Sorularımı tasarımcı Murat Yılmaz, Pınar Kazma, Utku Lomlu, Hamdi Akçay ve Serkan Yolcu’ya yönelttim.

Birgül Sevinçli: Kapağını tasarladığınız kitabı tasarım öncesi okur musunuz? Tasarlama öncesi yaratım süreci nasıl gelişiyor?

Murat Yılmaz: Genellikle okuma fırsatı bulamıyorum. Editörün anlattıklarında ve arka kapak yazısında kitabın konusunu, “özünü” arıyorum. Kitabı tek cümleyle anlatabildiğimde, o cümleyi bir metaforla görselleştirmeye çalışıyorum. Bu görsel bence amblem gibi, sade ikonik ve buluş taşıyan bir görsel olmalı. Aynı zamanda kitabın türünü, ruh hâlini de yansıtmalı. Süreç bazen çok kısa bazen de oldukça uzun olabiliyor. Kitabın adını sürekli aklınızda taşıdığınız kağıtlara sürekli eskizler karaladığınız bir dönem oluyor.

Pınar Kazma: Evet, kapağını tasarlayacağım kitabı okurum. Hatta okumamı bitirdiğimde tasarımım da aklımda şekillenmiş olur. Kapağını tasarlayacağım metni okurken çoğu zaman biliçsizce bir “şey” ararım, aradığım o “şey” nedir, neye benzer? Hiçbir fikrim olmaz, hem okurum hem de dinlerim. Okuduğum metni aynı zamanda zihnimde dinlerim, metnin o sırada okur olan bende yarattığı etkiyi dinlerim, bazen “şeyle” metnin içinde değil, o metnin benim zihnimde yarattığı etkinin içinde karşılaşırım ve onu bulduğumda aniden zihnimde bir görüntüye dönüşür ve yine zihnimde yeniden yeniden şekillenir, bir noktada “hah” derim, o an gelinceye kadar sadece beklerim, zihnimde tasarlanıp bitmesini beklerim. Gerisi ‘hah’ın bilgisayar karşısına oturup yaptığım ince işçiliğidir. Şey’den hah’a bulduğum fikir, oluşturduğum tasarım, kitabın içeriğine, konusuna dair temsili bir resim çizmek değildir, bence olmamalıdır. Süreç bende böyle çalışıyor.

Utku Lomlu: Maalesef bu pek mümkün olmuyor. Bir ay içerisinde hatırı sayılır bir sayıda kapak tasarlamam gerekiyor. Bu nedenle de editörün göndermiş olduğu brief ve yönlendirmeler çoğunlukla belirleyici oluyor

Hamdi Akçay: Yayın programımız genelde çok yoğun oluyor, bu yoğunlukta kitapları okuyup ona göre tasarım yapmak da imkansızlaşıyor hâliyle. Editörler yayımlanacak kitaplar hakkında, tasarım yaparken bize yardımcı olacak özet bilgileri veriyorlar ya da bazen doğrudan bir fikirle gelip kitabın tasarlanmasına yardımcı oluyorlar. Editör ve tasarımcı arasındaki iletişim ne kadar iyi ilerlerse ortaya da o kadar iyi tasarımlar çıkıyor.

Serkan Yolcu: Çoğunlukla aynı anda birkaç kitap üzerinde çalıştığım için, kitapların tümünü okuma fırsatına sahip değilim. Kitabın editörü ile konuşup ayrıntılı bir brief ile ilerliyorum. Yaratım süreci dediğimiz süreç, bazen günlerce sürebilir bazen de anlık fikirlerle ortaya çıkabilir. Kendi adıma, karakterine, konusuna ya da anlatım biçimine kendimi daha yakın hissettiğim, beni bir şekilde yükselten kitapların, kapak tasarımlarının daha iyi sonuç verdiğini gözlemliyorum.

Murat Yılmaz

Birgül Sevinçli: Kitabı bir estetik nesne olarak da görmek için kitap kapaklarında neleri, nasıl göz önünde tutmak gerekir? 

