Bu ne dediğinizi duyar gibiyim ama beklentiniz mitolojik masalsı bir hikayeyse hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Bu fenomen kendi kendine yanmaya başlayan ama Zümrüdü Anka misali yeniden doğmayı başaramayanların öyküsü.

Teorem yıllardır tıp dünyasında asla çözülememiş hatta çözümüne yaklaşılması sadece hakkında fikirler üretilebilmiş olaylardan adını alıyor.

Konumuz; kendi kendine yanma fenomeni.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde rastlanılan bu vaka aslında şöyle işliyor. Evinizde oturup televizyon karşısında atıştırmalıklar gömülmüşken bir anda yanmaya başlıyorsunuz. Hiçbir tetikleyici olmadan hiçbir uyarlama ya da sağlık sorununa maruz kalmadan sakince yanarak can veriyorsunuz. Dünya çapında farklı yerlerde, farklı etnik kökenlerden insanlarda aynı garip durum ortaya çıkınca araştırmalar 1900’li yıllarda başlamış. Tek ortak özellikleri çeşitli alkol vb. benzeri bağımlılıklar sahip olmaları ve psikolojik olarak depresif ruh halinde yaşamalarıymış fakat bir teoreminin varlığı için bize bunlar yetmez demiş ve daha da incelemiş bilim insanlari ama ölüm sebepleri bile farklı olan bu insanların benzer yönleri bulunamamış.

Tıbben insan kemiklerinin tamamen kömürleşmesi için birkaç saat boyunca 1,500 ila 2,000 santigrat derece ve üstü ısılara maruz kalması gerekirken bir anda kendi kendine yanıp kül olan insanların gizemi nedir? Bu gizem nasıl açıklanabilir?

Çoğunlukla kişi yalnız başına iken gerçekleşen bu tuhaf olay, eğer yanma olayı sırasında odada başka insanlarda varsa topluca yanma şeklinde gerçekleşiyor. Yani kendi kendine yanma olaylarına bugüne kadar birebir şahit olan, bir-iki kişi dışında hiç kimse bulunmuyor. Yanmaların kısa sürede gerçekleşmesi ve yanan kişilerin yanma esnasında hiçbir ses çıkarmamaları veya yardım çağrısında bulunmamaları da bu olayları oldukça karanlıkta bırakıyor.

Tabii birkaç fikir ortaya atılmış bazı araştırmacılar bu olayın dünyanın kendi manyetik dalgasının kişinin bedenindeki etkisinden ortaya çıktığını savunurken bazıları fitil teoremini destekliyor (vücudun kendi yağlarının belirsiz bir ateşleyici ile yanmaya başladığı teorisi). Bir kısmı mikrodalga fenomeni kesin buna sebep olmuştur diyebiliyor ama sunulan her teori de akla yatmayan tüm olayı açıklayamayan sorunlar olduğundan olaylar halen gizemini koruyor.

Yaygın inanış kendi kendine yanma olayının ilk İncil’in yazıldığı sırada ortaya çıktığını söylese de haliyle net bir kanıtı bulunmuyor.

Bizim takip edebildiğimiz kadarıyla yaklaşık 350 yıldır 220’den fazla olay rapor edilmiş durumda.

Kendiliğinden yanma olaylarına dair ilk güvenilir delil 1763 yılında, Jonas Dupont adlı bir Fransız tarafından araştırılıp yayınlanan, kendiliğinden yanma olaylarının konu eden “De Incendiis Corporis Humani Spontaneis” adlı kitapta yer almaktadır.

Dupont’u kitabı yazmaya teşvik eden şey ise Nicole Milley davası.

1663 yılının Şubat ayının soğuk sabah ayazını ısıtan şey ev hizmetlisinin bayan Milley’in cesedini ve ondan kalan külleri etrafta uçuşurken bulması oldu. Fakat garip olan şey Nicole Milley neredeyse tüm bedeniyle alev alev yanmış olmasına rağmen odada başka hiçbir şey hatta oturduğu koltuk bile ateşinden etkilenmemiş olmasıydı. Nicole kayıtlara geçmiş ilk resmi yanma vakası olarak literatüre girdi.

