Dünya Müzeler Günü yaklaşırken, ihtimal ki son yılların, bilhassa pandemi sonrasındaki en yoğun müze gündeminin içindeyiz. Bianel iptali, müze ödülleri, açılışlar, etkinlik gün ve geceleri birbirini kovalıyor. Bir bakalım müzelerimizde yeni neler var?

Haberler daha çok özel müzelerimizden. Devlet müzelerinde çok hareket yok, rutinler devam ediyor. Belki mayıs ayına doğru oralardan da yeni yeni haberler gelebilir. Önce sevinelim: Beyoğlu’nun meşhur Atlas Pasajı içinde, tam da pandemi sürecinde açılan İstanbul Sinema Müzesi, Avrupa Yılın Müzesi Ödülü (European Museum of the Year Awards 2024) için aday listesine girdi.

Hem Atlas Sinemasına hem Türk sinema tarihine sahip çıkan bu müzenin, bizde yeterince önemi anlaşılamamışken Avrupa Müze Forumu tarafından listeye alınması sevindirici. 2020’de Avrupa Yılın Müzesi Özel Ödülü’nü alan Troya Müzesi, köklü geçmişi ve bölgesel kalkınmadaki katkısı ile zaten bilinen, en meşhur müzelerimizdendi. Şimdi özel ilgi müzeleri kategorisine sokabileceğimiz bir müzemiz bu listede yer alıyor.

1- 4 Mayıs tarihleri arasında Portekiz’de gerçekleşecek Yıllık Konferans ve Ödül Töreni’nin ardından kazanan açıklanacak, bizler de sonucu heyecanla bekliyoruz. Listede yer alan 50 müze için şuraya bakabilirsiniz:

https://www.europeanforum.museum/en/news/emya-twentyfour-nomination/

Atlas Sineması diye hafızalara kazınan ve bizim daha ziyade pasajı ile bildiğimiz yapının ilginç de bir geçmişi var. Saray Kuyumcubaşısı Köçeyan tarafından kışlık olarak inşa ettirilmiş olan konak; işgal yıllarında mahkeme ve sonraları PTT Genel Müdürlüğü olarak hizmet vermişti. 1930’larda konağın bahçesinde bir “at cambazhanesi” olduğu; bu cambazhanenin bulunduğu yere 1940’ların sonunda Atlas Sinema ve Tiyatrosunun kurulduğunu biliyoruz. O görkemli günlerden sonra Kültür Bakanlığı’na tahsis edilen bina önceleri kültürel maksatlı kullanımlarını korumuştu. Ben içinde Küçük Sahne’nin olduğu yıllara yetişen şanslı nesillerdenim. Hatta 2010’da İstanbul Avrupa Başkenti iken Kalkınma Ajansının müzeler projesinin de içinde bulunduğu bir kısım projeyi yönettiği muhteşem duvar resimleri olan bir ofisinde çalışıyorduk. 2015’de onarım kararı alındıktan sonra Sinema Müzesi açılması fikri de ortaya atılmış ve 2021’de çalışmalar tamamlanarak Müze kapılarını açmıştı. Restorasyon süreciyle alakalı bilgi edinmek isteyenler şuraya bakabilir:

https://www.mimarizm.com/haberler/soylesi/atlas-sinemasi-ve-istanbul-sinema-muzesi-acildi_132255

Sinema Müzemiz henüz aday olmasına rağmen, prestijli mimarlık platformlarından ArchDaily, İstanbul Modern’in yeni binasına yılın ödülünü verdi. Bu yalnızca bir itibar ödülü değil, İstanbul Modern’in nitelikli bir kültür kurumu olarak toplumsal çıkara hizmet başta olmak üzere pek çok açından değerlendirildiği bir duyuru özelliği taşıyor. ArchDaily, internet sitesindeki duyuru metnine çok sayıda fotoğraf da eklemiş, göz atmak isteyenler şuradan bakabilirler:

https://www.archdaily.com/1002751/istanbul-modern-museum-renzo-piano-building-workshop-plus-arup?ad_medium=gallery

Dünyaca ünlü mimarlardan Renzo Piano ve ekibi tarafından inşa edilen yeni binasıyla İstanbul Modern, Architectural Digest’in 2024 Harika Eserleri Listesi’nde ve ayrıca National Geographic’in Dünyanın En İyileri Listesi’nde yer alıyor. Daha 2024 yılının başındayken aldığı bu ödüllerin devamı gelecektir. Eğer İstanbul’da olup da hâlâ ziyaret etmediyseniz, açılış sergilerinin son günleri ve yeni sergiler başlıyor. Bahar rotalarının başında yer almalı.

Haberleri başladığımız yerde bitirecek olursak bu yıl Dünya Müzeler Günü öncesi Uluslararası Müzeler Konseyi (ICOM) tarafından ilan edilen poster, mesaj kadar ilgi çekici. Bu yılın teması eğitim ve araştırma; yani müzelerin öğrenmeyi, keşfetmeyi ve kültürel iletişimi teşvik eden bir eğitim kurumu olduğu vurgulanıyor. Posteri avangart tasarımlarıyla tanınan Gabor Palotai tasarlamış.

