On dördüncü yüzyılda belirli belirsiz algılanabilen antikitenin yeniden doğuşu, on beşinci yüzyıl başlarında Floransa’da, gerek entelektüel çalışma alanında, gerek inşaat atölyesinde çok daha belirginleşmeye başlıyordu. Edebiyat ve insan bilimlerinde olduğu gibi, mimarlıkta da birbirini çok iyi tanıyan yaratıcı insanlardan oluşan küçük bir gruba rastlarız; mimar Filippo Brunelleschi’nin merkezi olduğu bu çevrede hümanist Leonbattista Alberti, heykeltıraşlar Donatello ve Ghiberti, ressam Masaccio gibi isimler vardır.

Vasari’ye göre; “Brunelleschi, Donatello, Ghiberti, Uchello ve Masaccio’nun çabaları sayesinde o zamana dek süregelen ham ve hantal üslup en sonunda ıskartaya çıkartılmıştı. Dahası, onların güzel yapıtları haleflerine öyle kuvvetle bir teşvik ve esin oluşturdu ki sanat teknikleri bugün bildiğimiz büyüklük ve mükemmelliğe ulaştırıldı”.

Bu dönemde, Gotik gelenekle Brunelleschi’nin yaptığı binalar arasındaki kontrast –Ospedale degli İnnocenti, Pazzi Şapeli, San Lorenzo ve San Spirito Kiliseleri- iyice göze batmaya başlar. Yarım daire kemerler, sivri uçluların yerini alır; pencere ve kapıların üst kısımları artık kavisli değil, düzdür; iç mekanlar dekorasyonla doldurulmak yerine boş bırakılır. Kiliseler, klasik tapınaklara – ya da bu tapınakları model alan Hristiyan Kiliselerine- benzer. Basitlik ve arılık, belki de geç dönem Gotik üslubun süslü detaycılığına karşı bir tepki olarak, Brunelleschi ve takipçilerinin mimarisinin temel ilkeleri olur.

Floransalıların en sarsılmaz iddialarından biri, perspektifin onların kentinde icat edildiğidir. Bu icat, aslen kuyumcu olan mimar Filippo Brunelleschi’nin (1377-1446) katedral meydanında ve Palazzo dei Signori’nin önünde gerçekleştirdiği iki deneyle gözler önüne serilmişti.

Filippo, uygulama hataları yüzünden o dönemde acınası bir durumda bulunan perspektif konusunda özenli bir inceleme yaptı. Uzun süre çalıştıktan sonra perspektifi doğru ve eksiksiz biçimde aktaracak, yani perspektifi zemin planı ve profille çizerek ve kesişen çizgiler kullanarak ortaya koyacak bir teknik keşfetti.

Manetti’ye göre, Brunelleschi’nin Floransa’da halkın önünde yaptığı deneyler perspektifin kuruluş törenidir. İlk “gösteri” kenarları yarımşar braccio (29,18 cm) uzunluğunda kare bir tabloyla yapılmıştı. Katedralin karşısındaki “San Giovanni Vaftizhanesinin dışını” gösteren eserde, “bina aynen göründüğü gibi tasvir ediliyor”du. Bina “beyaz ve siyah mermerleriyle öyle aslına uygun resmedilmişti ki, hiçbir minyatür ressamı bundan daha iyisini yapamaz”dı.

Brunelleschi tabloda “gökyüzünün görüldüğü, yani binaların göğe yükseldiği yeri cilalanmış gümüşle kaplamıştı. Doğal gökyüzü bunun üzerine yansıyordu.” Perspektif ölçümü yapılamayan bulutlar bu aynanın üzerinde “o sırada esen rüzgarla birlikte” sürükleniyorlardı. Gösterinin yapıldığı yer “katedralin içinde, giriş kapısının üç braccio gerisindeydi,” yani katedral meydanına belirli bir görüş mesafesindeydi. Bu sayede “cisimlerin farklı bir noktadan başka türlü görünmesi” engellenmişti. Pano, ayna ve bina arasındaki mesafelerin saptanmasıyla, projenin resmedilmiş bir izdüşüm olarak başarıya ulaşacağı nokta da belirlenmiş oluyordu.

Dönemin perspektif uygulamalarında mimarlık sanatı ile resim sanatı arasında kurulan ortaklık resim sanatında da sürdürülür.

