Evimizde oturmuş elimizde bir fincan sıcak içeceğimiz başucumuzda bir kitap ya da dizimizde laptop dışarıda yağan kar veya yağmur -malum Antalya’dayım evimin penceresinden baktığımda kar göremiyorum 🙂 –  eşliğinde kış aylarının tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Gerçekten böyle mi yapıyorsunuz? Seyahat etmek doğal güzellikleri görmek için bahar aylarını mı bekliyorsunuz? Ben böyle yapmıyorum. Baharı, yazı beklemiyorum. Mesela kar görebilmek için dahi motoruma binip üşüye üşüye 30-40 km yol gidiyorum. Hasta oluyorum ama değiyor.

Bu eziyete değmez kış aylarında evim çok güzel diyen, seyahat planlarını bahar aylarına bırakan arkadaşlarım için yaz aylarında görme fırsatım olan bir kanyonu anlatacağım. Bahar ve yaz aylarında görmenizi isteyeceğim bir yer. Tabii ki her mevsim gezen arkadaşlarımın da görmesini isterim.

Isparta sınırları içinde bulunan doğal bir cennet Yazılı Kanyon.

Dedegöl Dağı’nda atacağımız kamp ve dağın zirvesine yapacağımız yürüyüş öncesi yol üstünde uğrayıp buz gibi suyunda yüzüp alabalık yiyeceğimiz bir yer olacaktı. Fakat gördükten sonra ısrarlarım sonucu hatta çok çok ısrar etmemden sonra bir gün kalma şansı yakaladım. 🙂

Uzun bir yolculuk olacağından sabah erken saatlerinde uyandık. Aracımıza eşyalarımızı yükleyip yollara düştük. Hamdi ağabey yeni rotalar çiziyor. Dağ bayır keşif yapa yapa gidiyoruz. Arada önüne baraj kurulmuş yollara da giriyoruz 🙂

Yazili-Kanyon-1

Eğlenceli keyifli bir yolculuktan sonra Yazılı Kanyon’a ulaşıyoruz. Yol üstü uğrayacağımız bir yer olduğundan hiç araştırma yapmamıştım. İyi ki yapmamışım. Sürprizler güzel oluyor.

Yazılı Kanyon’a ilk girdiğimizde küçük bir işletme çıkıyor karşımıza. Günübirlikçiler için de alanlar oluşturulmuş akarsu kenarlarına. Karavan ile gelenler. Çadır kuran arkadaşlar da görüyoruz hemen yanlarına gidip iki lafın belini kırıyoruz. Birer bardak çaylarını içip kanyon içlerine doğru yürüyüşe başlıyoruz.

Yazili-Kanyon-2

Yürüyüş yoluna gireceğimiz yerde bir tabela: St Paul Yolu. Tabii ben daha bir mutlu oluyorum. Bir Likya Yolu değil, fakat keşfedilmesi gereken bir yol Aziz Paul Yolu. Yol işaretlemeleri ve rotalarında sorunlar yaşayabileceğiniz zorlu etapları mevcut.

Kısa bir yürüyüşten sonra asma bir köprüden yürüyerek kanyonun karşısına geçiyoruz. Köprü üzerinde suyun hipnoz eden etkisi başlıyor.

Yazili-Kanyon-3

Yazili-Kanyon-4

Yazili-Kanyon-5

Yazili-Kanyon-6

Önümüze küçük bir ibadet yeri veya kutsal bir yer olarak kabul edilmiş kaya içine oyuk şeklinde duran sağında solunda haç işaretlerinin, yazıların olduğu bir yer çıkıyor. Yazıların üzerine matkap benzeri bir aletle delik açıp tahrip edilmiş. Affınıza sığınarak, eyy bunu yapan insan müsveddeleri kaya üzerine yazılmış yazının altında ne bulmayı umdunuz? Be cahiller her eski yazının olduğu kayanın, taşın altında altın yoktur. Bırakın da tarih, o yazılanlarla gün yüzüne çıksın aydınlatsın bizi.

Yazili-Kanyon-7

Yazili-Kanyon-8

Yazili-Kanyon-9

Söylenerek yoluma devam ediyorum. Kendimi su sesine bırakıyorum. Su debisi yaz aylarına göre gerçekten çok iyi.

Hava sıcak, yüzmek için suyun havuz oluşturmuş alanlarını aramaya başlıyoruz. Birkaç km yürüyoruz, yürüdüğümüz yol boyu orman ve su daha da güzelleşiyor. Koca bir çınar ağacı gölgesinde bir havuz buluyoruz. Kendimizi suyun serinliğine bırakıyoruz. Yaz ayı olmasına rağmen su çok soğuk.

Yüzmenin ardından sıra fotoğraf çekmeye geliyor. Bu kadar güzel çağlayanlar bulup uzun pozlama yapmamak olmaz. Makinalarımızla oradan oraya zıplayıp fotoğraflar çekiyoruz. Güzel birkaç poz yakalamışızdır diye umuyoruz 🙂

Tekrar düşüyoruz yola, toplamda 4-5 km yürüyoruz. Çok keyifli bir yol, ormanın derinliklerine doğru ilerliyor. Ama yolun tamamı kaç km nereye kadar gidiyor, inanın bilmiyorum. Bu bahar aylarında daha kapsamlı bir keşif yapacağım.

Yazili-Kanyon-10

Yazili-Kanyon-11

Yazili-Kanyon-12

Biraz nefeslendikten sonra koyuluyoruz dönüş yoluna. İlk vardığımız yere ulaşıyoruz. Hamdi ağabey burada alabalık yiyeceksiniz, diyor. Tavsiyesine uyuyoruz ve alabalık yiyoruz. Güzel mi? Gerçekten bir şey demek istemiyorum çünkü ben alabalık hiç sevmiyorum. Balığın tuzlu suda yetişmesi taraftarıyım. 🙂

Israrlarım sonucu planlarımızı değiştirerek bir gün kalmaya karar veriyoruz. Gittiğimiz yol boyuna kamp atmak yasak mı bilmiyorum ama ateş yakmak yasak. Biz çadırlarımızı giriş kısmına kuruyoruz. İç kesimlerde her ne kadar su, harmoni etkisi yaratsa da debisi yüksek olduğundan rahatsız olabilirsiniz.

Kısa ama keyifli bir günün ardından uyuma vakti geliyor. Sabah erken Dedegöl Dağı’na doğru yol alacağız. Dinlenmiş olmamız lazım.

Doğayla kalın, hoşça kalın.