Kurumuş Yeşil Bitkiler, Merve Göntem’in 2019 yılında okur ile buluşan ilk romanı.

Göntem, kenar mahallede yaşamını sürdüren orta hâlli bir ailenin, çok da sıradan olmayan yaşamını, evin büyük kızının ağzından ince ince anlatırken hikâyenin ortasında kendine yazarak yol açmaya çabalayan, üstelik bunu da başaran cesur bir kadınla tanıştırıyor bizi.

“Biz her gece herkesin birbirini öldürme ihtimali olan bir evde, herkesin kendini öldürme ihtimalini düşünerek uyuduk.”

Kardeşini genç yaşında kaybetmenin acısını, hem kendine hem ailesine yaşatan, hayatına aldığı haplarla seyirci olarak devam eden, her şeyden vazgeçmiş bir anne, böyle bir anneye nazaran daha ilgili ve sevgi dolu fakat kuru, sulu ne bulursa içen, bulaştığı yasal olmayan işler yüzünden bir süre hapse de düşen alkolik bir baba, içinde yaşadığı tüm kötülüklerden tanrıya sığınmış ve sadece ondan medet uman, çocukları bakıp büyüten bir anneanne, henüz oyunların ve oyuncakların dünyasında yaşayan minik bir kız kardeş ve kahramanımız Defne.

“Çünkü bu evde görünmez olmak isteyen herkese karşı büyük bir saygı duyuluyor; ilaçlarla, otlarla ya da çizgi filmden öğrenilen büyülerle. Ben, görünmez olmanın yolunu daha geç buldum.”

Küçük kız çocuğu Defne. Anneannesinin küçük şeytanı, babasının kralı Defne. Erken yaşta büyümek zorunda kalan Defne. Kendine giden yolu okuyarak arayan, yazarak bulan, ölümü değil; yaşamı seçen Defne. Kral olmak istemeyen Defne!

“Hayatta olmalı ve denemeliydim. Allah felaketleri yaşatma konusunda zaten epey toleranslı davranıyordu. Bunları doğru okumayı bilmekti mesele. O zaman dedim kendime: İntiharlar iptal, yazıyoruz.”

Kahramanımız Defne ile koşmanın antidepresan etkisine teslim olmuş, bu yüzden sürekli koşan ve yazan genç kadının hayatı, çoklukla birbirinin içinden geçerek tamamlanıyor. Düş ile gerçeği, geçmiş ile günümüzü yan yana okuyorsunuz. Romanın ben dili kullanılarak yazılmasının etkisi olsa da metinler ve türler arası geçişlerin sağlamlığı gözden kaçmamalı.

“Bir yerde, bir zamanda yeniden karşılaştığın her kimse, hayatının içine dahi sıçsa, yeterli acıyı çekmiş olduğuna ikna ediyorsa seni, hiçbir şey konuşmadan affediveriyorsun. Çünkü sen de aynısından geçiyorsun. Sen de defalarca kırılıp bükülüp kendine geliyorsun.”

Yer yer bir senaryo metni okuduğunuz hissine kapılıyorsunuz romanı okurken. Metin dilinin sinematografik olmasının yarattığı bu his zaman zaman anlatılan hikâyenin kafanızda canlanmasına neden olurken zihninizde izlediğiniz film size pek çok duyguyu eş zamanlı yaşatıyor. Bu noktada yazarın gücünü mesleğinden alan gözlem yeteneği ister istemez dikkatinizi çekiyor.

“Sadece o mecrada herkesin o kadar kusursuz ve harika hayatları vardı ki, ben kendi hayatımın ufak tefek kusurlarıyla sözcükler yardımıyla eğlenmeye çalıştım.”

Anlatımda verilen detaylar, olayların geçtiği mekânların tasvirleri, semt insanların duygu durum ve davranış biçimleri yaşadığımız çağın açmazlarının da izlerini taşıyor. Kısa ve net cümlelerde yerinde kullanılan sözcükler aslında size günümüz popüler kültür sorunlarının da ipuçlarını çaktırmadan veriyor. Özellikle sosyal medyaya ve televizyona elden düşmeyen telefonlara, her gün onlarcası cevaplanmak zorunda kalınan e-postalara dair kara ama ince bir mizah ile yapılan göndermeler oldukça etkili.

“Bir leke olmak kalabalıkta; kimsenin enine boyuna inceleyecek vakti olmayan bir leke.”

Çarpık kentleşmeden insanı tüketen şehir yaşamına, hukuksuzluktan mağduriyet ve adaletsizliklere, öldürülen gencecik çocuklara, yaşadığı döneme tanıklık eden her vicdanlı kalemin yaptığı gibi birkaç satırla da olsa yer verilmiş kitapta.

Yaşam iki ileri bir geri gidiyor kimi zaman çünkü insan çocukluğunu hep yanı başında taşıyor. Oturtup kucağına seviyor, bazen uzaktan bir kez daha seyrediyor; geçtiği yolları, yolculuğuna şahitlik eden insanları, arkasında bıraktıklarını, yanına kattıklarını en çok da kendini.

İyi Aile Yoktur’da “Bu dünyadaki en görünmez acılar, bir çocuğun çektiği acılardır,” diyor ya Nihan Kaya, işte o acılardan kurtulmanın, kurtulamasak da onları iyileştirebilmenin, iyileşen o yara izlerini sevebilmenin yollarından biri genç bir kadın için koşmak ise bir diğeri de yazmak belki.

Kurumuş Yeşil Bitkiler, bize topraktan çiçeğe filizlenen limon çekirdeklerinin, kocaman yaprakları olduğunun müjdesini veriyor. Biliyorum ki, önümüzde daha da güzel ağaçlar var.

Bitkileri tanıyalım!

* Başlık/Eve Dönmenin Yolları- ALEJANDRO ZAMBRA

*Mayıs 2019