MASACCIO – KUTSAL ÜÇLÜ (1427)
Santa Maria Novella / Floransa

Masaccio, Santa Maria Novella’da koro yerinin altına Teslis’i gösteren bir fresk yaptı. Aziz İgnatius altarının üstündeki bu freskte, çarmıha gerilmiş İsa’nın bir yanında Meryem Ana bir yanında İncil yazarı Yuhanna vardır, çarmıhtaki peygamberi seyretmektedirler. Kenarlarda diz çökmüş iki figür yer alır. Söyleyebileceğimiz kadarıyla yapıtı sipariş edenlerin portreleridir bunlar ancak altın bezemelerle kaplandıkları için pek iyi seçilemezler. Ama figürler dışında en güzel şey, perspektiften çizilmiş beşik tonozlu tavandır; tavan her biri kısaltıma uğratılmış rozetler içeren dörtgen bölmelere ayrılmıştır; rozetler gitgide uzaklaşacak şekilde öyle ustalıkla yapılmıştır ki yüzey sanki girintili çıkıntılı gibi görülür.

Şapeli kiliseye bağışlayan çift bir şapel yaptırmak yerine şapelin resmini yaptırmıştı. Bu nedenle, perspektifin görevi, gerçek bir şapel yanılsaması yaratmaktı.

Bilimsel perspektifi ilk kullanan sanatçı olarak kabul edilen Masaccio, bu son resminde üstün dehası ve yaratıcı gücüyle doğayı yüzeye en doğru şekilde aktarmayı başarıyor. Sanatçının güçlü bir çizgisel perspektif kullandığı kompozisyonda tercih ettiği bakış açısı, üç boyutlu mekan yanılsamasında oldukça etkilidir. Sanatçı, resimsel mekanın gerçek mekan olarak algılanmasında güçlü bir yanılsama yaratır. Resmin arka planında yer alan tonoz ve figürlerde kullandığı alttan bakış açısıyla “solucan bakışı” ve geriye doğru perspektif, resimdeki figürlerin sanki bir tonoz altına yerleştirilmiş heykel grubu gibi algılanmasını sağlar. Masaccio, kapalı form kullandığı durağan kompozisyonunda, mavi ve kırmızı tonlarla sıcak-soğuk renk ilişkilerini ön plana çıkartan bir renk uyumu tercih etmiştir. Ayrıca İsa’da görülen ilahi ışık, hem kavramın hem de figürün ön plana çıkmasında etkilidir.

Masaccio’nun freskindeki iki kaçış noktası, bedenimizle ilintili ampirik bir perspektifin, soyut bir şemaya bağlı matematiksel perspektiften farklı olduğunun kanıtıdır. Norman Bryson’un gösterdiği gibi, bu iki sistem Meryem Ana’nın yüzünde adeta harmanlanmıştır. Bu çok anlamlıdır, zira Meryem iki farklı yere aittir. Hem tarihi Çarmıha Gerilme olayında hem de freskin bulunduğu yerde, Floransa’da karşımıza çıkar. Freskteki şapel çağdaş bir şapel gibi göründüğü ölçüde, çarmıha gerilmenin mekanı olmaktan çıkacaktır. Şapelin olmadığı yerde bir şapel, orada veya dönemimizde gerçekleşmesi mümkün olmayan bir çarmıha gerilme sahnesi görürüz. Bu hesabın tutması ikili bir bakışı gerektirir. Perspektif burada izleyicide bir empati yaratırken resimdeki iskelet, fazlasıyla iyimser bakışı ürkütür ve izleyicinin bu yerdeki varlığını tartışmalı hale getirir. Bu ölü ikiz, perspektifin yücelttiği bakışın faniliğini anımsatır izleyiciye.

 

KAYNAKÇA:

Belting, Hans. 2012. Floransa ve Bağdat Doğu’da ve Batı’da Bakışın Tarihi, Zehra Aksu Yılmazer (çev), İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları

Burke, Peter. 2003. Avrupa’da Rönesans Merkezler ve Çeperler, Uygar Abacı (çev), İstanbul: Literatür Yayınları

Şentürk, Leyla. 2012. Analitik Resim Çözümlemeleri, İstanbul: Ayrıntı Yayınları

Vasari, Giorgio. 2013. Sanatçıların Hayat Hikayeleri, Elif Gökteke (çev), İstanbul: Sel Yayıncılık