Ines- Ölü ! Ölü ! Ölü ! Ne bıçak, ne zehir, ne de ip. Bu önceden oldu zaten,anlıyor musun ve biz sonsuza dek birlikteyiz.

Estelle- Sonsuza dek, aman Tanrım ne gülünç sonsuza dek !

Garcin- Sonsuza dek…

 

Jean Paul Sartre’ın ‘durum oyunu’ kapsamında ele alınabilecek “Gizli Oturum”( Huis-Clos) adlı piyesini geçtiğimiz hafta Yavuz Pak ile, bu defa Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Topluluğu Mezunlarından bir grup genç oyuncunun kurdukları Başka Tiyatro’nun ‘ilk yapımı’ olarak izledik.

Ana çıkış noktası; cehennemin başkaları, yani çevremizde ( ne yazık ki, bazen en yakınımızda) olduğu gerçeğine değinen “Gizli Oturum”da ; Joseph Garcin, Estelle Rigault, Ines Serrano’nun yek diğeri için nasıl amansız bir cellat ve çaresiz bir kurban olduklarını görüyoruz. Üçü de arada kalmış aslında. Korkunç ve hunhar bir kısır döngü içindeler. Derin hesaplaşma ve vicdan azaplarıyla yüzleşiyorlar hiç durmadan. Keskin bıçaklar, alevler, kızgın demirler, kaynayan katran kazanları yerine düşünceleriyle karşı karşıyalar. Yapayalnız. Acılı. Çaresiz. Çıkışsız.

Garcin’i çok iyi tanıyorum aslında. Estelle de yabancım değil pek. Ines de. Üçünü de gözüm ısırıyor bir yerlerden. Belli ki yollarımız kesişmiş. Belki hepsiyim… Belki hepsi kadar, ya da hepsinden farklı.

Aslı Beşir ( Ines Serrano), Seren Bostan ( Estelle Rigault ), Uğur Sönmez ( Joseph Garcin ), Alparslan Çerçi ( Garson ) de beden, ses, nefeslerini doğru kullanıyorlar oyun boyunca. ‘Çapaksız, güzel, yaşar kıldıkları rolün hakkını veren, sahicilikten ödün vermemiş oyunculuklar’ , diye tanımlayabilirim bu durumu. Bağırıp çağırmadan, abartmadan, teklemeden ve en önemlisi de baştan sona tempoyu hiç düşürmeden, içtenlikle oynuyorlar. Belli ki, tiyatro coşkusu ve inancıyla çalışmışlar. Aslı Beşir, Ines’i çok doğru bir biçimde ve üstün bir başarıyla yorumluyor. Hiç kuşku yok ki, oyunun mantığını iyi kavramış, rolün tüm duygu, düşüncelerini  ayrıntılara inerek ele almış. Gereksiz bir mimik ya da devinimi yok. Tam çizgisinde bir Ines çıkartmış ortaya. Bu saptamam diğer oyuncular için de geçerli. Herkes üst düzey bir başarı için özenle çalışmış, uğraş vermiş. Işık ve Ses sorumlusu Alper Çelik ve yönetmen Enes Aydemir de ellerinden geleni yapmışlar.

Doğrudan oyuncu performansına dayalı “Gizli Oturum”u izlerken, Üstün Akmen’in tanımıyla, ‘sahneden kalkıp izleyici koltuğuna konan, o koltuğa sinen tozu’  bir kez daha içime çekip, mutlu oldum. Yolunuz açık olsun genç dostlarım. Başka Tiyatro ile nice sezonlarda buluşmak dileği ve umuduyla..