Elçin Gürler’in yazdığı, proje danışmanlığını Ahmet Sami Özbudak, yapımcılığını Monologlar Müzesi ve Asmalı Sahne’nin üstelendiği, yönetmenliğini Tamer Can Erkan’ın yaptığı Gabo İllias‘ı izledim.

Oyun başlar başlamaz, güvenlik görevlisi İlyas Bekiroğlu ile Yozgat Tren İstasyonu’nda karşılaştık.Bir an birbirimize baktık. Işıklar karardı, tek bir spot aydınlığı düştü sahneye. Söze kendini tanıtarak başladı.

Yirmi dokuz yaşındaydı. Ruhuna daha o yaşta “yüzyıllık yalnızlık” çökmüştü. Kaç “Kırmızı Pazartesi”den geçmişti, bilseniz. Hayatta yedek olmak düşmüştü hep payına. Nenesinin koyduğu ismi bile yaşatamamıştı, düşünün. Tek bir ödülü vardı : Vaktiyle çalıştığı hamburgercide ayın elemanı seçilmişti İlyas. Hepsi bu!

Özellikle belirtmeliyim ki, Lütfi Can Bulut’un sahici ve inandırıcı İlyas yorumu izlenmeyi hak ediyor.

Oyun sonrası Elçin Gürler ile konuştum.

Pınar Çekirge – “Takma Kirpikler”, “Aliya”, “Roma’ da Cinayet’in ardından “Gabo İllias”…Yine farklı bir konu. Sahi, kim bu “Gabo İllias”?

Elçin Gürler – İlyas, her gün gördüğümüz ancak hayatını pek de merak etmediğimiz sıra dışı bir adam. Yirmi dokuz yıllık yaşama pek çok hikâye sığdırmış ve bu topraklarda yaşadığı için her gün yeni hikâyeler ekleyecek gerçek bir kişi. İlyas ya da İllias ya da Elyasa. Her kim olursa olsun aslında hepsinin geçmişi aynı. Bir metro güvenlik görevlisinin aklından geçenler bizi bazen güldürüyor, bazen şaşırtıyor bazen de İlyas’ın her şeye rağmen hayatta kalma mücadelesi kendi hayatımızla yüzleştiriyor.

Pınar Çekirge – İlyas, Gabriel Garcia Marquez’ı okurken aslında kendi Yozgat hikâyesiyle özdeşlik kuruyor. 

Elçin Gürler – Biz de İlyas’ın hikâyesinde kendi hayatımızla böyle bir özdeşim içinde buluyoruz kendimizi. İlyas, için Gabo bir noktada babası gibi gördüğü biri; oyundan çıkanlar için de İlyas artık görünür, bildik biri hâline geliyor. İlyas belki hiçbir zaman Kolombiya’da Gabo’nun yürüdüğü sokaklarda dolaşamayacak ancak biz Yozgat’tan kalkan kompartımandan Kolombiya’daki Bolivar Meydanı’na ulaşıp bir vakitler Gabo’nun dolaştığı sokaklarda dolaşacağız. Aslında ötekileştirme, namus, din üzerinden sömürü, insanın insanlığını kaybetmesi ister insanın olduğu her yerde var. Mekânlar, zamanlar, diller değişse bile İlyas’ın ya da İllias’ın hikâyesi değişmiyor. Gabo İllias, benden çıkan bir karakter olsa bile bazen hayatımdaki kırılma anlarında şunu diyorum, İlyas bile yaşadıklarına rağmen hayatta tutunacak masum ve komik bir yer buldu. Nefes almak için bir sebep. Hayallerine ulaşamasa bile güvenlik noktasında elindeki Gabo kitabıyla bulunduğu yerden uzaklaştı. O bile yaptıysa ben de İlyas’ın cesaretinden güç alabilirim!

Pınar Çekirge – Yazdığın eserin sahneye taşınması nasıl bir duygu ? – Monologlar Müzesi ve Asmalı Sahne ile yollarınız nasıl kesişti? 

Elçin Gürler – Gabo İllias; yazar, oyuncu ve yönetmenin ayrı kimlikler yerine tam bir ekip şeklinde buluştuğu bir proje. Metnin rejiden ziyade doğal akışında durarak sahnelenmesi hem yönetmenimiz Tamer Can Erkan’ın hem de Gabo İllias karakterine hayat veren Lütfi Can Bulut’un başarısı. O yüzden sahneleme ve kağıt üzerindeki metin bir oyundan çok adeta yaşayan bir karakter şeklinde sahneye taşındı. 

Pınar Çekirge – İlginç…

Elçin Gürler – Proje, Ahmet Sami Özbudak’ın yaptığı Monologlar Müzesi Festivali kapsamında geçtiğimiz haziran ayında ‘Tanıdık Sesler’ Bölüm’ü için yazmıştım. Yazarken sadece Monologlar Müzesi’nde kalacağını düşünmeden İlyas’ın hikâyesini uzun yazmıştım. Sanki içimden bu hikâyenin uzayacağını hissediyormuşum, diyelim.

Gabo İllias ilk kez Monologlar Müzesi Festivali kapsamında sahnelendi. Buradaki versiyonu sadece on beş dakikaydı. Ancak seyircilerin İlyas’ın hikâyesinin devamını merak etmeleri, oyuncu- yönetmen- yazar birlikteliğinin adeta tek ses gibi bir ekip hâline gelmesi ile Ahmet Sami Özbudak danışmanlığında Monologlar Müzesi ve Asmalı Sahne orta yapımıyla sezonda uzun olarak sahneleniyor. Bu noktada Ahmet Sami Özbudak’a her daim yeni metinlerin peşine hem yazar olarak hem destek olarak düştüğü için teşekkür ediyorum. Metni sahiplenen Tamer Can Erkan’a ve adeta 

Gabo karakteri olan Lütfi Can Bulut’a da! Oyun o kadar yaşayan bir hâlde ki hâlâ her oyun çıkışı üzerine konuşuyor, düşünüyor, sahneleri uzatıyor, prova yapıyor ve her oyunda bir üst versiyona ç çıkarak İlyas’ın hikâyesini yaşatıyoruz. 

Pınar Çekirge – Yazar ve Yapımcı Elçin Gürler bu sezon üç eserle izleyici karşısına çıktı. Uzun bir ara oldu aslında. Aliya”dan sonra salgın dönemi girdi. Ve dediğim gibi üç oyunla dönüş yaptın. Önce yazarsın sonra yapımcı mı? Bu iki farklı kimliği bir arada taşımak, desem….

Elçin Gürler – İkisi de sahnenin arka planında bir iş olmasına rağmen bence birbirlerini besleyen, geliştiren ve daha iyi ne yapabilirimi destekleyen işler. Ancak ben kendimi bir kimliğe oturttuğum zaman yazar ve yapımcıdan ziyade tiyatro emekçisi olarak tanımlamayı sanırım daha doğru buluyorum. Bu tiyatro sezonuna da tüm yaşadığımız acı şeylere rağmen teşekkür ediyorum, bana yeni arkadaşlar, emekçiler, yeni salonlar ve yeni seyircilerle buluşturma fırsatı kazandırdığı için. İyi ki tiyatro var! İyi ki hâlâ bu topraklara ait hikâyelerin izini sürüyoruz.

Gabo İllias, sezonun görülmesi gereken oyunlarından biri.