İşte şu delikanlı ne yazık ki benim oğlum! Şu da anti müstakbel gelinim...” 

Elçin Gürler’in yazdığı, Kubilay Penbeklioğlu’nun yönetip oynadığı, müzik tasarımını Orhan Enes Kuzu, dekor tasarımını Selin Ölçen, ışık tasarımını Kaan Eman, afiş tasarımını Galip Aksular, dekor uygulamasını Selçuk Yılmaz, genel sanat yönetmenliğini Mutlu İgdi’nin, yapımcılığını ise Mi Entertainment & Nova Oyun Yapımın üstlendiği Roma’da Bir Cinayet gerek rejisi, oyunculukları gerekse kusursuz sahne üstü trafiğiyle başarılı bir komedi.

Çiçek Dilligil, Kubilay Penbeklioğlu, Melek Şahin, Dilara Mücaviroğlu, Burak Uyanık içten, samimi, abartısız oyunculuklarıyla, her biri yüksek devinimli, çağdaş, dem-i tadında performanslara imza atmışlar.

Çiçek Dilligil ve Kubilay Penbeklioğlu oyunun iki eksen oyuncusu olarak, zarif, gerçekçi bir ‘güldürü act’ anlayışıyla bütünleşen jest ve mimik kullanımlarıyla, birbirinden sevimli iki yorum ortaya koymuşlar.

Kubilay Penbeklioğlu, “Islık Sever Max”, “Taziye”, Evcilik Oyunu “, “Sızı”nın ardından bilenmiş ustalığıyla, “Roma’da Bir Cinayet” oyununda, güldürü klişelerine yaslanmadan, estetik ayrıntıları dikkate alıp başarılı sahne diline yüreğinin renklerini katarak, başından sonuna dek enerjisini koruyan, bir reji anlayışıyla oyunu sahneye taşımış.

Çünkü ne de olsa her yol Roma’ya çıkar, her kaybeden de mutlaka aşkı arar.”

Genç bir çift: Tevfik ve Melis (yoksa Kezban mı, desem?) 

Eski bir çift: Füruzan ve Hakkı.

Yeni bir çift: Bendegül ve Hakkı.

Roma’da ölen, yeniden hayat bulan aşk molekülleri, tek tek açığa çıkan gerçekler.

Avukat Hakkı Eroğlu ne diyordu?

Ömür boyu, sonsuz mutluluklar! Ama mutluluğunuz hiçbir zaman çoğalmayacak. Hatta yavaş yavaş azalacak! Unutmayın ki, paylaştıkça çoğalan tek şey nefrettir, evlendiniz, mutlusunuz, balayına çıktınız. Harika! Seni seviyorum karıcığım, bende seni kocacığım. Düşmanları çatlatmak için honeymoon hastagiyle birkaç mutlu selfie! Eve döndünüz, yeni eşyalar… Hepsini kredi çekerek bile olsa dizdiniz! Ne de olsa kutsal kurum evlilik! Ayaklarınızı uzattınız! Balayı sonrası yoruldunuz. Malum! Bir an o yorgunlukla evli olduğunuzu unuttunuz. Kendinize soğuk bir şeyler koymak istediniz, usulca mutfağa doğru yürürken… Karınız o tatlı sesiyle seslendi ‘ Hayatım benimkinde buz olmasın! ‘ O zaman ufaktan nefretinizin tohumları başlar. Çünkü insan sadece kendini düşünür! İşte o an! Kıskandırmak için selfie çekip yüklediğiniz düşmanlarınızın aslında sizin müttefiğiniz olduğunu anlarsınız! Çünkü onlar özgür! Çünkü onlar sadece kendilerine soğuk bir şey koymak zorunda! Sizse effaf kelepçelerle o dört duvar arasına bağlandınız, kurtuluşunuz çok zor! İşte o noktada ben devreye girerim! Kurtarıcı, Cebrail, Tanrı’nın eli… Hayır maradona gibi değil. Ama biraz maradona gibi de işte be! Sizi hapishanenin içinden alıp yeniden gökyüzünü görmenizi sağlayacak ruhani kişi! Kurtarıcı! Ben.. Hakkı Eroğlu… Boşanma Avukatı! Tek celsede hallederiz. Merak etmeyin, siz yeter ki boşanmayı isteyin! Bir haftayı geçen her evlilikte boşanma gerekçeleri vardır. İşin püf noktası, evlilik için zemin bulup bulmaya devam etmektir. Onu da ben yaparım, güzel de yaparım.”

Elçin Gürler’in “Gabo İllias”ta olduğu gibi, yine safkan oyunculuğa, yüksek tempoya dayalı, her türlü derme çatmalıktan uzak teksti, hiç kuşkusuz, günümüzün sabun köpüğü güldürülerinden çoook farklı bir düzlemde.

Kısaca, “Roma’da Bir Cinayet” özenli oyunculukları, düzeyli ve dinamik rejisi, kostüm, dekoru, ironik saptamaları ile şık, sevimli, sahneden seyirciye taşan enerjisiyle izleyicisini mutlu edecek bir oyun.