Uçmak mavi bir türkü
Kanadında gözüm var
Çocuk kalbimdeki kuş
Benim de gökyüzüm var

Keşke hep çocuk kalsaydık deriz çoğu zaman. Keşke hiç büyümeseydik. Her şeyin tozpembe olduğu, en güzel anılarımızın saklandığı o yılları bir çırpıda tüketmiş olmanın sızısıyla dökülür dudaklarımızdan keşkeler. Nasıl bir çocukluk geçirdiğimizi hatırlar,o günlere döneriz. Sabahtan akşama kadar sokakta, arkadaşlarımızla oynanan oyunlar, haylazlıklarımız, yüzümüz gözümüz toz içinde hava kararmadan eve döndüğümüz koşturmacalı anlar, günün tatlı yorgunluğuyla yatağımıza uzanıp uyuduğumuz en derin uykularımız bile gelir aklımıza. Hayat çocukken güzeldir, kimi zaman oyuncağımız kırıldığı için kimi zaman düşüp dizimizi kanattığımız için ağlanacağını sandığımız en masum en şanslı yıllarımızdır.

Evet, keşke hep çocuk kalsaydık ve keşke dünya üzerindeki her çocuk, hep çocuk kalabilmeyi isteyecek kadar şanslı olsaydı.

Bugün size dünya üzerindeki ekonomik eşitsizliğin ‘şans’ kelimesini gölgede bıraktığına tanıklık eden bir fotoğraf projesinden bahsedeceğim.Hayatın gülen yüzünü gösterdiği şanslı çocuklar ile hayatın zor şartlarındaki minik yüreklerin tek ortak noktaları belki de ‘çocuk olmak’.

“Where Children Sleep” (Çocukların Uyudukları Yerler), Amerikalı gazeteci Chris Booth ve fotoğrafçı James Mollison‘un ortak çalışması sonucu ortaya çıkan etkileyici bir fotoğraf projesi. Projede dünyanın farklı yerlerinden çocukların portreleri ve uyudukları yerlerin fotoğrafları yer alıyor. Projenin başlığında çocukların yatak odalarından bahsedilmiyor. Çünkü bu çocuklardan bazıları bir yatakta uyuyabilecek kadar şanslı değil maalesef.

İşte projeye konu olan dünyanın en masum varlıkları ve onların küçük hayatları. Dilerim ki gözünüzün değdiği her yerde çiçekler açsın. Sizler ki insanlığın en büyük umutlarısınız. Yüreğiniz hep çocuk kalsın.

Umut ve sevgiyle.

Lamine, 12 yaşında, Senegal’de yaşıyor. Kur’an Kursu’nda eğitim görüyor. Sınıfında kız öğrencilerin bulunmasına müsaade edilmiyor. Arkadaşlarıyla birlikte bu küçük yurt odasında kalıyor. Sabah 6.00’da kalkıp okulun çiftliğinde çalışıyor. Öğleden sonra ise Kur’an Kursu’ndaki dersleri takip ediyor. Lamine’in en sevdiği oyun ise arkadaşlarıyla oynadığı futbol.

Tzvika, 9 yaşında. Batı Şeria’daki Beitar Illit adlı bir apartmanda yaşıyor. Apartman ise 36 bin Ortodoks Yahudi’nin yaşadığı büyük bir kapalı sitenin içinde. Bu yerleşimde televizyon izlemek ve gazete okumak yasak. Her ailenin ortalama 9 çocuğu bulunuyor. Tzvika’nın ise yalnızca bir kız kardeşi, iki de erkek kardeşi var. Odasını erkek kardeşleriyle paylaşıyor. İki dakika mesafedeki okula arabayla getiriliyor. Buradaki dini eğitime göre spor yapması yasak. Her gün kütüphaneye gidiyor ve kutsal kitap okuyor. Bilgisayarda dini oyunlar oynamayı seviyor. Büyüyünce Rabbi olacak. En sevdiği yemekler ise şnitzel ve patates kızartması.

Jamie, 9 yaşında. Annesi, babası, ikiz erkek kardeşi ve kız kardeşiyle New York, 5. caddedeki bir çatı katında yaşıyor. İyi bir öğrenci olan Jamie, prestijli bir okula gidiyor. Boş zamanlarında judo yapıyor ve yüzüyor. Ekonomiyle ilgilenmeyi seviyor. Büyüdüğünde babası gibi bir avukat olmak istiyor.

Indira, 7 yaşında. Annesi, babası, erkek ve kız kardeşiyle birlikte Nepal’in Katmandu bölgesinde yaşıyor. Evleri yalnızca bir odalı. Bütün aile tek bir döşekte uyuyor. Indira üç yaşından bu yana yaşadıkları yerdeki bir taş ocağında çalışıyor. Ailesi yoksul olduğu için çalışmak zorunda. Onun gibi 150 çocuk da aynı taş ocağında çalıştırılıyor. Indira’nın yürüyerek gittiği okul, evine 30 dakika uzaklıkta. İşten ve okuldan arta kalan zamanlarda ev işlerine yardım ediyor. En sevdiği yemek noodle. Büyüyünce dansçı olmak istiyor.

Kaya, dört yaşında. Tokyo’da küçük bir apartman dairesinde annesi ve babasıyla birlikte yaşıyor. Odasının dört bir duvarındaki tabandan tavana uzanan raflarda giysileri ve oyuncakları var. Kaya’nın bütün giysilerini annesi dikiyor. 30 elbisesi ve montu, 30 çift ayakkabısı ve bir sürü de beresi var. Okula gittiği günlerde üniforma giymek zorunda. Et yemeklerini, patatesi, çileği ve şeftaliyi çok seviyor. Büyüyünce karikatürist olmak istiyor.