Diğer kurbanlarda olduğu gibi Nicole de çok içki içen depresif bir orta yaşlı kadındı ama başka bir ortak noktası yoktu.

19.yüzyılda İngiltere ve Fransa’da yeni vakalar rapor edildi. 1832 yılında yazılan bir derleme, 1692 ve 1829 arasında gerçekleşen 19 ani yanma vakası listeledi. Kurbanların çoğunun sık sık veya sürekli olarak alkol aldığı belirtildi. Tartışmalar başladı, ama vakaların nadirliği yüzünden yine veriler yetersizdi.

Yanma vakaları;

2006 yılında, Fransa’nın bir köyünde yalnız yaşayan 57 yaşında bir adam, evinde yanmış halde bulundu. Başı, göğsü, kolları ve ayakları neredeyse sapasağlamdı, ama vücudunun karnından bacaklarına kadar olan kısmı tamamen kül olmuştu. Yanmış bedenin birkaç santim yanındaki gazeteler, hasır iskemle ve diğer nesneler isten kararmış, fakat yanmamışlardı. Evin kapısı içeriden kilitliydi ve anahtar içeriden kilide takılmıştı. Kapıyı kırmaktan başka içeri girme yolu yoktu.

Tekrar 2006’da 55 yaşında bir adam Cenevre’deki evinde ölü bulunduğunda bedeninin dizlerinden göğsüne kadar olan kısmı, kemikleri dahil, bütünüyle küle dönmüştü. Fakat başı, bacaklarının alt kısmı ve ayakları çok az zarar görmüştü, çorapları ve ayakkabıları hâlâ üzerindeydi. Ceset halının üzerindeydi ve halının sadece cesede temas eden kısmı yanıktı, vücudun etrafındaki kısmında hasar yoktu. Ahşap mobilyalar, kanepe, masa, çok yakında olmalarına rağmen yanmamışlar ama yağlı, sarı bir maddeyle kaplanmışlardı.

1888’de British Medical Journal’da yayınlanan bir raporda, samanlıkta uyurken yanarak kül olan bir adamdan bahsedildi. Elleri ve sağ bacağı kopup aşağıdaki ahıra düşmüştü. Doktor, yakındaki saman yığınının ateş almadığına bakarak, ateşin dış sebeplerden değil, kurbanın içinden başladığına kanaat getirdi.

Mary Reeser’in 1951’deki ölümü en iyi incelenen vakalardan biri oldu. Florida’da yaşayan Reeser, 2 Temmuz 1951 akşamı oğlunu ve torununu ziyaretine geldiğinde uyku haplarını almış, uyumaya hazırlanıyordu. Ertesi sabah bir komşusu onu uyandırmaya geldiğinde kapı kolunun tutulamayacak kadar sıcak olduğunu gördü. İçeri girildiğinde odanın dumanla kaplı olduğu görüldü. Odanın ortasında, içinden tek bir bacak çıkan bir kül yığını vardı. Tavandaki kiriş hâlâ küçük alevlerle yanmaya devam ediyordu, ama diğer eşyalar isle kararmalarına rağmen yanmamışlardı.

Ortaya çıktığı dönemden beri daha çok para normal anlamlar yüklenmiş; Dickens, Zola, Balzac, Twain, Verne gibi yazarların pek çok eserine ilham olmuş cehennemin gazabı, ruhların alevi gibi isimler almış fenomen gizemini korumaya devam edecek gibi görünüyor.

Kaynaklar: http://www.ilgincbirbilgi.com/ilginc-bilgiler/ortada-hicbir-neden-yokken-kendi-kendine-yanan-insanlar.html

https://storia.me/@Nactrem/kendi-kendine-yanarak-kul-4awsat

OTURDUĞU YERDE KÜL OLANLAR: CEHENNEM ATEŞİ Mİ METABOLİK BOZUKLUK MU?