Murat Yılmaz: Görsel çözümleme illüstratif ya da fotoğrafla olabilir. Ya da tipografik. Kapağın estetiği bu çözümlemelerin başarısına bağlı. Art direction denilen olgu devreye giriyor. Bu alan biraz metafizik. Fikir çok iyi de olsa, kötü bir illüstrasyon, kötü tipografi ya da fotoğraf kullanımı, sonucu başarısız kılar. Baskı sırasında kabartma, lak, varak, kağıt seçimi gibi teknik birtakım olanakları da kullanabilirsiniz. Ama bu sorunun cevabı aslen tasarımcının yeteneğinde gizli.

Pınar Kazma: Kitap form olarak zaten çok estetik bir nesne. Formalar hâlinde katlanmış ve kesilmiş kağıtların bir cilt ve dikişlerle bir arada tutulduğu çok şık bir nesne, bir tasarım harikası. Benim tasarımcı olarak ilk dikkat ettiğim zaten estetik olanı bozmamak sanırım, -ihtiyaçtan fazla- müdahale etmemek. Tasarımıyla aylarca uğraşmış olsam bile kendiliğinden olmuş, o kitabın tasarımı zaten hep oymuş gibi hissi okuyucuya vermek.

Utku Lomlu: Her şeyden önce, hiyerarşi, denge ve bütünlük gibi temel tasarım prensiplerini. Ve tabii tasarımın metinle ilişkisini.

Hamdi Akçay: Temel tasarım ve tipografi kurallarına hâkim olmak ve bunları uygulamak gerekiyor her zaman için. Kullanılan tasarım ögeleri birbiriyle bir uyum ve denge içinde olmalı. Kitabın içeriğine uygun bir tasarım için nasıl bir font kullanılacağı, hangi renklerle çalışılacağı iyi belirlenmeli. Okunmayan bir kitap adı ya da anlamsız görseller okurun ilgisini de çekmeyecektir.

Serkan Yolcu: Kitabın estetik bir nesne olarak görülmesi günümüzde oldukça yaygın bir hâle geldi. Bu fikre çok yakın durmasam da tabii ki estetik kaygılar gözetilerek hazırlanan kapak tasarımları her zaman daha albenili oluyor. Bunun için tipografik yerleşim, renk kullanımı, fotoğraf ya da illüstrasyon kalitesi gibi onlarca etken sayabilirim.

Birgül Sevinçli: Son yıllarda gelişen teknolojinin kitap kapağı tasarımında etkin rol oynamasıyla çeşitliliğin arttığını, internetin getirdiği araştırma yapma imkânının, dünyadaki gelişmeleri takip imkânının daha çok özgürleşme alanı yarattığını söyleyebilir miyiz?

Murat Yılmaz: Evet, teknolojiyle birlikte grafik tasarım değişiyor, evrimleşiyor… Artık hareketli, multidisipliner bir sanat olma yolunda. Teknoloji uygulama aşamasında yepyeni araçlar ve anlatım olanakları sunuyor. Bu da “düşünme” sürecinde de mutlaka büyük özgürlük yaratıyor. Ama sonuçta tasarımcı, problemiyle baş başa çalışır. Bu fikir aşamada yaşanan karın ağrısını engelleyecek bir teknoloji yok hâliyle. Bir de internette özgürleşelim derken, benzeşmemeye dikkat etmek lazım.

Pınar Kazma: Bir özgürleşme alanından söz etmek mümkün. Bilgisayar ve internet teknolojisi tasarımcıların temel araçları. Tasarımcılara tasarımı oluşturmak, sunmak ve yaygınlaştırmak için müthiş bir hız ve erişim avantajı sağladı, sağlıyor. Diğer taraftan kullandığımız tüm uygulamalar, tasarım programları hızla değişiyor, her sene yeni tasarım araçları ekleniyor, grafik tasarımcılar da aynı aplikasyonlar gibi kendilerini bir üst versiyonlarıyla yenilemek zorundalar yani bu teknoloji denizinde özgürce sörf yapabilirsiniz ama bunun için kullanmayı bildiğiniz bir sörf tahtanız olmalı. Konu kitap kapağı tasarımı olduğu için -ki bence tasarımın her alanında geçerli- buradaki sörf tahtası, güçlü bir fikir demek benim için. Önemli olan, zor olan o fikri bulmak, kaybetmemek ve ustalıkla kullanmak.

