Geldi ruhumuza kuş seslerinin değdiği bahar. Dağ üzerinden doğan dolunayı izleme vakti. Şimdi içimizin bedenimize sığmadığı günlerin tadını doya doya çıkarma vakti. O zaman yollar bizi bekler.

Ruhumuzun en güzel köşesine kuşların yuva yapacağı bir yere, birçok kuş çeşidinin ve farklı türlerde ağaçların bulunduğu Kovada Gölü’ne gideceğiz.

Allahın bir lütfu gibi bahşedilen, günlerinin değişme ihtimali olmayan hafta sonumuzu  değerlendireceğimiz için araba ile gidip gelmek zorundayız. Madem araba ile gidiyoruz yanımıza bol bol yiyecek alıyoruz. Ekipmanlarımızdan kısmıyor şişme yatağına varana kadar alıyoruz. Kalmalı piknik gibi 🙂 Bu güzel yeri sonbahar ayında görme ve kamp kurma imkanım olmuştu.

Boynumuza takılı modern yularlarımızdan kurtulmanın mutluluğundan mı yoksa milyonlarca yıldızın bizi beklediğini bilmekten midir bilmiyorum ama sabah çıkmayı planladığımız yola akşamdan çıkmaya karar veriyoruz. Cuma akşamı işten çıkıp koştur koştur yola koyuluyoruz.

Antalya Havalimanından yaklaşık 100 km uzaklıkta. Eski Antalya-Isparta yolunu kullanıyoruz. Biraz ıssız bir yol. Bir gidiş geliş olan yolda akşam giden arkadaşların dikkatli olması gerek. Gündüz giden arkadaşların da yol üstündeki ‘Yazılı Kanyon’a uğramalarını öneririm.

Varıyoruz. Varıyoruz ama hava tamamen kararmış durumda. Ormanlık bir alan bulup kamp atmak artık imkansız. Kovada Gölü giriş kapısının bulunduğu yerde günübirlikçiler için yapılmış alanı gözümüze kestiriyoruz. Bir iki masa ve çeşme var. Gayet uygun bulup kampımızı buraya kuruyoruz. Sıra odun bulmaya geliyor. Bu görev bende fakat ilk defa bu kadar zorlanıyorum. Gece ve her yer taze ağaçlarla dolu. El feneriyle göl kenarına inip yürüyüş yerlerini geziyorum fakat birkaç parça bir şey buluyorum. Derken üç kişi aramaya koyuluyor, yürürken Kovada Gölü işletme binasını görüyoruz. Bekçi odasının ışıkları açık. Bekçi sesimize duyup dışarı çıkıyor: ‘Hayırdır! Gençler, napıyonuz?” Bu sesten sonra içimden ”Şimdi bu kamp yerine laf edecek” cümlesini geçirip odun aradığımızı söylüyoruz. Bir iki kelam nereden geldiniz/ kimsiniz/ sorularından sonra elimize odunları tutuşturuyor. Bekçinin boynuna sarılasım geliyor. Dikkatli yakın uyarısını da alıp çadırların yanına geliyoruz.

Açlık hat safhada. Ateş yakıp üzerinde yol üstünde aldığımız dilimlenmiş Isparta ekmeklerini ısıtıp arasına peyniri sürüyoruz. Şahane öğünümüzü çayla afiyetle yiyip karnımızı doyuruyoruz. Karnımız doydu. İçimize işleyen soğuğu hissederken kahve yapıyoruz. Açık havada içtiğimiz kahvenin tadı hiç bu kadar güzel olmamıştı.

Saatler ilerledi ve bu güzel yerde gecenin tadını çıkarmaya başladık. Gecenin soğuna kahve kar etmediği için artık şarabın ateş üzerine konulma vakti gelmişti. Üzerimde milyonlarca yıldız, yanı başımda sıcak şarabım ve kafa feneri ile okuduğum Oğuz Atay’ın Tehlikeli Oyunlar kitabı ile bitmesini istemediğim bir gece yaşıyordum.

Gece ilerledi. Göl kenarına iniyor, ellerimiz dona dona fotoğraf çekiyoruz. Bu güzel yerin gecesini ölümsüzleştiriyoruz. Soğuk iyice iliklerimize işledi artık, tulumlarımızın içine girip ısınma vakti. Sabah gün doğumu ile ayakta olacağız ve sabah güneşin ilk ışıklarını izlemeyi planlıyoruz.

Sabah 06.30. Çalan zil ve uyanma vakti. Evet çok erken ama günün en güzel vakitlerinden olan bu saatleri değerlendirmek istiyoruz. Saat 8 oluyor. Kahvaltı vakti. Güzel bir kahvaltıdan sonra gölün içinde bulunan yolda yürüyüşe çıkıyoruz. Çeşit çeşit ağaçlar önlerinde açıklayıcı bilgiler yer alıyor. Göl etrafında gezdikçe buranın adeta kuş cenneti olduğunu görüyoruz. Öğleden sonra kamp alanına doğru geliyoruz. Bekçi bizi bekliyor. Burada kamp yasak. Müdürün geldiğini, orada kamp yapmanın yasak dediğini ve kaldırsınlar dediğini söylüyor. Akşama kadar müsaade etmesi için bekçiyi ikna ediyoruz. Akşama kadar izin aldıktan sonra çayımızı demleyip sohbet ediyoruz ateş başında.

Şunu itiraf etmeliyim ki Kovada Gölü’nün en güzel dönemi kesinlikle sonbahar. Bu güzel yere her mevsim gelebilirsiniz. Çok beğeneceğinizden eminim ama en büyük keyfi sonbaharda alacağınızdan da eminim. Bu nedenle sizinle sonbahar fotoğraflarını paylaştım. Rotanız Isparta taraflarınaysa şayet uğramanız ve listenize eklemeniz gereken güzel bir yer. Doğayla kalın.