“Ne kadar insansan o kadar dertlisin diyor.” Pedagojik Dertlenmeler’in yazarı Barış Aygener. Eğitimci yazar Barış Aygener pedagoji merkezli eğitimi dert edinenlerden. Yeni kitabı Pedagojik Dertlenmeler, kısa sürede ebeveynlerin ve eğitimcilerin başucu kitabı oldu.

Yazar, niyetini ön sözde ortaya koyuyor: “Sözümü besleyen şey, dert. Dert edindim çocukları, çocuk ve gençlerin gerek ailede gerek okulda yetiştirilme biçimlerini, örselenmiş kırgın insanları, insanın doğasını hiçe sayan eğitim sistemini; merak ve hayret duygularının, ilgi, bilgi, deneyim ve yeteneklerin yok sayılışını, teknolojinin uyuşturucu gibi kullanılışını, doğadan kopuşu, güce tapıldığında iyi, güzel ve doğru değerlerin görmezden gelinişini… Çocukların hüznünü, gençlerin çığlığını, anne ve babaların çaresizliğini dert edindim.” Aygener, gerçekten can evinden vuruyor insanı.

Bunca derde rağmen umutsuz değil yazar. Dertlerin bize yol göstereceğini, sorunların çözümünde pusula görevi göreceğine inanıyor. Yazarımız hedef kitlesini de belirlemiş: İnsanın yüceliğine, insani ve evrensel değerlere inanan insanlar. Zira Aşık Veysel’in sözünü hatırlatıyor bize. “Anlatmam derdimi dertsiz insana. Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez.”

Pedagojik Dertlenmeler, yeni çıkmasına rağmen kitapseverler tarafından hızlı kabul gördü. Kitabın okuyucu ile buluşmasında zamanlamanın etkisi var sanki. Pandemi üzerinden dünyanın kabuk değiştirmesine tanıklık ediyoruz. Bu dönemde eğitimden ekonomiye, siyasetten kültüre her şey değişecek, fakat en büyük değişiklik insanların dünyaya, yaşama bakışındaki değişiklik olacak. Kitap aslında bu değişimin izini sürüyor, zamanın akışını takip ediyor.

Kitabın bölümlenmesinde zaman esas kılınmış.  Dört bölümden oluşuyor kitap. Yaşama dair rehber yazıların ilk bölümü, “Zamanın Ruhunu Üfleyen Düşünceler”  çağı yakalayan, ufuk açıcı, yenilikçi zamane yazılarından oluşuyor. Bu bölümde pandemi ile değişen sosyal yaşamımız ele alınıyor. Zamanın konu ve sorunları işleniyor. Geniş bir yelpazeye açılıyor. Zira günümüzün  nabzını tutuyoruz, ilk bölümde teknoloji, geleceğin dünyası, dijital toplumun insanlarının gündemleri var. İkinci bölüm, “Günden Devşirilen Kalıcı Düşünceler” sosyolojiden psikolojiye, felsefeden eğitim bilimlerine kadar geniş bir yelpazeden beslenen her zamanın yazılarını kapsıyor. Gün içinde her birimize tanıdık gelen kişisel hikâyelerinden üzerinden bir farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Üçüncü bölüm, “Bilgelik Yolunda Düşünceler” çok yönlü gelişimin, her birimiz için  sonsuz ve sınırsız olması gerektiğini zamanı aşan yazılar ile hatırlatıyor. Kendimizi yetiştirmede rehberlik edebilecek, uyanışa neden olabilecek ipuçlarını barındırıyor. Dördüncü bölüm olan “Röportajlar” ise zaman ayarlı yazılar. Gündemin nabzını tutan konularla ilgili yazarla yapılan röportajları içeriyor. Bu röportajlardan dijital mentorlüğe ve psikolojik dayanıklılığa ilişkin olanları bir süre daha gündemimizi işgal edeceğe benziyor.

Kitapta, “İnsanı anlamak her şeyin başı. İnsanın kendine özgü ilgi, yetenek ve beğenileri ortaya konularak kişisel gelişim yolculuğuna çıkılmalı.” diyor yazar.

Yazarımız, gelişimin bir ömür zorunluluk olduğu günümüzde gerek kişisel gerekse toplumsal gelişmenin pin kodunu pedagojinin oluşturduğunu düşünüyor. Arka kapak, “Parmak izi kadar özel ve biricik olan bu kodlar, doğru okunduğunda yaşam daha anlamlı hale geliyor, huzur ve mutluluk yakınlaşıyor. Huzur ve mutluluğun önündeki zaman ve mekânı aşan ruh durumları ve ruh durumlarını belirleyen anlam, değer, inanç ve kabullerin beraberinde getirdiği bilinç hali, her birimiz için farklı yaşamlara kapı aralıyor. İnsanın psiko-sosyal özelliklerini içeren söz konusu şifreler, eğitim sürecine yerleştirildiğindeyse toplumsal kalkınmanın ilk koşulu gerçekleşmiş oluyor.” diyor ve bireysel olanla toplumsal olanın bağını kuruyor.

Söz konusu bu şifreleri çocukluk döneminde keşfetmenin önemi büyük. Çocuklarımızın sahip olduğu potansiyeli,  geçilmemiş dev bir okyanus, keşfedilmemiş yeni bir kıta, açığa çıkarılmayı bekleyen fırsatlarla dolu bir dünya gibi düşündüğümüzde önümüzde bir sonsuzluk uzanıyor. Çocuklarımıza merak ve ilgilerinin izini tutkuyla sürmelerini öğretmek, zorluklarla mücadele becerisi kazandırmak, hiç tükenmeyecek pedagojik piyango haline dönüşüyor, özellikle ülkemizde.

Kitapta yer alan denemelerin başlıklarının neredeyse her biri aforizma niteliğinde. İşte size birkaçı: Kaç Öğretmeninizi Hatırlıyorsunuz, Pandemi Öğrenme Devrimine Neden Olabilecek mi, Gelecek İçin Hazır mıyız, İnsanın İnsana Körlüğü, Bilmek ile Olmak, Çocukluğa Kaçmak, Düşüncelerimiz Yaşayacaklarımız İçin Bir Davetiye mi, Şikayet Ettiklerimiz Öğretmenimiz Olabilir mi…

Kitabın hoş bir üslubu var.  Sanki karşılıklı yazarla okuyucu konuşuyormuş gibi. Sohbet havasında yazılmış, verilmek istenen mesaj hemen herkesin günlük yaşamında karşılaşabileceği konu ve olaylar üzerinden anlatılmış. Dolayısıyla kitabın her bölümünü sarıp sarmalayan derinlikli düşünceler okuyucuyu yormayan, sade ve samimi bir üslupla dile getiriliyor. Kitabın kapağında dikkat çeken anahtar deliğine gözünü dayamış küçük çocuğun meraklı bakışlarıyla, bir yandan 21. yüzyılda eğitimin değişen yönlerini yenilikçi bir ufukla değerlendirirken diğer yandan insanlığın tüm zamanlar için geçerli evrensel tarafına keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Pedagojik Dertlenmeler, işlediği konular ve gündeme getirdiği sorularla geniş bir kitlenin dikkatini çekeceğe benziyor.

PEDAGOJİK DERTLENMELER

Yazar: Barış AYGENER
Editör: Hakan HERDEM
Sayfa: 381
GUMBEL YAYIM Eğitim/Kişisel Gelişim/Psikoloji