İyiliği Unutmayan Ölü”

“Aslında edebiyat, yalnız yazmak değil, aynı zamanda susmaktır. Edebiyatın güzelliği asıl sessizliğinden gelir.”

Feyza Hepçilingirler

Edebi eserleri daha iyi anlayabilmek adına geliştirilen bazı yöntemler vardır. Bunlardan biri de “Genette Şeması”dır. Bu yazıda bir Çin öyküsü olan İyiliği Unutmayan Ölü’yü bu şemaya göre bir inceleyelim dedik.

Hedef kitlemiz başta edebiyat bölümünde okuyan Arsız öğrencilerimiz, sonrasındaysa tüm Arsız Sanat okuyucularımız 🙂

Sözlü edebiyat türlerinden biri olan destan, Türk edebiyatında İslamiyet öncesi dönemde ve İslamiyet’e geçiş döneminde kendini fazlaca göstermiş, 12 ve 13. yüzyıl sonralarında ise yerini halk hikâyelerine bırakmıştır. Aynı şekilde bu tür, Avrupa edebiyatında da önemli bir yer tutmuş, her milletin kendi gelenek ve göreneklerini, savaşlarını, benliklerinde önemli izler bırakmış olayları, olağanüstülüklerle süsleyerek anlatan bir tür olarak varlığını sürdürmüştür.

Çin edebiyatına bakıldığında ise destan türünün, yukarıda sözü edilen toplumlara nazaran daha az gelişme gösterdiğini söylemek mümkündür. Yapılan araştırmalar bunun birçok sebebi olduğunu ortaya koysa da özellikle iki etken diğerlerinden daha çok ön plana çıkmaktadır. Birinci etken, destan, hükümdarların kahramanlıklarını abartılı bir dille anlatan bir türdü fakat Çin kültüründe yüksek tabaka “yiğitlik” niteliğini almak istemez veya alamazdı. Kendisini “yüksek rütbeli memur” olarak nitelendiren hükümdar, Tanrı’nın istemlerini yerine getiren bir başrol oyuncusuydu. Dolayısıyla elde ettiği başarıları abartarak anlatma geleneği bu kültüre uygun düşmemekteydi. Diğer etken ise, Çin kültüründe yazının Avrupa’ya ve diğer milletlere nazaran daha erken gelişme kaydetmesiydi, destan ise tamamen sözlü edebiyat eseri olarak ortaya çıkmaktaydı.

Destan türünde yeteri kadar gelişme kaydetmeyen Çin kültüründe, doğal bir sonuç olarak, baladlar, moritatlar, roman, tiyatro ve özellikle hikâye gibi türler ön plana çıkmıştır. Halk arasında ve yüksek tabaka arasında anlatılagelen anonim hikâyeler, destan geleneğinin yerini tutmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır.

YÖNTEM

Çin öykülerinden biri olan “İyiliği Unutmayan Ölü”, Genette inceleme yöntemine uygun düşen bir öykü olmakla beraber öykü, “düzen”, “sürem”, “sıklık”, “kip”, “ses” gibi başlıklar ve daha birçoğu açısından değerlendirilebilir.

Genette yönteminde beş temel ölçüt bulunmaktadır: Düzen, sürem, sıklık, kip ve ses. Anlatılarda olaylar, kimi zaman anlatış sırasına uyabilir kimi zamansa uymayabilir. Bir anlatıya sondan başlayıp geri gitmek ya da anlatı içinde ileriye ya da geriye sıçrayışlar yapmak mümkündür ki bu da anlatının düzenini oluşturmaktadır. Bununla beraber anlatı karşımıza çok kısa bir metin olarak da sayfalar uzunluğunda da çıkabilir. Bazen yüzyıllar tek bir satırda akarken bazen de dakikalar sayfalarca betimlenebilir. Sürem, adı verilen bu başlık, her anlatıda farklı özellik gösterir.

Yazar, belli zaman dilimlerine, mekânlara veya nesnelere yaptığı geri dönüşler yapabilir. Yapılan bu geri dönüşler, anlatı içerisinde önemli bir yorumlama olabileceğine işaret edebilir. Bu noktada nesne, mekân veya zaman dilimlerine yapılan geri dönüşlerin sıklığı, yorumlama açısından önem arz etmektedir.