Sofistike siyah bir arka plan üzerinde yer alan poster, müzelerin dünyaya aktardığı çeşitli bilgi yelpazesini simgeleyen “ikonik müze M’sini” canlı ama soyut renklerle sunuyor. Vurguladığı soyutlukla müzelerde keşfedilmeyi bekleyen geniş bir hazine olduğunu anlatmak istemiş. Bakalım tarih yaklaştıkça poster hangi şekillerde uyarlanacak. Dünya Müzeler Günümüzü beklemedeyiz.

Bu heyecanlı haberlerden sonra geçen haftalarda medyaya yansıdığı hâliyle İstanbul Bienali’nin neden iptal ettiğini sorgulamakta fayda var. Her ne kadar iptal değil erteleme olarak duyurulsa da -2 yılda bir olması gerektiği için bu adı taşıdığı hep unutulan bienalin- gecikme sebebi can sıkıcı. Söylendiğine göre, Bienal’in düzenleyicisi olan İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı), uluslararası uzmanlardan oluşan Danışma Kurulu’nun oybirliği ile önerdiği küratör Defne Ayas’ı reddetmiş. Bienal Direktörü Bige Örer’in görevinden ayrıldığı ve yerine Kevser Güler’in bu işi üstlendiği de duyuruldu. 2025’e ertelenen İstanbul Bienali’nin küratörü Danışma Kurulu Üyesi de olan sanat tarihçisi Iwona Blazwick olacak diye bekleniyor.

Tüm bu bilgiler paylaşılsa da aslında içeride olup bitenden gerçek anlamda haberdar olmadığımız açık. Bienal’in ertelenmesi pek de açıklayıcı olmayan şu mesajla duyuruldu:

“İstanbul Bienali’nin her zamanki gibi sanatsal ifade, diyalog ve bir araya gelme olanakları sunmasını hedefledik. Buna rağmen, sanat çevrelerinde asla arzu etmeyeceğimiz biçimde tarafların oluştuğunu, bienale katılmayı kabul etmiş veya etmeyi değerlendiren sanatçıların, yürütülen işbirliklerinin ve ortaklıkların olumsuz etkilendiğini gözlemledik. Bu durum, İstanbul Bienali’nin planlandığı şekilde düzenlenmesini imkânsız hâle getirdi.

Bu nedenle, 14 Eylül 2024’te kapılarını açması planlanan 18. İstanbul Bienali’nin ertelendiğini kamuoyuna üzülerek duyuruyoruz. Her zaman en iyi şekilde gerçekleştirmek için çaba sarf ettiğimiz İstanbul Bienali’ni yeni yönetmelik çerçevesinde ele alınacak bir süreçle 2025 yılında yeniden izleyicilerle buluşturacağız.”

Bu arada 2007’den beri Bienal sponsoru olan Koç Holding, son günlerde çağdaş sanat piyasasındaki hakimiyeti ve bazı siyasi olaylar nedeniyle de gündemde… Yaklaşan 2024 yerel seçimlerinin de gerginleştiği ortamda basına yansıyan söylemlerden dolayı Koç Holding yakın zamanda “Son dönemde Koç Topluluğu’nu ve Koç Ailesi’ni hedef alan asılsız iddiaların kamuoyunda kasıtlı bir şekilde yanlış algıya yol açmak için gündeme getirildiğini dikkatle gözlemliyoruz. Gerçek dışı iddialarla Topluluğumuzun hedef alınmasına asla izin vermeyeceğiz.” diyerek kendilerine yönelik karalama kampanyası yürütüldüğüne dair bir açıklama yaptı. Ama biz işin siyasetteki kısmını değil kültür camiasına yansımasına bakalım. Bienal’deki olumsuz gelişmeye rağmen bugünlerde İstanbul’da Koç Topluluğu bünyesindeki sergi mekânları ve müzelerde açılan yeni sergiler epey rağbet görüyor.

Meşher’de 6 aydır açık olup 26 Mayıs’ta kapanacak olan “Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar” zaten Ömer Koç koleksiyonundan eserleri izlememize olanak vermişti. Şimdi Arter’de açılan “Farz Et Ki Sen Yoksun” sergisi yine Ömer Koç koleksiyonundan büyük bir eser zincirini izleyiciye sundu. Bu sergileme alanlarından başka, geçtiğimiz yılın Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’nü alan Sadberk Hanım Müzesi hem Anadolu hem Avrupa yakasındaki mekânlarında “Maziden Atiye Zarâfet” ve “Büyümüş de Küçülmüş” isimli sergileriyle de beğeni topladı. Keşke sanat piyasasındaki bu çatışmalar her zaman böyle sanatsevere yarasa…

Son olarak, birkaç yıldır Kültürel Miras alanında çalışan herkesi bir araya toplayan en önemli etkinlik olan 8. Heritage İstanbul Fuarı’nın bu yıl 3-5 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında olacağını da hatırlatmış olalım.