Can can çikolata

Hani bana limonata

Limonata bitti

Hanım kız gitti.

-Nereye gitti?

-İstanbul’a gitti.

-İstanbul’da ne yapacak?

-Terlik pabuç alacak.

-Terlik pabucu ne yapacak?

-Düğünlerde şıngır mıngır giyecek.”

Bazı anlar, “tesadüf” olmaktan çıkıyor çoğu zaman benim için. Belki de yaş aldıkça ben daha da anlam yüklüyorum, bilemiyorum. Bu tekerleme yeğenim Duru’nun birinci sınıfa giderken -kardeşinin de adının Can olması nedeniyle- sürekli söylediği hatta peş peşe söylerken de ses şiddetini yükselttiği için bizi gülümsettiği bir tekerlemeydi. Biz, tekerlemeyi tek çırpıda söylemesini takdir ederken onun bağırdığı için kıpkırmızı olan minik suratına gülümsüyorduk. O da bizi memnun ettiğinden emin bu sahneyi defalarca tekrarlıyordu. Yorulup durduğunda rahmetli babam bana göz kırparak “Can can” diyor ve Duru yine tuşuna basılmış gibi tüm tekerlemeyi söylüyordu.

Böyle girdi hayatıma Süleyman Bulut. Geç tanıdım ama anladım ki bu tanışıklığı “tesadüf”lerin güzelliği doğurmalıymış. Yeğenimle birlikte Süleyman Bey’in birçok kitabını okuma fırsatı yakaladım. Sonra…

Sonra güzel bir haber geldi. Süleyman Bey’in “Pullarla Atatürk” kitabı 29 Ekim 2020’de okurlarıyla buluşacaktı. Pullarla Atatürk’ün hayatı ve mücadeleleri anlatılıyordu. Yayınevi aracılığıyla ulaştığım kitabı defalarca inceledim. Heyecanım her sayfada katlandı.

Büyük emek ile hazırlanmış kitaba dair sorularıma zaman ayırdığı için Süleyman Bulut’a ve Can Çocuk Yayınlarına teşekkürlerimle.

Fotoğraf: Doğan Gündüz

Yeni kitabınızı tebrik ediyorum. Mektup bir iletişim aracı olarak maalesef süresini doldurdu. Bunun neticesinde “pul” da artık ulaşabildiğimiz ya da ihtiyaç duyduğumuz bir şey değil. Ancak çocukluğumuzda birçoğumuz sizler gibi pul koleksiyonu yaptık. Ben üzülerek söylüyorum ki bu merakıma sahip çıkamadım. Biriktirdiğim pullarımı ne yaptığımı dahi hatırlamıyorum. Şimdi ise internet çağında yaşıyoruz. Ancak siz bir geleneği yaşatmanın yolunu buldunuz böylece. Görselliğin bu denli önemli olduğu yıllarda görsellikle bilgiyi birleştirerek Atatürk’ü çocukların kendi çağına uygun olarak öğrenmesini sağlayacaksınız. Bugün bizi adeta baş ucu kitabımız hâline gelebilecek bir kitapla buluşturdunuz. Atatürk’ün biyografisini pullarla anlatma fikri nasıl doğdu?

Teşekkür ederim… Şöyle özetleyeyim: Bizi evlerimize kapanmak zorunda bırakan salgının ilk ayıydı… Bartın’da yaşayan kardeşim aradı. “Dışarı çıkamayınca yıllardır tasnif edilmeyi bekleyen pul defterlerimi serdim ortaya, Atatürk pullarını görünce bunlardan bir şey yapılabilir mi diye sana bir sorayım istedim,” dedi. Kardeşimin epeyce bir pul defteri olduğunu, pulcularla ilişkisini devam ettirdiğini biliyordum. Benim de pul merakım vardı ama zaman içinde zayıflamış, kütüphanemin yıllarca yerinden kıpırdatılmayan bir köşesine bırakılmış pul defterleri arasına sıkışıp kalmıştı. Soruya verdiğim cevap olumsuzdu önce. Atatürk pulları kitabı yapılabilir ama bunun bir özgünlüğü yok, dedim. Konuşmadan sonra kendi pul defterlerim takıldı aklıma. Uzun aramalardan sonra kütüphanemin unutulmuş bir köşesinde buldum onları. Baktım, onların arasında da Atatürk pulları var… Pullara bakarken, özgün bir çalışma yapılabilir mi, ne yapılabilir diye düşünmeye başladım. Sonunda bir Atatürk pulları kitabı değil ama Atatürk’ün hayatını pullarla anlatmanın özgün bir çalışma olabileceği fikri uyandı bende. Bunun için eldeki pullar yeterli miydi, peki? Kardeşimle pulları internet üzerinden karşılıklı paylaştık. Düşündüğüm gibi bir çalışma yapmak için elimizde epey pul olduğu görülüyordu ama eksikler de vardı. Onlar olmadan böyle bir çalışma tamamlanmış olmazdı. Kardeşim, “O eksik pulları piyasadan buluruz, alırız,” deyince çalışmaya başladık. 

Eserinizi oluştururken tarihsel süreci eksiksiz sunabilmek için nasıl bir çalışma yöntemi izlediniz?

Atatürk’ün hayatının tarihsel olarak sıralanması bu çalışmanın belki de en kolay yanıydı. Atatürk hakkında 7-8 kitap yazmış biri olarak hayatını neredeyse gün gün biliyordum. Sorun, o tarihsel anlara ve günlere uygun pulu bulmaktı. Bu yüzden, önce sadece çocuklar için yapalım dedik. En fazla elli altmış madde de Atatürk’ün hayatını çocuklara anlatmamız mümkündü. Bunların pulları da elimizde vardı. Ama kardeşim, hangi tarihsel an’ı söylesem onunla ilgili pullar, hatta Osmanlı pulları, İngiliz, Fransız, Yunan sürşarj pulları da bulunca çocuklar için ayrı, büyükler için ayrı yapabileceğimizi gördük. Tam pulunu bulamadığımız üç – beş maddeyi, konuyla dolaylı bir ilgisi bulunan pullarla anlattık. Söz gelimi evlenmesi… Latife Hanım’la böyle bir pulları yoktu. Kitaba evlenmesini koymamakta da büyük eksiklik olacaktı: İzmir’de evlendikleri için İzmir pulu kullandık.

Pulların altına yazdığınız bilgileri oluştururken o olayın en kilit noktasını vermeyi yani bir anlamda çocukların anlamasını sağlayacak yalınlığı nasıl başardınız?

Bu da çalışmanın en kolay yönlerinden biri oldu. 40 yıldır çocuklar için yazan biri olarak, özünü kaybetmeden konuyu bir iki cümlede ifade etmek benim için çok zor olmadı. Zor olmadı diyorum ama, o kısa metinleri 5-6 kez yeniden yeniden yazdığımı da belirtmeliyim. O kolaylık, böyle bir çalışmayla elde edilebilen bir kolaylık…

Ön söz kısmında kardeşiniz Hacı Bey’in koleksiyonundan yararlandığınızı belirtmişsiniz. Atatürk’ün hayatının tüm anları pul olarak sizde var mıydı yoksa başka koleksiyonerlere de başvurmak durumunda kaldınız mı?

Yukarıda belirttiğim gibi ilk fikir ondan gelmişti. Kullandığımız pulların çoğu da onun pul defterlerinden; ama çalışma ilerledikçe, elimizde olmayan ama kitapta olması gereken pulların olduğu ortaya çıktı. Eksik pulların nerelerde bulunabileceğini (koleksiyonerlerden değil, onlar koleksiyonlarını bozmak istemezler, haklı olarak) hangi pul dükkanlarından, hangi sitelerden alınabileceğini kardeşim araştırdı, buldu. İstanbul’un işgaliyle ilgili pullar lazım diyordum, kardeşim piyasadan buluyor, bana fotoğraflarını çekip gönderiyor, ben, şu pullar işimize yarar deyince onları satıcılardan alıyordu. Zaten kardeşimin bu yönü olmasa, böyle bir çalışmaya dünyada cesaret edemezdim.

Kitabın başlığında “Pullarla Atatürk Hayatı ve Mücadelesi” yazsa da özel hayatından doğduğu ev, annesi, babası ve kız kardeşi hakkında kısa bir bilgiden sonra askeri hayatı üzerine yoğunlaşıyorsunuz. Özel yaşamına dair çok detaylı bir pul çıkarılmayacağının farkında olmakla birlikte Atatürk’ün hayatının bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile özdeş olduğunu da düşünüyorum. Cumhuriyet’in kuruluşuna, milletin kurtuluşuna adanmış bir yaşam sürüyor. Siz de bu bilgileri temel alarak mı biyografinizin sınırlarını çizdiniz?

Tamamen öyle… Atatürk’ün hayatı Osmanlı’nın son dönemi, Kurtuluş Savaşı dönemi ve Cumhuriyet’i özetleyen bir hayat. 1911 Trablusgarp Savaş’ından itibaren pek çok önemli olayda onu görüyoruz. Çanakkale’de, Doğu’da, Suriye’de… Sonra Samsun’a çıkarak başlattığı kurtuluş mücadelesi, Erzurum, Sivas kongreleri, Meclis’in açılması, Cumhuriyet’in kurulması, devrimler… Evlenmesini bile yapacağı devrimleri – burada kadının toplumsal hayata katılması- düşünerek yapan bir önderle karşı karşıyayız.

Eserin içeriği kadar pulların dijital olarak kusursuz aktarılması da dikkatimi çeken bir diğer özellik. Pulların bunca zaman titizlikle muhafaza edildiğini düşünüyorum. Ancak yine de bunları kitaba basarken bozulmalar olabilir, netlik ya da renk problemleri gibi teknik sorunlar olabilirdi. Bu süreci nasıl bu kadar kusursuz yürütebildiniz?

Biz pulları seçerken en temizini bulmaya çalıştık elbette. Yine de bir iki pulda küçük hasarlar vardı. Baskıya hazırlanma sürecindeki başarı ise Can Yayınları teknik ekibinin deneyim ve ustalığı… Mehmet, Ata ve Güneş’e bir kere daha teşekkürler. Epey nazımızı çektiler.

Ben kitabınızı baştan sona okuduktan sonra bir de sadece pulları inceledim. Pulların resmedilişindeki naifliği görünce orada da bir hikâye anlatıcılığı yattığını gördüm. Tarihi bilgilerinizi görsellikle özetleyebilen bir hikâye anlatıcılığı söz ettiğim şey. Ne dersiniz değerli hocam pullar, güzel sanatların bir parçası mı sizce?

Hem de nasıl… Pulların pul ressamları tarafından tasarlandığını ben de ilk kez, pulların künye bilgileri için PTT ya da özel kişilerin yayınladığı pul kataloglarını tararken öğrendim. Özel bir önem verilmiş yani. Kitapta pulların künye bilgilerine yer vermedik çünkü konu o değil; ama Osmanlıca ya da İngilizce, Yunanca pulların açıklamalarını yaptık, anlaşılması için. Bu arada, üzerinde çok düşünülmeden hazırlanmış pullar da var elbet; bunları hemen fark edeceksiniz ama çok çok az…

Atatürk’le ilgili bir şey okurken ya da izlerken bir hayli duygulanıyorum. Bursa Senfoni Orkestrasının birkaç yıl önce 10 Kasım’da Atatürk’ü anmak için hazırladığı programı gözyaşları ile izlemiştim ki kitabınızdan da öğrenebileceğimiz gibi Atatürk’ün devrimlerinin içinde öncelikli olarak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasını kurmak yer alıyor. Siz yılların birikimine kelimelerinizle can verdiniz. Kitabınızı hazırlarken hissettiklerinizi açıkçası çok merak ediyorum.

Kardeşim de ben de çok heyecanlıydık… Atatürk’ün hayatını, şimdiye kadar yapılmamış bir yolla, pullarla anlatacaktık. Kitapta olması gerekir diye düşündüğümüz bir pulu bulduğumuzda, telefonda çığlıklar atıyorduk. Çok istediğimiz halde o sevinç çığlıklarını atamadığımız, bir iki pul var, onların izini sürmeye devam ediyoruz, mutlaka edinip daha sonra kitaba koyacağız. Şunu da belirteyim, çalışma ilerledikçe bu kitabın sadece okunan değil, daha çok bakılan, tekrar tekrar bakılan bir kitap olması gerektiğini hissettik. Sayfaların görsel ve metin tasarımlarını bunu düşünerek yaptık.    

Sizden de bir pul çalışması yapmalarını isteseler siz Atatürk’ün hangi anını resmetmek isterdiniz?

İki günün ya da anın pulunu yapmak isterdim…

Birincisi 25 Ağustos 1924’te, Ankara’da, Öğretmenler Birliği Kongre üyelerinin verdiği çayda, öğretmenlere, “Hiçbir zaman unutmayın ki, Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister!” diye seslenişi…

İkincisi, 22 Eylül 1924’te Samsun İstiklal Ticaret Mektebi’nde, öğretmenlerin verdiği çayda söylediği o ünlü cümle: “Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarmak için en hakiki mürşit, ilimdir, fendir!”