Utku Lomlu: Maalesef. İnternetin getirdiği araştırma yapma, gelişmeleri takip etme imkânları alışılagelmişin dışında, farklı işlerle tanışma imkânı sağlamakla birlikte, beraberinde tekdüzeleşmeyi, birbirinin bir benzeri işleri sıkça görmemizin önünü açıyor.

Hamdi Akçay: Geleneksel yöntemlerle yapılan tasarımlar için fazlaca zaman harcanması gerekiyordu. Şimdi ise tasarımın her aşamasını bir bilgisayar ya da tabletle hızlıca yapabiliyoruz, süreç kısaldıkça çeşitlilik de arttı hâliyle. Artık tasarımcılar işlerini sosyal medya ve benzeri dijital mecralarda paylaşıyorlar, herkes bir başkasının neler tasarladığını hızlıca görebiliyor, eskiden uzun sürede değişen tasarım trendleri bu yeni etkileşimle birlikte artık çok hızlı bir şekilde değişebiliyor.

Serkan Yolcu: Kesinlikle söyleyebiliriz. Eğer elimizdeki imkânları verimli ve doğru bir şekilde kullanıyorsak edindiğimiz bilgiler tasarım dilimizin oturmasına, daha evrensel bir bakış açısına sahip olmamıza yarar. Fakat ülkemizde “özgürleşmeyi” ne yazık ki bazen “kopyalama” ile karıştırıyoruz. Bu da teknolojinin günümüz tasarım dünyasına kazandırdığı dezavantajlardan birisi tabii.

Birgül Sevinçli: Kapak tasarımında renk uyumlarına dikkat edilmeli midir? Tonların uyumu görselin akılda kalıcı olmasını sağlayan bir etken midir? Bizde kitap kapaklarında koyu renklerin daha çok kullanıldığını söyleyebilir miyiz?

Murat Yılmaz: Tabii ki… Renk kullanımı da tasarımın, estetiğin parçası ve önemli. Mutlaka renk armonisinin akılda kalıcılıkla da bir ilgisi var. “Güzel” olan bir nesne elbette fark edilir, hatırlanır. Bizde kitap kapaklarında koyu renkler daha mı çok kullanılıyor? Açıkçası bilmiyorum. Böyle bir izlenimim olmadı. Ama yayıncı bir arkadaşım beyaz zeminli kapakların nedense daha çok satıldığından bahsetmişti. İlginç tabii.

Pınar Kazma: “Adını hatırlamıyorum ama kırmızı bir kitaptı.” Yurt dışında bir kitap dükkanı, (kütüphane de olabilir) bütün kırmızı kitapları bir araya toplayıp bu başlıkla bir stant hazırlamış. Çok zekice ve tatlı bir fikir.  Yine de ben kapağını tasarladığım kitabın adının hatırlanmasını isterim. Bu yüzden renk meselesine tasarımını yaptığım kitabın renk ihtiyacı nedir diye bakmaya gayret ediyorum. Renkler tıpkı yazı karakterleri gibi bir mesaj içerirler, kitap tasarımında renk seçimimi sadece kişisel zevkim şekillendirmemeli, renk, tasarımın gücünü destekler veya baskılar, bunu doğru kullanmak önemli. Bizdeki kitap kapaklarının daha çok koyu renk kullanımı üzerine ise hiç düşünmedim.

Utku Lomlu: Elbette ki. Sadece kitap kapaklarında da değil, görsel olan her şeyde renk uyumuna dikkat edilmelidir. Sadece tek başına renk uyumu değil belki ama iyi tasarım görselin akılda kalıcı olmasında etkendir ve renk uyumu da bunun bir parçasıdır.