Genette’in bir diğer başlığı kiptir. Diyaloglardan oluşan metinler “mimesis”, salt anlatıcının rol üstlendiği metinlerde ise “diegesis” özelliği ön plana çıkmaktadır. Genette’e göre edebi metinler diegesis ağırlıklı olmalıdır ve diegesis’in yeri, ağırlıkta, tiyatro olmalıdır.

Her edebi yapıtta olduğu gibi, incelenecek olan hikâyenin de bir anlatıcısı vardır. Anlatıcı bazen “ben”, bazen “o”, bazen de “her şeyi bilen Tanrı/hâkim anlatıcı” olarak karşımıza çıkabilir.

KISA BİR ÖZET

Bir zamanlar Ts’ui adında bir adam vardır ve Ts’ui, günün birinde işlediği bir suçtan dolayı Kuang-tung’a sürülmüştür. Giderken, başlarına bir yıkım gelir korkusuyla, karılarını yanında götürmekten korkmuştur ve onları geride bırakmıştır. Kuang-tung’daki asker kampına vardığı zaman, yalnızlığını fazlasıyla duyumsar ve üzüldükçe üzülür.

Günün birinde Tung-Wu-nien adında yaşlı bir adamla tanışır. Adam onun yalnızlığına acır ve onu oğluna öğretmen olarak alır. Yaşlı adam, Ts’ui’nin ayrılık üzüntüsünün fazlasıyla farkındadır ve ona yardımcı olmak istemektedir.

Bir gün yaşlı adam, Ts’ui’ye karılarını buraya getirebilmesi için çeşitli araştırmalar yaptığını ve haber gelmesini beklediğini söyler. Aradan altı ay geçer ve bir gün evin önüne üç küçük tahtırevan belirir. Bunların içinde adamın iki karısıyla bir de hizmetçi vardır. Ts’ui fazlasıyla sevinir ve yaşlı adamın karılarını bir şekilde yanına getirdiğini anlar. Karıları bir de yolda buldukları ve yardıma ihtiyacı olan bir hizmetçiyi de yanlarına almışlardır.

O andan itibaren, Ts’ui, ailesiyle birlikte yaşar ve bir daha eski evini düşünmez.
Birkaç yıl sonra genel af çıkar ve Ts’ui memleketine dönme iznini alır. Yaşlı adamın yanından ayrılacak olmaktan dolayı üzülür fakat memleketine döneceği için de sevinmektedir.

Ts’ui yola çıkmadan kısa bir süre önce, yaşlı adam onu karşısına alır ve ona bazı gerçekleri açıklaması gerektiğini söyler. Öyle ki yaşlı adam, kendisinin aslında bir yeryüzü evliyas olduğunu, üzüntüsüne ve karılarına olan hasretine dayanamadığı için 3 melek görevlendirip onları karıları kılığına soktuğunu ve özlemini gidermek istediğini söyler. Hatta yaşlı adamın bundan önceki yaşamında da Ts’ui’nin aynı şekilde kendisine yardım ettiğini ve yapılan iyiliğin bir gün mutlaka karşılık bulacağını da ekler. Ts’ui şaşkın ve mutludur. Ayrılık vakti geldiğinde 3 meleği de kendisiyle beraber memleketine götürmek ister fakat evliya, her meleğin bir çevresi olduğunu ve onları bu çevreden ayırmanın doğru olmayacağını belirterek buna izin vermez. Ts’ui, meleklere ve yaşlı adama veda ederek gemiyle oradan ayrılır ve memleketine, karılarına kavuşur. Evine vardığında karılarını çok mutlu ve sağlıklı olduğunu görür. Sonradan öğrenir ki yaşlı adam, bir de onun karılarına maddi olarak yardım etmiş ve sağlıklı kalmalarını sağlamıştır.

GENETTE ŞEMASINA GÖRE “İYİLİĞİ UNUTMAYAN ÖLÜ”

Düzen: İyiliği Unutmayan Ölü adlı hikâyede, zaman kronolojik olarak akmakta, olaylar sırasıyla ele alınmaktadır. Hikâye, Ts’ui’nin aldığı bir ceza sonucu sürgüne yollanmasıyla başlar. Kahramanın ceza öncesinde ne yaşadığı, nasıl bir süreçten geçtiği veya neden ceza aldığı gibi bilgiler ise okuyucuya verilmemektedir. Sonrasında ise hikâye, yaşlı adamın yanında geçirdiği günlerle devam eder ve karılarına kavuşmasıyla biter. Bu noktada olayların tarihsel bir sırada ilerlediği gözlemlenmektedir ve zamansal anlamda geriye dönüşler söz konusu değildir. Ts’ui’nin karılarına kavuşma arzusu ve aklının sürekli onlarda olması ise “geriye dönüş” olarak, belki, değerlendirilebilir.

