Uykunuz var mı? Bu yazıyı okurken işteyseniz, uykunuz da varsa okuma işini akşama bırakın, derim. Zira bugün sizi biraz esnetip gevşetecek şeylerden bahsedeceğim. Biliyorsunuz bizim ülkemizde iş yerinde uyumak çok da hoş karşılanır bir şey değil. Ama bir süre evvel Japon kültürü üzerine denk geldiğim bir makalede öğrendim ki Japonya’da iş yerinde, toplu taşımada, ulu orta caddede ve hatta mecliste uyumak çok normal karşılanıyormuş. Japonlar işkolik bir millet olduğu için uzun saatler boyunca çalışıyor ve bu yüzden işte uyumak aslında onlar için o işe çok emek verdiğinin bir göstergesi sayılıyor. Dolayısıyla da uyuyan insana saygı duyuluyormuş. Hatta bu davranışa bir isim bile vermişler: inemuri. Bu kelime “orada bulunmak, uyumak” anlamına geliyor. Yani sosyal ortamını bozmadan, ayaküstü yapılan kestirme gibi. İnemuri üzerine okuduğum yazıyı şöyle bırakıyorum; http://news.bbc.co.uk/2/hi/uk_news/magazine/7114661.stm

“Yani Japonların ‘inemuri’ alışkanlığını tembellik belirtisi olarak görmemek gerek. Rutin görevlerini yerine getirmek uğruna, kısa süreliğine o ortamdan uzaklaşma halidir.”

İnemuri sadece benim dikkatimi çeken bir şey değilmiş. On beş senedir Japonya’da yaşayan İngiliz fotoğraf sanatçısı ve yönetmen Adrian Storey de gün içinde karşılaştığı bu manzaraları fotoğraflayıp “Let the Poets Cry Themselves to Sleep” (Bırak Şairler Ağlarken Uyuyakalsınlar) isimli bir sergi açmış. Adrian Storey bu çalışmasını Japonya’da çekmiş ama aslında günümüz toplumunda uzun saatler boyunca çalışmak durumunda kalan insanların ortak sorunu olarak görüyor. Tabii iş yerinde uyuma hususunda her ülke Japonya kadar müsamahalı değil, orası ayrı.

1972 doğumlu Storey uzun yıllardır yaşadığı Asya’da pek çok sergi açmış ve sayısız belgesel çekmiş ödüllü bir sanatçı. Her ne kadar kendisinin lakabı “uchujin (yabancı, başka ülkeden gelen)” olsa da o Doğu kültürüne oldukça alışmış gibi duruyor. Bunun dışında özellikle Afrika’da çektiği fotoğraflarına da bir bakın derim. Farklı kültürleri deneyimlediği için gerçekten vizyonu çok geniş bir sanatçı. Eğer hem diğer eserlerini hem de belgesellerini görmek isterseniz kendisine http://www.uchujin.co.uk/ ‘dan ulaşabilirsiniz. Ayrıca sanatçıyı instagramda’da da takip etmek isterseniz profili şöyle; https://www.instagram.com/uchujinfilms/

“Bir araştırmaya göre Japon şirketlerin yaklaşık dörtte birinde işçiler, ayda 80 saatten fazla çalışıyor, çoğu zaman maaş alamıyor. Çalışanların yüzde 12’si, ayda 100 saati aşıyor.”

Bu arada inemuri üzerine konuşmuşken size Japonya ile ilgili bir diğer enteresan şeyden daha bahsetmek istiyorum; karoshi. Karoshi kelimesi Japoncada “aşırı çalışmaktan ölmek” anlamına geliyor. Zaten bir dilde böyle bir kelimenin var olması bile ürkütücü. Haliyle yılda yaklaşık beş yüz insanın çok çalışıp az uyuduğu için öldüğü bir memlekette sokakta uyuyan insanların fotoğraf karelerine yansıması kadar olağan bir şey yok. Karoshi nedir diye merak edenler için; http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40135173

“İlginç olan başka bir şey de çocuklarla birlikte yatma olayı. İngiltere’de ebeveynlere, kendi başına uyumayı öğrenmeleri için bebeklerini ayrı odada uyutmaları salık verilir. Japonya’da ise tam tersi, çocuklar okul çağına gelinceye kadar ebeveynleriyle aynı odada yatar; böylece çocuğun bağımsız ve sosyal olarak sağlam bir birey haline geldiğine inanılır. Belki de bu kültürel şekillenme Japonların kamu alanlarında, başkalarının yanında uyumayı normal görmelerine neden oluyor. Örneğin 2011’deki tsunami felaketinin ardından büyük sığınaklara toplanıp birlikte uyuyan Japonlar, kendilerini böyle daha rahat ve güvenli hissettiklerini söylüyordu.”

Adrian Storey’in bu sergideki diğer fotoğraflarını da sizlerle paylaşıp ben de uyumaya gidiyorum. Vaktiniz olursa kendisinin belgesellerine de mutlaka göz gezdirmenizi tavsiye ederim.

Yeni haftaya dinlenmiş, arınmış ve zinde girmek umuduyla sevgili okur.