Bizdeki kitap kapaklarında koyu renklerin kullanımı her şeyden önce bizim edebiyatımızla ve tabii edebiyatla olan ilişkimizle ilgilidir diye düşünüyorum. Aynı zamanda her anlamda, çoğunluk muhafazakâr ve sokağa çıktığımızda da görebileceğimiz gibi az renkli, gri yoğun bir toplumuz.

Hamdi Akçay: İlgi çekici bir kapak için tasarım ögeleri birbiriyle uyumlu olmalı, zıt kullanımlı renklerde bile bir denge olmalı, kötü renk kullanımları kitabın diğer kitaplar arasında kaybolmasına neden olabilir. Hangi renkleri kullanacağımız kitabın içeriğiyle doğrudan alakalı, bazı renkler zaman içinde belirli kavramlarla ilişkilendirildiği için renk kullanırken ister istemez bu yönde hareket etmek durumunda kalabiliyor tasarımcılar.

Serkan Yolcu: Renk uyumu herkese göre değişen bir olgu. Kuşkusuz çocukluğumuzdan beri hafızalarımıza kodlanmış, yazılı olmayan kurallara göre hepimizin aklında bir renk skalası ve uyum tablosu var. Ben renklerin hapsedilmesini doğru bulmayanlardanım. Renk tonlarının -aklımızdaki renk skalasına göre- birbiriyle uyuşmadığı birçok başarılı kitap kapağı var. Kapakları renk üzerinden okumanın da doğru bir yol olduğuna inanmıyorum. Türkiye’de koyu renklerin daha çok kullanıldığını açıkçası hiç düşünmemiştim. Bırakalım tüm renkler özgür kalsın.

Pınar Kazma

Birgül Sevinçli: Kitap kapağında kullanılan yazı karakteri önemli midir?

Murat Yılmaz: Elbette. Tipografi grafik tasarımın en önemli unsurudur. Sadece kitap kapakları için değil, grafik sanatının kullanıldığı tüm alanlarda yazı karakteri yani tipografi önemlidir. Sadece estetik açıdan değil, düşünceyi desteklemek açısından da önemli. Doğru fontu seçmek “söz” e doğru şekli vermek demektir. “Söz” fontla görünür ve güçlü hatta inandırıcı olur.

Pınar Kazma: Evet. Kitap kapağı taşıdığı görsel mesajla okuyucuyu kendine çekecek bir meraklandırma alanı olduğu kadar kitabın kendisi hakkında -önceden- bilmemiz gereken bilgiyi taşıyan bir ambalaj aynı zamanda. Bunu sağlayamak için seçilen yazı karakterinin okunabilir olması ilk ihtiyaç. Kitabın ve yazarının adı, kitabın türü varsa hangi diziye ait olduğu bilgisinin kapak üzerindeki dizilişini, okurun tüm bu bilgileri algılama sırasını belli bir okunma düzeni ile okura sunmak doğru yazı karakterini seçmekle, doğru tipografik düzeni kurmakla alakalı. Bazen kapakta kullanılan fikir tasarımcısına tüm temel kuralların dışında bir iş yaptırabilir çünkü aynı zamanda bir yazı karakteri sadece bir yazı karakteri değildir de. Örneğin “Okunamayan Mektup” adındaki bir kitaba, tasarımcı okunması zor bir yazı karakterini tercih edebilir. Bu noktadan itibaren yazı kendi işlevi dışında görsel bir malzemeye dönüşür. Tam tersi de mümkün, fotoğrafları keserek yepyeni bir font oluşturulduğunda bu sefer fotoğrafın görsellik işlevi kaybolur okunabilen bir malzemeye, bir yazı karakterine dönüşür. Bütün bu tasarım manevralarını yaparken bile kapaktaki tüm mesajları hiç zorlamadan okura iletmek, işin içinden ustaca çıkmak gerekli.

Utku Lomlu: Pek tabii. Yazı karakteri tasarımın bir parçasıdır.

