Korumak için, ileride onunla evlenecektim. Koruyacağım konusunda söz veriyorum ona; kol kanat gerecektim ve gençliğimi onun yoluna serecektim.” (1).


Fransız filozof Jean-Paul Sartre, tıpkı çağdaşı Albert Camus gibi babasını henüz bir yaşındayken kaybetti ve onu hiç tanımayamadı — zaten tanımak da istemezdi. Baba Jean-Baptiste’in ölümü, küçük Sartre’ı ve annesi Anne Marie Schweitzer’ı sefil biçimde yalnız başlarına bırakmıştı ve Anne Marie son çareyi aile evine dönmekte ve anne-babasının himayesine girmekte buldu. Jean-Paul’ün çocukluğu, genç bir dul olan annesinin otoritesiz gözetimi ve büyükanne ve büyükbabasının aşağılayıcı denetimi ve himayesinde geçti. Sartre çocukluk döneminde biyolojik annesini bir anne olarak görmüyordu; çünkü bu genç ve çaresiz görünen kadın, bir yetişkin gibi değil, evin suçlu, büyük çocuğuna benziyordu. Bu genç kadın, dul olmasından ötürü evin içinde belli belirsiz şekilde eziliyor, hor görülüyordu. Anne Marie, küçük çocuğun gözünde tamamen korumasızdı ve sığınabileceği hiçbir liman yoktu onun. Bu yüzden küçük Jean-Paul, tüm hayatını bu çaresiz kadına adamayı düşünüyordu. Otobiyografik romanı Sözcükler’de şöyle yazıyordu Sartre: “Korumak için, ileride onunla evlenecektim. Koruyacağım konusunda söz veriyorum ona; kol kanat gerecektim ve gençliğimi onun yoluna serecektim.”


Jean-Paul Sartre’ın çocukken annesine karşı geliştirdiği duygulanışlar ve geleneksel aile yapılanmasının bir sorunsal hâline gelişi, onun tüm yaşamı boyunca aldığı kararlarda ve düşünsel pratiğinde etkili olmuş gibidir. Bu etki gerek ikili ilişkilerinde gerekse toplumsal meselelere dair tutumlarında gözlemlenebilir. Jean-Paul’ün annesine karşı beslediği duygu, saygıdan ya da sevgiden ziyade, acıma ya da koruma arzusudur. Gerçek baba figürü ile hiç tanışmamamıştır ve baba öldükten sonra bu görevi devralması gereken anne, genç ve zayıf görünmesinden ötürü hiçbir zaman çocuğuna böyle bir otoriteyi hissettirememiştir. Dolayısıyla diyebiliriz ki Sartre, baba otoritesini tanımadan ve böylesi bir otorite altında ezilmeden büyümüştür. Bunun için kendini şanslı hisseder, çünkü onun düşüncesinde baba, evladın önündeki bir settir, baba otoritesi çocuğu altında ezer ve gölgesiyle dahi bir kapatma uygular. Yine Sözcükler’de Sartre, baba figürüne dair şöyle yazar: “İyi baba yoktur ve bu bir kuraldır; ama bu kusur yüzünden erkekler değil, çürümüş babalık bağları suçlanmalıdır. … Yaşamış olsaydı, babam, boylu boyunca üzerime çökecek ve ezecekti beni. İyi ki genç yaşta öldü” (2).


Görünüşe göre Anne Marie, oldukça fedâkar ve hem çocuğu hem de kendi onuru adına kendisini her anlamda harcamaya hazır biriydi. Yaşam mücadelesinde pek çok dezavantaja sahip olan bu genç kadın, aile evine yerleştikten sonra evin ekonomisine destek olabilmek için temizlik, bakım gibi işlerde çalışmaya başlamıştı. Fakat bu da yeterli değildi, kendisi ve çocuğu için güvenli alan oluşturabilmek adına başka bir karar daha alması gerektiğini hissediyordu. Yeniden evlenmenin ve bir baba figürünün aileyi tekrar toparlamasının, yani otoritesi ile aile üzerinde bir çatı oluşturabilecek bir erkek rolünün, hem kendisi için hem de çocuğu için iyi olabileceğini düşünüyordu. Nitekim Jean-Paul’ün ilkgençliğe adım atacağı yıllarda, Joseph Mancy isimli bir mühendisle evlendi. Bu adam iyi biri miydi, nasıl bir eş, nasıl bir babaydı, bu evlilik Anne Marie’yi ne kadar memnun etti bilinmez; fakat annesinin yaptığı bu evliliğin Jean-Paul için bir kırılma noktası olduğu açıktır. Çünkü on iki yaşındaki bu büyük erkek çocuğu, annesini ve kendisini koruması gereken, bir koca ve bir baba figürüyle, yani açıkça bir düşmanla karşı karşıya kalmıştır. Otobiyografik roman Sözcükler’in bu evlilik hadisesi ile son bulması tesadüf değildir; çünkü artık Jean-Paul’ün çocukluk yılları sona ermiş ve O, yeni bir mücadelenin içine girmiştir. Bundan sonraki yaşamında bir süre Baba ile boğuşan Jean-Paul, kısa süre sonra kendi özgürlüğünü eline alacak, annesinin yaşamındaki yeri ise asla daha yakın ya da daha uzak olmayacaktır. Jean-Paul, yaşamı boyunca minnet duyması gereken bu fedakâr genç kadına, artık acımadan çok sevgi, koruma arzusundan çok saygı besleyebilecektir.


Dipnotlar:
(1) Jean-Paul Sartre, Sözcükler, Can Yayınları, 2019, ss. 23.
(2). Jean-Paul Sartre, Sözcükler, Can Yayınları, 2019, ss. 20.


Kaynakça:
SARTRE, J. P., Sözcükler, Can Yayınları, Çeviren: Selâhattin Hilâv, 2019 (14. Basım).
LEAK, A., Jean-Paul Sartre, Runik Kitap, Çeviren: Göksu Göçhan, 2020.