İnsanlık tarihinin en dramatik ve en yıkıcı buluşuna imza atan Alfred Nobel, itici barutlu mermiyi buldu. Bu sayede seri atış yapabilen makinalı tüfekler ortaya çıktı. Buluşundan sonra savaşların daha kanlı, sivil hayatın daha tehlikeli olduğunun geç de olsa farkına varan Alfred vicdan azabını ve kötüye çıkan adını temizlemek için Nobel Vakfını kurarak tüm mal varlığını oraya bağışladı.

İnsanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek adına önce sadece bilim alanında verilmesi düşünülen ödüller bir süre sonra ekonomi, edebiyat ve barış alanlarına genişletildi.

2017 yılı nasıl başlamış ya da devam etmiş olursa olsun kimilerine dert, kimilerine monotonluk, kimilerine ise bilim camiasında durmaksızın yükselme fırsatını verdi.

ABD’li bilim insanları Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young biyolojik saat araştırmaları sayesinde dünyaya isimlerini duyururken, bize de içimizde sürekli tic taclar yatan döngüyü keşfetme fırsatı tanıdı. Onları nobelleriyle başbaşa bırakalım ve asıl olaya gelelim.

Konumuz ‘Biyolojik Saat’.

Hayvanlar, bitkiler ve insanlar belirli davranış şekilleri gösterir. Ayılar kış uykusuna yatar, leylekler mevsimlere göre göç eder, balıklar ve kuşlar ilkbaharda, geyikler ve koyunlar sonbaharda üreme döngüsüne girerler. Caretta carettaların kumsala yumurta bırakma vakitleriyle bizim uykuya dalma, uyanma ve acıkma zamanımız farklıdır.

Tüm bunların sebebi bizden çook uzakta -yaklaşık 384.403 km- olan kocaman büyüleyici bir uyduya bağlanıyor. Pek çok su hayvanının davranışları ayın değişik aşamalarıyla ortaya çıkan medcezirler sebebiyle olur. Pasifik kıyılarında yaşayan Gruion balıkları deniz yükseldiğinde kıyıya çıkıp yumurtalarını bırakırken denizin ikinci yükselişi sırasında çoktan suya dönmüş olurlar.

İkinci alarmımız ise Güneş, tüm canlıların kendisine göre çeki düzen verdiği devasa yıldız.

Bitkilerin güneşe doğru yönelimleri, ay çiçeklerinin hareketi, sarmaşıkların güneş doğunca açıp güneş batınca kapanması bi yana dursun bedenimiz de güneşe tepki verir. Güneş yükselirken bedenimiz kortizol salgılayarak ‘Kalk hadi güne karış’ derken güneş çekildikçe ‘Artık dinlenelim’ der ve melatonin oranını arttırır. Kamaralarda çoğunlukla kırmızı renk ışık kullanılması da bundandır ki denizciler sirkadiyen döngüyü kaçırmasın, bedenleri gece olduğunun farkına varabilsin.

Bazı böcekler zamana göre renk değiştirir. Ve onları karanlık odalarda tutarak kandırmak mümkün değildir.

Tüm bu örneklerde görüldüğü gibi bedenimiz her aktivite için neyi, ne zaman yapmamızı söyleyen hatırlatıcılarla işimizi oldukça kolaylaştırıyor.

Ruh halimiz, hormon düzeylerimiz, vücut ısımız ve metabolizmamız; bunların hepsi günlük bir ritim içinde çalışıyor. Tüm bu karmaşık döngü aslında iki genin elinden çıkıyor ; Period ve Timeless

Bu genler sürekli protein üretimi yapıp seviyelerini arttırıp azaltırken döngüyü oluşturmuş oluyorlar.

Ancak Period geninin proteini ve Timeless geninin proteini aynı anda çekirdeğe girerse Period geni aktivitesi baskılanıyor.

Bu basit görünen döngü ise şu yollarla bozuluyor;

Jet-Lag: Uzun uçak yolculuğunda biyolojik saatlerin düzeni bozulur; bundan dolayı yorgunluk, uykusuzluk gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Gece vardiyaları,

Uykusuz bırakma (Yeni doğan çocuk, işkence altındaki kişiler),

Kutup ve uzay yolculukları,

Işık (Geceleri ışıkların kapatılmaması ya da yeterince karartılmaması),

Gece istirahatini ve uyku düzenini bozan eğitimler, gürültüler, yaşam tarzı vs.

Kısa vadede vücut saatinin ritmini bozacak şeyler hafıza oluşumunu etkiliyor, fakat uzun vadede tekrarlandığında iki tür diyabet (şeker hastalığı), kanser ve kalp hastalıkları risklerini artırıyor.