Hamdi Akçay: Doğru bir iletişim için doğru fontların kullanılması çok önemli, fontların karakterleri olduğu için kullanıldığı kitaba da kendi karakterinden bir şeyler katarlar. Fantastik ve korku türlerinde genelde serifli ya da gothic fontlar kullanırken bilimkurgu türünde serifsiz ve daha dinamik fontlar kullanmak türün okura yansıtılmasında başarılı olacaktır.

Serkan Yolcu: Yazı karakteri aslında bize kitabın içeriğiyle ilgili ipucu verebilen önemli bir tasarım ögesi. Dünyada ve ülkemizde çok başarılı yazı karakteri tasarımcıları var. Gönül ister ki her kapak tasarımında o kitaba özgü bir font tasarlansın ve onu kullanalım. Tabii çoğunlukla ulaşılabilirliği zor olmayan fontlar kullanıldığı için, günümüzde özel yazı karakterlerinin değeri daha çok anlaşılmaya başlandı. Bazı kapak tasarımlarında yazı karakteri o kadar güçlü görsel bir mesaj verir ki, tasarımcı ekstra bir tasarım ögesi kullanmaya ihtiyaç duymaz. Tipografi kitap kapaklarının olmazsa olmazı. Bir yazı karakterinin kullanım şeklinin, kitabın okurda yarattığı algıyı olumlu-olumsuz yönde değiştirebileceğine inanıyorum.

Utku Lomlu

Birgül Sevinçli: Tasarımcı, logodan ambleme kadar kimliği belirleyen kuvvetleri, tasarımı ve çizgileri kitaba taşıyan olarak kitaba kimliğini veren midir?

Murat Yılmaz: Her şeyi önce gözle seçiyoruz. Görünüşümüzde kimliğimizin bir parçası olduğuna göre tasarımcının kimlik kazandırma işlevi var. Haddini aşan bir şey söylemeye çalışmıyorum. Sonuçta iyi yazılmamış, iyi edit edilmemiş bir kitap zaten okunmaz, bir bankada sırf kurum kimliği iyi diye müşteri kazanmaz. Ama iyiyseniz, iyi kimlik değerinizi katlar. Ve evet tasarımcının işi zaten kimlik yapmak.

Pınar Kazma: Elbette, bu doğru. Sadece bu kadar da değil, kitabın sayfaları için seçilen kağıda, kullanılan malzemenin dokusuna kadar kitap bir bütün olarak düşünülüp tasarlanması gereken bir nesne, kitap kapağını ayrı tanımlamak eksik kalıyor. Ben kitap kapağı tasarımı tanımlamasını bir mecburiyetten kullanıyorum. Buradaki kriter yayınevlerinin kurumsal kimliklerine uygun olarak kullandıkları şablonları oluşu. Birlikte çalıştığınız yayınevinin istikrarla kullandığı bir kitap kapağı tasarım şablonu varsa daha da detaylandırırsam; kitabın boyutları, yazar adı alanı, kitap adı alanı, yayınevi logosunun yeri gibi tanımlı alanlar söz konusu ise bu şablonun size tanımladığı alan içerisinde kalmak, bütünün kimliğini gözetmek önemli.

Utku Lomlu: Kitap kapağı kitabın yüzüdür. Tasarımcı bu yüzü meydana getirerek kitabın kimliğinde çok önemli bir rol oynar. Fakat nasıl ki kitap sadece kapaktan ibaret değilse, kitabın kimliği de sadece tasarımcının eserinden ibaret değildir.

Hamdi Akçay: Kitap kapağa doğru yansıtıldıysa bir kimlikten bahsedebiliriz ama her zaman için geçerli olmuyor bu durum.

Serkan Yolcu: Kitaba kimliğini veren ögeler; kitabın içeriği, konusu, anlattığı fikir, yazarı, görselliği vs. olarak sıralanabilir. Ama kitabın bir görsel kimliğinin oluşmasını sağlayan kişi elbette ki tasarımcıdır.

Hamdi Akçay

Birgül Sevinçli: Tasarımlarınızı üretirken sanatın resim, fotoğraf gibi diğer dallarından eserler kullanır, başka sanatçılarla iş birliğine girer misiniz?

