Can Kısaç’ın tarihi polisiye türündeki ilk romanı, bu sözlerle başlayarak bizlere sırlarla örülmüş gizemli bir hikâye vadediyor. Beyazıt sahaflar çarşının en eski sakini olan Sahaf Agah Efendi ve yakın dostu Başkomiser Sinan Yavuz’un Şehzadebaşı Camiinde bulunan bir çocuk cesedi ile ortaya çıkan gizemli hayat hikayesine eşlik ederken, Mimar Sinan’ın hayatını anlattığı Tezkiret-ül Bünyan’ın şifreleri izinde İstanbul’dan Edirne’ye uzanan tarihi gerçeklerle örülü bir yolculuğa çıkıyor, daha önce adı bile duyulmamış gizli örgüt ve cemaatlerin mücadelelerine tanık oluyoruz.

Üçlemenin ilk kitabı olan “Agah Efendi: Sahaflar Loncasının Son Piri” temelinde kaderin nasıl çalıştığı sorusunun cevabını ararken İskenderiye’den Floransa’ya, Hindistan’dan ikinci dünya savaşı Amerika’sına kadar tarihin nasıl ilmek ilmek işlendiğini gözler önüne seriyor. Hayatın akışı üzerine kurulu hikâye bu mekanizmanın nasıl işlediğini anlamak için Einstein’ın (ERP) “kuantum dolanıklığı” ilkesi ile Bell’in eşitsizliğini çarpıştırarak determinizm ve belirsizlik ilkelerinin kılcal damarlarında geziyor. Bir solukta okunacak heyecanlı bir polisiye içerisine siyasal tarihten inanç tarihine, matematikten kuramsal fiziğe kadar birçok öğeyi ustaca işleyen yazar, bizlere içerisinde yaşadığımız gerçeği sorgulatırken, etkisinden uzun süre çıkılamayacak bir hikâye sunuyor.