Douha, 10 yaşında. Batı Şeria’daki bir Filistin mülteci kampında annesi, babası ve 11 kardeşiyle birlikte yaşıyor. Evine 10 dakika yürüme mesafesindeki bir okula gidiyor. Büyüyünce çocuk doktoru olmak istiyor. Ağabeyi Muhammed 1996’da gerçekleştirdiği intihar saldırısında kendisiyle birlikte 23 sivili öldürdü. Sonrasında evleri İsrail ordusu tarafından yıkıldı. Douha’nın odasında ağabeyinin de bir posteri bulunuyor.

Jasmine, dört yaşında. Kentucky’de annesi, babası ve üç erkek kardeşiyle birlikte yaşıyor. Evleri şehrin dışında bir çiftliğin içinde. Odası taçlarla ve çocuk güzellik yarışmalarında kazandığı fularlarla süslü. Bugüne kadar 100’den fazla yarışmaya katıldı. Bütün boş zamanlarında yarışma provaları yapıyor. Bunun için özel bir çalıştırıcı tutulmuş. Büyüyünce rock yıldızı olmak istiyor.

Bu fotoğraftaki çocuk ve ailesi Roma civarındaki bir tarlada yaşıyorlar. Aile Romanya’dan otobüsle gelmiş. Dilenerek ve ışıklarda duran arabaların camlarını silerek geçinmek zorundalar. Roma’ya vardıklarında bir özel mülkün üzerinde kamp kurmuşlar ancak polis tarafından uzaklaştırılmışlar. Yasal birer kimlikleri olmadığı için çalışamıyorlar da. Aileden kimse okula gitmemiş.

Dong, 9 yaşında. Çin’in Yunnan eyaletinde annesi, babası, büyükbabası ve kızkardeşiyle yaşıyor. Ebeveynleri ve kardeşiyle aynı odada uyuyor. Ailenin yalnızca kendi pirinç ve şeker pancarı ihtiyacını karşılayacak kadar toprağı var. Dong, 20 dakika yürüme mesafesindeki bir okula gidiyor. Yazı yazmaktan ve şarkı söylemekten hoşlanıyor. Akşamları ödevlerini yapıyor ve televizyon izliyor. Büyüyünce polis olmak istiyor.

Roathy, 8 yaşında, Kamboçya’da Phnom Penh şehrinin dış mahallelerinden birinde yaşıyor. Evi büyük bir çöp toplama alanının üzerinde. Roath’un yatağı çöpten bulunmuş malzemelerle yapılmış. Bu çöp toplama alanında yaklaşık 5 bin kişi çalışıyor ve yaşıyor. Her sabah saat 6.00’da, herkesle birlikte kalkıp buradaki bir hayır kurumu tarafından sağlanan banyoda duş alıyor Roath. Sonra da çalışmaya başlıyor. Konserve kutularını ve plastik şişeleri geri dönüşüm şirketine satmak üzere ayırıyor. Kahvaltı bütün gün boyunca yiyebildiği tek öğün.

Thais, 11 yaşında. Annesi, babası ve kız kardeşiyle Rio de Janeiro’da bir apartmanda yaşıyor. Odasını kızkardeşiyle paylaşıyor. Yaşadıkları mahallenin adı Cidade de Deus (Tanrı Şehri) çetelerle ve uyuşturucu kullanımının yüksekliğiyle tanınıyordu bir zamanlar. Ancak 2002’de mahallenin adını taşıyan bir filmin yapılmasından sonra hayatları çok değişti. Thai bir pop şarkıcısı Felipe Dylon’un hayranı. Odasının duvarında onun bir posteri var. Büyüyünce model olmak istiyor.

Nantio, 15 yaşında. Kuzey Kenya’daki Rendille kabilesinden. İki kız, iki de erkek kardeşi var. Evi keçe ve plastikten yapılmış, çadıra benzer bir barakadan ibaret. Odanın ortasında bir ateş, ateşin etrafında da aile bireylerinin uyudukları örtüler var. Nantio’nun görevleri keçilere bakmak, ateş için odun toplamak ve su taşımak. Bir müddet köydeki okula gitmiş, ancak sonra bırakmış. Bir savaşçıyla evlenmek istiyor. Şimdi bir erkek arkadaşı var, Rendille kadınlarının evlenmeden önce birkaç erkek arkadaş edinmeleri alışılmadık bir durum değil. Ancak evlilik öncesinde gelenekler çerçevesinde sünnet olmak da zorunda.

Joey, 11 yaşında. Kentucky’de annesi, babası ve ablasıyla yaşıyor. Sık sık babasına eşlik ediyor avlanırken. İki ateşli silahı bir de av tüfeği var. Yedi yaşındayken vurmuş ilk geyiğini. Av tüfeğini kullanmak için sabırsızlanıyor, çünkü diğer silahlarından sıkılmış. Doğada yaşamayı seviyor ve büyüyünce de avcı olmak istiyor. Evde sürekli av etleri pişiriliyor. Hayvanların yalnızca spor için avlanması gerektiği fikrini paylaşmıyor. Avlanmadığı zamanlarda okula gidiyor, televizyon izliyor ve Lily adını verdiği ejderha kertenkelesini besliyor.