Murat Yılmaz: Tasarımcı aslında bu iş birliğini yapmak zorundadır. Bu zorunluluk benim için de geçerli. İllüstrasyon yapabiliyorsanız bile o işin gerektirdiği teknikle çizemeyebilirsiniz. Fotoğraf gerekiyorsa o fotoğrafı çekecek donanıma veya bilgiye sahip olmayabilirsiniz. O zaman, o illüstrasyonu en iyi yapacak, o fotoğrafı en iyi çekecek kişiye gitmelisiniz. İşin selameti açısından bu gerekli. Maalesef ülkemizde yayınevleri ekonomik nedenlerle çok az bütçelerle çalıştığından, bu tür iş birlikleri nadiren gerçekleşiyor. Arzu etmesem de çoğu kez illüstrasyon ve fotoğraf kalemlerini kendim halletmek zorunda kalıyorum. Hatta fikir aşamasında bile kendi kendime çözümleyebileceğim şekilde düşünmek durumunda kalıyorum. Bu çok kısıtlayıcı bir şey.

Pınar Kazma: Evet, böyle denk gelişleri çok seviyorum hatta. Tasarımını yaptığım kitap kapağının çözümü bazen gerçekten de başka bir sanatçının işinde olabiliyor, buna da fikir bazında bakıyorum, burada iş birliği yaptığım sanatçının işi, bir kitap kapağı olarak çalışabilecek mi?  Çünkü çok güzel, çok nadir bir resim veya fotoğraf her zaman kitap kapağı üzerinde çalışmayabilir, dekor olarak kalabilir.

Utku Lomlu: Evet, uygun olan birçok projede bahsettiğiniz tarzda iş birlikleri gerçekleştiriyorum. Birçoğu da çok keyifli oluyor.

Hamdi Akçay: İhtiyacımız olduğunda dışarıdan illüstrasyon, fotoğraf ve hatta tasarım konularında sanatçılarla çalışıyoruz. Bu iş birlikleri yayınladığımız kitapların görsel çeşitliliğine önemli katkı sağlıyor.

Serkan Yolcu: Yaptığım kapaklar üslûp açısından, anlattıkları açısından birbirinden çok farklı. Her kapakta, kitapların içeriğinde de olduğu gibi farklı bir şeyler denemeye çalışıyorum. Bu da tabii sanatın her dalından yararlanmamı sağlıyor. Bazen bir illüstratörle çalışıyorum, bazen bir fotoğraf ya da kolaj sanatçısıyla. Bazen de kendi üretimlerimi kullanıyorum.

Birgül Sevinçli: İnsanlar gibi kitaplar da yaşadıkları tarihsel dönemin izlerini taşırlar mı? Bir tasarım sadece kitabın içeriğini değil; tarihsel anlamını, kültür tarihinde durduğu noktayı da gösterir mi bize?

Murat Yılmaz: 1600’ler de yazılmış bir kitaba kapak yapacaksanız, kapağın da 1600’lerde yapılmış gibi görünmesi şartı yok. Örneğin Don Kişot’a yeni bir kapak yapma şansım olsaydı çok modern görünen bir şey düşünürdüm. Don Kişot’u kotla tişört ile göstermezdim tabii… Eğer tarih bir eseri bugüne kadar getiriyorsa aslında hikâyesi evrensel, zamansız ve alanında öncü olduğu için getiriyor. Bu tür kapağı bir kitap her zaman elbisesini değiştirebilir. Bu benim tercihim. Bir başkası da ben bu hard cover, bez cilt, gümüş varaklı tasarlarım diyebilir. Bu da olur. Anlamla desteklensin yeter.