Peki klasik bir günümüz aslında nasıl geçiyor;

‘’Go hard, play hard ‘’

06.00: Esas adamımız kortizon sahneye çıkıyor ve şov başlıyor. Metabolizmamız hareketleniyor.

07.00: Sindirim sisteminin en rahat olduğu zaman bu zaman, o yüzden spor yapmak için acele etmeden masaya oturun.

08.00: Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası, damarları her zamankinden daha fazla daraltıyor.

09.00: Bedeninizin en güçlü olduğu dönem bu dönem; önemli bir konuşma yapmak, sevgilinizden ayrılmak ya da iğne yaptırmak için uygun bir zaman.

10.00: Kahvaltı, uyanış, iğne yaptırmak derken beden yeni yeni kendine geliyor ve tam anlamıyla ‘’Ayılıyor’’. Bence de çok erken ama ders çalışmak, bilişsel beceri gerektiren aktiviteler için en uygun zaman.

11.00: Bu arada sakın kalp randevunuza gitmeyin, mazallah olan hastalığınız çıkmayabilir. Tüm organların tam faz çalıştığı hatta bu durumu biraz abarttığı bir zaman dilimi. İçinizdeki Sherlock’u ortaya çıkarmak için de çok uygun öyle ki hesaplama işlerinden tutun hazırcevaplığa, zekanızın ışıldadığı güzel zamanlar.

 

“Çanlar kimin için çalıyor?”

12.00: Günün ilk 6 saatinde sağ kulvardan yarışa başlayan beden yavaş yavaş yorulmaya başlıyor, tökezliyor. Enfarktus için uygun, Gastirt için şahane zamanlar. Bu dönemde öğle uykusu uyuyabilen kişilerde enfarktus gorulme sıklığının azaldığı farkedilmiş.

13.00: Öğle uykusunu atlayanların öğle yemeği rehavetiyle boğuştuğu, günlük verimin yüzde 20 azaldığı evre.

14.00: Lokal anestezinin etkisini daha çok gösterdiği, acıların o kadar da acıtmadığı, tansiyonun ve hormon düzeyinin düştüğü nadide zaman.

15.00: O da ne, içinizdeki kıpırtı yeniden yeşeriyor, sabahki kadar olmasa da günün ikinci yarısı şimdi başlıyor.

16.00: Tansiyon ve dolaşım gayet ayarında olduğundan sabah 6’da ertelediğimiz sporu yapmanın şimdi tam sırası.

17.00: Organların faaliyeti artıyor, tırnaklar ve saçlar daha hızlı uzuyor. Aman Allahım, bize neler oluyor?!

18.00: Pankreasın nadide sindirim salgıları eşliğinde akşam yemeği için en uygun saat.

19.00: Kan basıncı ve nabzımız durur mu yine, yeniden düşüyor. Antidepresan almak için ideal, kan basıncı düşüren ilaçlar almak için tehlikeli zamanlar.

20.00: Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı, etkisi hemen görülüyor. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.

21.00: Çanlar bu sefer fazla kilolarımız için çalıyor. Bu satten sonra yenilen her besin sindirilmeden midede tutuluyor, taa ki sindirim sistemi mesaiye başlayan dek ..

22.00: Akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.

23.00: Artık gitmesi gerektiğini fark eden kortizon usulca sahneden iniyor ve rahatlamaya başlıyoruz.

‘’Haydi çocuklar uykuya ‘’

24.00: “İyi bir cildin sırrı uykudadır” diyenler çok haklı. Cilt hücrelerimiz her zamankinden hızlı bölünüyor. İlk rüyamızı görmeye başlıyoruz.

01.00: Gün içinde verimin en az olduğu dönem. Çalışmayı bu saate bırakanlar, uyumak isteyen bedeniyle savaş halinde.

02.00: ‘’Gece 2’den sonra iyi şeyler olmaz ‘’. Araba kullanmaktan kaçının, evinizde oturun efenim.

03.00: Döngünün en karanlık noktası, melatonin bize uykuyu hediye ettiği kadar melankoli ve kararsızlığı da ediyor. Bu dönemde karar almamak ruh ve beden sağlımız için etkili. İntiharlar çok sık bu saatlerde görülüyor.

04.00: Stres hormonundan ancak bu kadar ayrı kalabiliyoruz, doğumların en sık görüldüğü zaman .

05.00: Doğuma gitmeyenler için günün yeni başladığı stres hormonunun gündüz değerinden 6 kat fazla salgılandığı gümbür gümbür evre.

Ritmik makineler olduğumuza ikna olup kendimizi onun işleyişine bırakmak dileğiyle.