Hikâyede belirgin olarak karşımıza çıkan iki mekân vardır. Bunlardan biri yaşlı adamın evidir, diğeri ise Ts’ui’nin karılarıyla birlikte geride bıraktığı memleketidir. Hikâyede mekân tasvirlerine yer verilmemiş, çoğunlukta hikâyeye asıl şeklini veren ana olay üzerinde durulmuştur.

Sürem: İyiliği Unutmayan Ölü adlı hikâye toplamda 4 sayfadan oluşan kısa bir hikâyedir. Hikâyede, 6 aylık bir zaman dilimi tek bir satırda ilerlemektedir. Bu süre içerisinde olayların nasıl aktığı bilinmemektedir. Aynı şekilde kahramanın mutluluk içerisinde meleklerle geçirdiği zaman dilimi de sadece bir paragrafta özetlenir ve hikâye yapılan iyiliğin ortaya çıkması/ açıklanmasıyla hızlı bir şekilde son bulur.

Sıklık: Sıklığın bir hikâyede belirli bir olguya yapılan tekrarlar olduğu düşünülürse, Ts’ui’nin karılarına kavuşma arzusu bu başlık altında değerlendirilebilir. Öyle ki kahraman, karılarına kavuşma arzusunu ve duyduğu özlemi hikâye boyunca sıklıkla dile getirmektedir.

Kip: Hikâyede genel itibariyle bir anlatıcı hâkimdir. Diyaloglar yok denecek kadar azdır. Bu noktada mimesisden ziyade diegesis özelliği ağır basmaktadır. Genette’in savunduğu üzere bir edebi metne yaraşır şekilde olaylar anlatıcı tarafında “şunlar şunlar oldu” şeklinde okuyucuya aktarılmaktadır.

Ses: Edebi metinlerde anlatıcı kimliği sesi oluşturmaktadır. İyiliği Unutmayan Ölü adlı Çin hikâyesinde anlatıcı her olaya ve detaya hâkimdir. Bu nedenle Tanrısal anlatıcı kimliği söz konusu olmaktadır. Anlatıcı kahramanların iç dünyalarını, gerçek kimliklerini ve geçmiş, gelecekte neler yaşanacağını bilmektedir. Eğer anlatıcı bir kahramana uyarlanacak olursa kuşkusuz ki o kahraman Ts’ui olacaktır çünkü okuyucu olayların gelişimine Ts’ui’nin gözünden hâkim olmaktadır.

SONUÇ

İyiliği Unutmayan Ölü, Genette şemasında incelemeye uygun düşebilecek bir hikâyedir. Şema ile çıkarılan çözümleme hikâyeyi yorumlama noktasında okuyucuya kolaylık sağlamaktadır. Hikâyenin son paragrafı, okuyucunun bir yoruma varmasını da sağlamaktadır. “Bu dünyada sevdiklerinden ayrılan bütün insanlar böyle bir yaşlı adama rastlasalardı ayrılık acısı olmazdı. Bu öyküyü yazan der ki: Anlatılan doğrudur. Yerüstü evliyaları Kuang-tung’da olduktan sonra başka yerde de olabilir. Yaşlı Tung’un bu kerametini, elbette öteki evliyalar da gösterebilirler. Başka bir insanın böyle bir evliyaya rastlamamasının nedeni, kimsenin ona ilk yaşamında iyilik etmemiş olmasıdır. Bunun için yerüstü evliyası kerametini göstermek istemiyor.” (sf. 106) şeklinde biten hikâye, okuyucuya bir de kıssadan hisse sunmaktadır. Reenkarnasyon inancına da gönderme yapılan hikâyede, yapılan iyiliklerin hiçbir zaman karşılıksız kalmayacağı vurgusu yapılmakta ve Çin hikâye geleneğinde olduğu üzere okuyucuya ahlak, iyilik, karma felsefesi gibi başlıklarda da öğütler verilmektedir.

 

KAYNAKÇA

Çin Öyküleri (1998/ Türkçesi: Hayrünnisa Boratav), İstanbul: Dünya Klasikleri Dizisi: 26.

ERKMAN, Fatma, (2010). Edebiyat ve Kuramlar, İstanbul: İthaki Yayınları.