Pınar Kazma: Evet, matbaanın icadından itibaren tüm tarihsel gelişimi, tüm sanat akımlarının etkilerini, dönemlerin anlayışlarını kitap tasarımlarından da okuyabiliriz. Zaten disiplinler arası geçişi de çok net görüyoruz. İlk çıkışını mimarlık alanında gördüğümüz bir sanat akımının, grafik tasarıma, dönemin posterlerine, kitap kapaklarına hatta konserve kutularına sıçraması veya yine başka bir dönemin tiyatro afişlerinin birebir kitap kapaklarına, endüstri tasarımı ürünlerine nasıl yansıdığını, keskin ayrımlarla, kronolojik olarak okumak mümkün. Bugün durum farklı, teknoloji ve internet her dönemin bilgisine kolayca erişim sağladı. Tasarımcının kitap kapağında Bauhaus’un çizgileri ile Art Nouveau’nın bitki motifleri artık bir arada. Bir erime, bir kaynaşma var bunun içinde yaşıyoruz. 

Utku Lomlu: Tabii ki. Üretildiği dönemki tasarım yaklaşımlarına dair önemli ipuçları verir bize.

Hamdi Akçay: Her dönemin kendine ait bir tasarım anlayışı oluyor, bu anlayışı etkileyen de içinde bulunulan tarihsel dönemin etkileri oluyor genelde. Eski bir kitabın tasarım tarzından hangi döneme ait olduğuna dair tahminlerde bulunabiliriz çoğu zaman.

Serkan Yolcu: Geçmiş zamanlardaki kapak tasarımları, yayınlandığı dönemin izlerini taşır. Bunu günümüzdeki tasarımlarda göremesek de geçmişe baktığımızda tabloyu çok net görebiliyoruz. Teknolojinin gelişimini, kitap kapaklarının gelişim sürecinden takip edebiliriz. On dokuzuncu yüzyılın başlarından önce el yazmaları altın, gümüş ve mücevher gibi malzemeler kullanarak ciltleniyordu. Aynı zamanda dekoratif bir hediye işlevi de görüyordu. Günümüzün kitap kapağı, sayfalar için bir korumadan daha fazlası hâline geldi, reklam işlevini üstlendi ve kültür tarihinde durduğu noktadan çok, içindeki metinle ilgili bilgileri iletir oldu.

Birgül Sevinçli: Kitap kapakları, bizim tasarım ve grafik kültürümüzü, kültürel algı biçimimizi yansıtıyor mu?

Murat Yılmaz: Bu aslında uzun bir tartışma konusu olur, her kafadan da başka bir ses çıkar. Mesela kullandığımız hiçbir font bizim eserimiz değil. Fontlar bile başka bir kültürdeki başka yaşam tarzlarının şekillendirmesiyle, uzun zaman içinde oluşmuş. Amerika’da basketbol, futbol kültürlerinin bile yarattığı fontlar var. Dinî kökenli fontları var; bar, kafe kültürünün yarattığı fontlar var. Romantizm deyince aradığınızda bulacağınız font Avrupalının romantizm anlayışından türemiş olacak. Bu açıdan bakarsak yansıtmıyor.

Ama artık yeni dünyada her şey iyice anonimleşti ve “tek tipleşti” algı bile. Özellikle de tasarım. Artık bir İspanyol tasarımcı Barselona’dan Amerika’daki bir dergi için çalışabiliyor. Ya da bir Türk illüstratör Avrupa’da bir derginin illüstrasyonlarını yapıyor. Bu açıdan bakarsak da tasarımın artık yerel bir kültürü yansıtmasına artık gerek de yok zaten.

Pınar Kazma: Elbette, grafik tasarımcılar toplumdan ayrı bireyler değil; mutlaka yaşadığımız coğrafyanın etkisini taşıyan işler yapıyoruz. Doğup büyüdüğümüz etkilendiğimiz bir kültür var, diğer taraftan tasarımın dili evrenseldir. Bu ikisinin ortak bir dengesi kuruluyor sanırım.

Utku Lomlu: Her şeyden önce bizim kendimize ait yerleşik, oturmuş bir tasarım kültürümüz olduğu söylenemez aslına bakarsak. Kitap kapaklarında da bu doğrultuda farklı farklı yaklaşımlar görebiliyoruz.

