“İnsan olan yerlerim çok ağrıyor.”

Birhan Keskin

 

Saçları iki örgülü bize bakan kızın adı Zehra, Ürdün’de yaşayan Suriyeli bir mülteci kız. Bu fotoğrafta ne var bilmiyorum, belki de onun gözlerindeki hüzün çok derinden etkilediği için ilk gördüğümde gözlerim dolmuştu. Bu fotoğraf Unicef 2017 Yılın Fotoğrafı Ödülü’ne hak kazandı. Bugün Zehra gibi savaş ortasında kalmış pek çok masumu çeken fotoğrafçı ve gazeteci Muhammed Muheisen’i  yakından tanıyalım.

Muhammed Muheisen otuz altı yaşında Kudüs doğumlu bir fotoğrafçı. Fotoğraflarında daha çok savaştan kaçan mültecileri çekiyor. Afganistan’da, Pakistan’da, Ürdün’de, Sırbistan’da çektiği onlarca güzel fotoğraf var. Onun için tam bir barış güvercini diyebiliriz. İki kez Pulitzer Ödülü’nün yanı sıra sayısız ödül almış ve bir o kadar da sergi açmış.

http://time.com/3805621/muhammed-muheisen-time-picks-the-best-wire-photographer-of-2013/

Kendisini sosyal medyadan takip etmek isterseniz: @mmuheisen . Oradan çektiği diğer kareleri de görebilirsiniz. Zehra üzerine konuştuğu bir röportajını dinledim. Gözler kalbin aynası, deriz ya biz Muhammed Muheisen de Zehra için “Gözler ruhun kapısıdır.” demiş. Zehra’nın o sakin ve mahcup ruhu aslında kendisi gibi kader ortağı olan nice çocuğu ifade ediyor. Vaktiniz olursa Muheisen’in bu röportajına bakın derim:

Yazın önce kendi ülkemizde, sonra yurt dışında mülteci manzaralarıyla karşılaştım. Oldukça lüks mağazaların olduğu bir caddede, kenarda ellerindeki kartonda yardıma ihtiyaçları olduğunu yazan bir aile vardı. Sonra kaldırımın ortasında yere tamamen kapaklanmış vaziyette durarak elindeki karton bardağa para dilenen yaşlı bir kadın. O kadar çaresiz hissettiriyor ki insanı bu görüntüler. Bir anda ülkemde savaş olsa ve topraksız, amaçsız bir insan olarak dünyada oradan oraya sürüklenmek durumunda kalsam ne olurdu, diye düşündürmüştü o insanlar. Aynı hissi Muhammed Muheisen’in fotoğraflarına bakınca da hissettim. Yeni yıla sayılı günler kala –her ne kadar her yılbaşı aynı temenniler içinde olsak da- bir kez daha barış dileyelim bu fotoğraflarla beraber. Yakın zamanda izlediğim ve beni derinden sarsan Human (İnsan) belgeselini de bırakıyorum buraya, izleyin ve bir kez daha ne kadar güzel ve ne kadar kötü bir dünyada olduğumuzu görün.

Hepinize bu yıl Arsız Sanat’a verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum kendi adıma. Umarım 2018 yılı sanattan, edebiyattan, fotoğraftan, güzelliklerden konuşacağımız bir yıl olur. Bu yıl hepimizin ruhuna dokunacak o incelik bizleri bulur. Her şeyden evvel huzur evimize, yurdumuza, dünyamıza konuk olur.

Şans bir çiğdemmiş, ne zaman nerede açacağı belli olmazmış, dedim geçenlerde sevdiğim birine. Hak verdi bana. Ben elimdeki çiğdemi alıp bir kitabın arasında kurutmaya karar verdim sevgili okur, şans da bir yere kadarmış. Kendinizi ne kadar şanslı sayarsınız bilmiyorum. Sadece kendi ülkende barış içinde bir sabaha uyanabilmek bile bir şans belki. Yeni yıl mutlulukla gelsin diyelim, can dolusu sevgilerle…