Ankara’nın tarihi Kaleiçi sokaklarına, Türkiye’nin ilk müzelerinden biri olan Anadolu Medeniyetleri Müzesinin yanı başına, kendisi küçük kapsamı büyük bir müze komşu geldi: Kelime Müzesi.

Yazar Şermin Yaşar tarafından kurulman bu “anlamlı” müzenin hikâyesini kurucusu Şermin Hanım sosyal medyadaki hesaplarından şu sözlerle anlatmıştı:

“Nereden aklıma düştün sen benim? Anadolu Medeniyetleri Müzesinin bahçesinde çay içiyordum ben. Sonra karşısındaki boş binayı gördüm. Ayaklarım oraya doğru çekildi. Yahu nereye dediler, dedim şuradaki tarihi binayı bir gezip geleceğim… Hayatım “lazım mı sana o” cümlesine, “olsun belki lazım olur” diyerek geçti. Meraklı olmanın en güzel yanı… Gezdim. Duvarlara dokundum. Satılıkmış. Nasipse bizim olsun, dedim kapıdan çıkarken. Olacak iş değil. Ne işimiz var Ankara Kalesinde… Bir kere daha geldim, bir kere daha. Ne yapacaksın burada dediler, bilmiyorum dedim, biliyorum da dile getiremiyorum, anlatamıyorum tam. Sonra kendi kendime kaldım bir hafta. Uzaklaştım. Duvarların fotoğraflarını çekmiştim. Açtım, açtım baktım. Biz buraya Kelime Müzesi kuralım, dedim döndüğümde. O nasıl olacak, dediler. Ah dedim, kafamda çok güzel dönüyor, yıllardır dönüyor, küçük küçük parçalar hâlinde dönüyor ama tam anlatamıyorum, çok zor anlatmak, ortaya çıktıkça anlaşılacak bir şey…”

Tam da dediği gibi olmuş: Küçük küçük parçalar, kendi başlarına salınıp duruyorlarken zaten güzeller; hepsi bir çatı altında toplanınca ayrıca güzeller… Neler mi var bu müzede? Adı üzerinde kelimeler var.

Yanlış yazılmakta öncü kelimelerimiz var: yalnış, herkez, şarz başta olmak üzere niceleri kazınmış duvarlara, akıllara da kazınsın diye.

Kullanırken birçoğumuzun anlamını bilmediği kelimeler var: Zırnık koklatmam deyimindeki zırnık nedir? Şirazesi kaymak deyimindeki şiraze? Mis gibi kokuyor deriz ya hani, mis nedir?

“Al bu takatukataları takatukacıya götür” diyerek geçen çocukluk yıllarımızda öğrendik mi neymiş bu takatuka? Öğrenmediyseniz Kelime Müzesinde ne olduğu var. Bunların cevaplarını vermiyoruz ki müzenin heyecanı kaçmasın!

Kelime dağarcığındaki “dağarcık” mesela, neye benzer? Şu “daniska” tabiri ortaya nasıl çıkmıştır?

Günün bölümlerini gösteren bir kelime saati var ki en beğendiğim, bir gün kaç parçaya ayrılır görün de şaşırın bakalım: Ay karanlığı, gece yarısı, gecenin bi’ vakti, yarı gece, gün dikimi, çın sabah, ikindi ortası, şafak sökmeden, kızıl ikindi, sabaha karşı, tan vakti, akşam vakti, kuşluk, ilk horoz, kaşık çalımı, gurup, güpegündüz, kaba kuşluk, dün çubuğu…

Yani Kelime Müzesinde güzelim kelimeler var, hikâyeler var. Hele az çok kelimelerle aranız iyiyse her bir kelimeye dalıp dalıp gitme şansınız var. Bir de çocuklar var müzede en güzeli. Çocuk kitapları da yazan Şermin Yaşar’ın minik okurları müzesinde de onu yalnız bırakmamışlar. Şimdiden sevmişler.

Müzecilik açısından bakarsak da Türk müzeciliğindeki çeşitlilik açısından önemli bir eksiği kapadı Kelime Müzesi. Müzeler yalnızca tarihi eserlerin olduğu yerler değil, artık hemfikiriz. Başkent Ankara; Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Etnografya Müzesi, Meclis Müzeleri, Rahmi Koç Müzesi, Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, Cer Modern, Satranç Müzesi gibi muhtelif kategorilerdeki müzelere zaten ev sahipliği yapıyordu. Şimdi bu küçük ve şirin müze Kale sokaklarına bir renk, bir ses, bir anlam daha katmış oldu.

Türklerin tarih boyunca kullandığı yazı sisteminden örneklerle bezenmiş avizesini incelemeden gitmeyin. Avize “modern müzeler modern eşyalar” bağlantısının taşıyıcı unsuru olmuş; merdiven boşluğundaki yansımaları göz dolduruyor.

Bir de bilet tasarlamışlar ki saklamadan edemeyeceksiniz. Üzerindeki notlar yüzümüzde bir gülümseme bıraktı. Bir yüzünde şunlar yazıyor:

“Biletinizi ziyaret boyunca saklayabilirsiniz. Dilerseniz ziyaretinizden sonra da saklayın. Siz bilirsiniz. Bu biletin mali bir değeri elbette yoktur. Ama müzede gördüklerinizin size manevi anlamda tesir etmesini kalpten dileriz. Bu bilet yalnızca bir kereye mahsus geçerlidir. Yalnız burada okuduğunuz kelimeleri ömür boyu kullanabilirsiniz. Dil, dizin dilinizdir. Hafza-i beşer nisyan ile malüldür, derler. Unutur gibi olursanız, yine bekleriz.”

26 Eylül Dil Bayramı’nda açılışı yapılan müze açılalı bir ay oldu. Kapısından ziyaretçisi eksik olmuyor. Ne güzel bir görüntü Kale sokaklarında müzeye girmek için bekleyen insanlar görmek… Ve ne güzel bir his, anne babasına heyecan içinde seslenen çocukların kelimelere olan düşkünlüğünü seyreylemek…

Şermin Yaşar kurucusu olduğu Kelime Müzesi’nde

Şermin Yaşar, hem yetişkin hem de çocuk hikayeleri yazan bir yazar olarak hayal etmiş, yaratıcılığını kitap sayfalarından çıkararak duvarlara da yansıtmış. Çok da iyi yapmış. Ziyaretçisi bol olsun diyor, çalışma saatleri ve günleri ile bilet fiyatlarını da şuraya ekliyoruz ki yolunuz düşsün. Malum burası sadece gezilecek değil, okunacak bir müze aynı zamanda:

Müze pazartesi günleri hariç her gün 10:00-17:00 saatleri arasında; 40 TL’lik tam ve 20 TL’lik öğrenci bileti alınarak gezilebilir.

Yeri Ankara Kalesi’nin hemen altında, Anadolu Medeniyetleri Müzesi karşısında. Belki ileride Kelime Müzesi Ankara, Kelime Müzesi İstanbul, Kelime Müzesi Gaziantep… diye diye büyür, kim bilir!