Hamdi Akçay: İçinde bulunduğumuz dönemde her şey o kadar içi içe geçti ki artık bir üründe kültürel yansımaları görebilmek gittikçe zorlaşıyor. Kitap kültürel bir nesne olduğu kadar ticari bir nesne aynı zamanda, haliyle satılır olması gerekiyor, bunun için de kültürel ya da estetik kaygılardan çok ticari kaygılar öne çıkabiliyor.

Serkan Yolcu: Kitap kapak tasarımları, kültürlerin farklı estetik zevkleri ve beklentileri dolayısıyla ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir. Amerikan kapak tasarımı kültürü daha iri ve öne çıkan tipografik ögelere önem verirken Avrupa pazarı daha dingin, daha rasyonel tasarımlara ağırlık verir. Şüphesiz Türk kapak tasarımları da tarih boyunca büyük ölçüde Avrupa’daki genel anlayış ve akımlardan etkilenmiştir. Kendi tasarım ve grafik kültürümüzü yaşatmaya devam etmek biz tasarımcıların elinde. Tasarımcılar kendi farklı kültürlerine değer vermeye devam etmeliler ki hepimiz birbirimizle ilgili bir şeyler öğrenelim ve öğrendiklerimizden keyif alalım.

Serkan Yolcu

Birgül Sevinçli: Sizce kitabın kapak tasarımı, kitabın okuyucuyla kurduğu ilişkide ve satışında önemli mi?

Murat Yılmaz: Ambalajın, seçim tercihinde ve satın almada önemli bir işlevi var. Kapağın neden olmasın? Bestseller kitaplarının kapakları klasik edebiyat janrında yapıldığında severek okuyan bazı okurlar, sonraki baskılarda kapak tasarımı kitabın türüne göre değiştirilirse hayal kırıklığına uğruyorlar. Buna şahit olmuştum. Çünkü kapak üzerinden edebî değeri yüksek bir metin okuduklarına inanmışlar.

Pınar Kazma: Okurlardan çok fazla duyduğum bir cümledir: “Kapağına âşık oldum.” Yani fazlasıyla önemli. Ben de bu durumu fazlasıyla önemsiyorum. Bir kitap kapağı tasarlarken tasarımımın bitmiş hâlini bir kitapçı vitrininde hayal ederim, tasarladığım kapağın göze çarpan, kendine çeken bir enerjisi olsun isterim. Okurun, kapağını tasarladığım kitaba ilk bakışını, tasarımımla ilk göz göze geldiği anı düşünürüm. Tasarladığım kapağa, okur “merhaba” demek istemeli.

Utku Lomlu: Okurun öncesinde hiç duymadığı, bilmediği bir kitapla olan ilişkisi ilk olarak kapakla başlar. Kapak okurun zihninde kitaba dair bir ön izlenim oluşturur. Bu sebeple hem okur için hem de satış için önemlidir.

Hamdi Akçay: Okurun bir kitabı satın alabilmesi için ilk önce kapağına ilgi duyması gerekiyor, okurla kitabın ilk ilişkisi bu şekilde başlıyor, bunu başardıysa satın alınması için önemli bir aşamaya gelinmiş oluyor ki gerisi kitabın konusunun okurun ilgisini çekmesine kalıyor.

Serkan Yolcu: Bir kitabın satış rakamlarının, kapak tasarımına göre konumlandırıldığına inanmıyorum. Yazar, kitabın konusu, yayınevi, üretimi, pazarlama ağı gibi faktörler kitabın ne kadar görünür olup olmadığını ve satışını büyük ölçüde etkiliyor. Ama okuyucuya ilk “merhaba” diyen kitabın kapağıdır. Okuyucu ilk kapağı görür, onunla kendi beğeni ölçütüne göre pozitif-negatif bir iletişime geçer. Bu duruma okuyucunun kitapla kurduğu ilk bağ diyebiliriz. Çok iyi kapak tasarımı var dediğimiz bir kitap satışlarda istediği grafiği yakalayamazken çok da beğenmediğimiz bir kapak tasarımıyla yayımlanan bir kitap haftalarca çok satanlar listesinde kalabiliyor…