bir araya getiriliyor ve kesim noktasından fazla sıkmayacak şekilde bantlanıyor.

Spiral üzerindeki dişlerden bir adet kesilip dolu olan filmin bir ucuna dişi filmin karelerine girecek şekilde yerleştirildikten sonra yapıştırılıyor. Spiralin dişi filmin uç kısımlarında bulunan karelere girmiş vaziyette olduğu için bir tık sesi elde edilir. Buradaki amaç, pozlama sonrasında yeni kareye geçerken çevrilen filmden çıkan sesi saymaktır ve her yeni poz için yaklaşık 12 tık sesine ulaşıncaya kadar çevirme gerektirir.

Filmlerle kibrit kutusunu birleştirme aşamasında ise yüzeyinden küçük kare kesilmiş yüzü ve filmin mat kısmı yukarıya bakacak şekilde film kutunun içinden geçiriliyor ve diğer taraftaki boş film rulosu ile bant yardımıyla birleştiriliyor. Burada dikkat edilmesi gereken husus, daha sonrasında ufak kareden girecek olan ışığın filmin mat kısmına düşecek şekilde filmin yerleştirilmesi ve öteki taraftaki boş tüpün filmi ile birleştirilirken kullanılan bandın potluk yapmayacak kadar ince ancak sarma sırasında da kopmayacak kadar da sağlam olmasıdır.

Ardından iki film rulosu arasındaki boşluk sarılarak alındıktan sonra, kibrit kutusu yatağı kesilen kısmı aşağıda, kibrit kutusunun gövdesinin kesilen kısmı ise yukarıda kalacak şekilde yerleştiriliyor.

Dolu olan filmle kibrit kutusu arasında birkaç mm’lik boşluk bıraktıktan sonra filmle kutuya aynı anda temas eden ve bu mesafeyi muhafaza eden köprü amaçlı bir karton parçası eklenip siyah bantla sabitleniyor.

Köprü sonrasında tüm mekanizma, kesilmiş olan ufak kare ve filmlerin alt üst çıkıntıları hariç, kalan her yeri ışık almayacak şekilde siyah bant ile kaplanır. Burada filmlerle kutu arasında kalan boşlukları titizlikle kaplamak büyük öneme sahiptir.

Bir sprey kutusundan yahut kola şişesinden kesilmiş olan ince demir parça – katlanmamış haliyle genişliği 3,5 cm yüksekliği 2 cm-  tam merkezinden, maket bıçağının ucu değdirilip hafifçe birkaç tur döndürülerek delinir.Bu işlem sırasında maket bıçağın sivri ucu dik olarak metale değmelidir. Daha sonrasında da delik iğne yardımıyla genişletilir. Bu şekilde iğne deliği genişliğinde bir diyafram elde edilmiş olur. Demir çarpa daha sonrasında diyafram ile film arasında  perde vazifesi görecek olan kağıdın hareketini kolaylaştırmak üzere yanlardan kıvrılır

Elde edilen demir parçanın arka ve ön kısmı talebe bağlı olarak ya tamamıyla siyah bant ile kaplanır yada siyah keçe kalemle boyanır. Ancak bantlama işlemini tercih edilirse, diyafram önü ve arkası ışık alış verişini sağlayacak şekilde bantlar kesilerek alınmalıdır.

Demir parça; diyafram deliği halihazırda kesilmiş olan ufak kare ile tam üst üste gelecek şekilde kaplı kutunun üzerine yapıştırılır. Perde vazifesi görecek ayrı bir perde gerekli ölçülerde (ne sıkı ne çok bol ) kesildikten sonra tamamıyla siyaha boyanır ve sisteme eklenir.

Son halini almış olan kibrit kutusundan pinhole’un film ruloları ise bir anahtar yardımıyla kolayca çevrilebilmektedir.

Betül Arslan ve bana ait olan kibrit kutusundan bir pinhole çalışması

Pinhole yardımıyla çekilmiş olan bazı fotoğraflar: