Kategori

Edebiyat

Diğer Yazılarımız Edebiyat

Loui’nin Rüya Treni

Loui, küçük adımlarla koridorda koşup merdivenlerden yukarı çıktı. Annesinin çalışma odasına girdi. Loui’nin çalışma odasına girmesi yasaktı. Annesi çalışma odasının anahtarını koridordaki büyük çini vazonun altına koyardı, bazen de vazonun arkasına gelişigüzel bırakırdı. Bu defa anahtarı kapının üstünde unutmuştu. Küçücük…

Yazıyı göster
Diğer Yazılarımız Edebiyat

Sonbahar, Deniz, Bir Ad

Sonbahar. Denizin yanındaydı, kıyıya yaklaşıp uzun uzun derinlerinde bakıştığı deniz. Mavi iyot kokulu, tatlı tebessümler gibi köpükleri, köpüklerden yayılan güz sarhoşluğu. Başını kaldırdı, Üçüncü Boğaz Köprüsü. Griye yakın bir maviydi deniz o gün. Bir martı geçti üzerinden, kanatlarının altından baktı….

Yazıyı göster
Diğer Yazılarımız Edebiyat

Kendini Göremeyen “Ben”

‘‘Kendimizi başkalarının gözünden görebilseydik derhal ortadan kaybolurduk.’’[1] Emil M. Cioran’ın doğmuş olmanın “trajedesini” ilmek ilmek işlediği kitabı Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne’de yer alan bu cümleyle karşılaştığımdan beri, çeşitli zaman ve yoğunluklarda, kendimi başkasının gözünden gör(ebil)me deneyimi üzerine düşünüyorum ve de…

Yazıyı göster
Diğer Yazılarımız Edebiyat

Tuzun Gölgesi

Otorite, bebeği bulmak için bütün evrende arama başlatmıştı. Fakat bebeğin sesini Analayzer adamlar duyamadıkları için bir türlü bulamıyorlardı. Suyun gölgesinde yaşayanlar eğer otorite özgürlüklerini geri verirse, bebeği bulabileceklerini söylediler. Otorite buna inanmasa da başka seçeneği olmadığı için kabul etti. Çünkü…

Yazıyı göster