Sizin gözünüzden şiiri anlatır mısınız? Şiirinizin meselesi nedir? Niçin şiir yazıyorsunuz?

“Dünyanın neresinde olursa olsun şiir yazan insancıldır. Zulme, ölüme, haksızlığa karşıdır.,” diyor ya Yaşar Kemal, ben de bu görüşü savunuyorum. Şiirime gelecek olursam, bazı cevaplara soru aramak aslında benim yaptığım. Sonra o sorular sanki bir hikâyeymişçesine uzun uzun dizelerle şiir oluyor. Yani aslında kendi şiirimde sorunum ölümle. Bireyin, doğanın, canlı-cansız her şeyin ölümü. İçimde sürekli bu eylemi kurcalamak üzerine bir dürtü var. Ne zaman bir şeyler karalamaya başlasam ya buradan yola çıkıyorum ya da cümlenin sonunda burada nefes alıyorum. Bunun önemli bir sebebi unutamadığım birtakım ses ve görüntüler. O anı yakalamaya çalışıyorum biraz da. Bu süre, dürtü bana büyük bir coğrafya yaratıyor aslında, bir şeyler arıyorum, buluyorum ve merakım hep diri kalıyor. O mücadele hissi diri tutuyor.

Benim şairim, benim şiirlerim dediğiniz biri ya da bir kitap var mı?

Çocukluğumdan beri şiir okumak beni roman veya hikâye okumaktan daha çok sürükledi ve üzerinde durmamı sağladı. O sebeple birçok kitap ve şair var ancak birkaç isim sayacak olursam Haydar Ergülen, Özge Dirik, Umay Umay, Birhan Keskin, Didem Madak, Metin Altıok ve Ahmed Arif benim okumaktan keyif aldığım şairler. Bunların her birinde ortak bir nokta bulduğum için de sürekli dönüp dönüp okuyorum.

Sizden önceki dönemin şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her dönem çok iyi şairler yetiştirmişiz, çok iyi şiirler çıkmış ortaya. Bizden önceki ve şimdiki dönem için üzüldüğüm bir nokta var o da çok kıymetli birçok şair ne yazık ki ya kitabı basılamadan ya da basılan kitabı önemli bir kitleye ulaşmadan aramızdan ayrılmış. Şimdi onları ancak kısıtlı biyografiler ile tanıyoruz. Onların daha çok bilinmesini ve okunmasını isterdim. 20. yüzyıl şairleri 21. yüzyıla kalmaları açısından şanslılar. 21. yüzyılda yetişmiş hiçbir şairin ne yazık ki bir sonraki yüzyılda hatırlanacağını düşünmüyorum. Kaldı ki dünyanın ömrü o kadar olacak mı belli değil.

Bugün yazılan şiiri nasıl buluyorsunuz, eskisi kadar güçlü mü sizce toplum üzerinde?

Toplum üzerinde güçlü bir etkisinin olduğunu düşünmüyorum. Günümüzde hâlâ savaşlar, salgınlar, krizler var. İnsanların böyle büyük dertleri olduğu için şiir, insanların gündemine girmiyor. Eskiden daha etkili daha çok gündeme gelen bir türdü şiir fakat şimdi hem sosyal medyanın etkisi hem saat başı değişen gündem insanların önceliklerini de değiştiriyor.

Geçmişten bugüne toplumsal değişimin izini şiirde görebiliyor muyuz? Ya da görmeli miyiz?

Görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Görüyoruz da. Şair yaşadığı topluma ayna tutmalı aynı zamanda. Toplumsal belleği tutmak açısından önemli bir konu bu. İyi şiirlerde o değişimi, o yansımayı görüyoruz.

Neden az okunuyor şiir, roman neden hep daha ön planda? “Şiir bitti” diyenler haklı mı?

“Şiirin umurunda olmuyor şairin nasıl öldüğü” Bu dize benim yıllardır aklımı ve içimi kurcalıyor. Toplumumuzun geçmişten bugüne hiçbir zaman ilk gündemi şiir olmamış. Şiir bitmez, hep tazelenerek devam eder ancak roman ve öykü okumayı daha çok seviyor insanlar. Belki de o daha doyurucu geldiği içindir. Bir yandan da iyi oluyor az okunması çünkü o tazelenme bu sayede sürekli devam ediyor. Kendi açımdan baktığım zaman okurlar için şiir, “İhtiyaç anında camı kırınız yazısı” gibi. İhtiyaç varsa o an bir şiire bakılıyor ve ardından bir sonraki ihtiyaca kadar unutuluyor. Şiirin kaderi de bu olsa gerek.

Sizce günümüzde şiir hak ettiği değeri yayıncılık dünyasında görüyor mu? Yeni dönem şairler, kitaplarını yayımlatmakta zorlanıyorlar mı?

Geçmişten bugüne şiir yayınlatmak, yayıncı bulmak hiçbir zaman kolay olmamış. Kısıtlı bir okurun olması yayıncı sayısını da kısıtlıyor. Günümüze baktığımızda büyük yayıncılar yeni dönem şairlere şans vermek istemiyor, onlar için bu durum riskli gözüküyor. Risk almak yerine bilinen bir şairi transfer etmek ya da mevcut şairlerinin kitaplarını basarak devam etmeyi önceliyorlar. Onun dışında birkaç küçük yayıncı bu alana gönül verdikleri için şiir yayınlamaya çalışıyor ama onlar için de zorlu bir süreç tabii bu. O sebeple yeni dönem şairler için kitaplarını yayımlatmak zor diyebilirim.

Şiir öğretilir mi, herkes şiir yazabilir mi?

Herkes şiir yazabilir, aslında günümüzde birçok insan yazıyor da. En azından okuyandan çok yazan var buna eminiz. Ama şiir öğretilir mi bilemiyorum.

İlk şiiriniz nerede ve ne zaman yayımlandı?

Yaklaşık on yıl önce şiir yayınlayan popüler bir web sitesinde yayınlandı. Editör seçkisinden geçebilen şiirler yayınlanıyor ve okur oylarıyla haftanın şiirleri seçiliyordu, bu bir heyecandı ilk başladığım zamanlar için. Matbu olarak ya bir fanzinde ya da Sinada Dergisi’nde yayımlanmıştı.

Çeviri şiir hakkındaki fikirlerinizi paylaşır mısınız? Sizce şiirde çeviri bir aktarma mı bir yeniden yaratma mıdır?

Çeviri şiire çok hâkim değilim. Bu konuda ayrıntılı yorum yapamam ama daha çok yeniden yaratma olduğunu düşünüyorum. Çeviren insanın kelimelere tekrar bir ruh kazandırması ile yeni bir forma bürünüyor şiir. Belki de çevrilen şiirin ruhuna artı bir şeyler katılıyor belki de ruhundan eksilenler oluyor.

“Şiirsokakta” hareketi ile ilgili fikirleriniz neler?

Edebiyat adına belki de en iyi hareketlerden birisiydi. İnsanlar tekrar şiirleri ve şairleri hatırladılar. Birçok güzel dize bu hareketle insanların hafızalarına kazındı. Her yerde olduğu gibi arada negatif şeylere rastlasak da olayın bütünlüğüne baktığımızda birkaç yıl boyunca yoğun bir şekilde devam ederken oldukça renkli görüntüler çıktı ortaya.

Ödüller hakkındaki düşünceleriniz neler, ödül şaire ne gibi avantaj ve dezavantajlar sağlıyor?

Bugüne kadar hiçbir ödüle dosya göndermedim. Kurullar nasıl toplanıyor, kriterler tam olarak nedir bilmiyorum ama ödüller ülkemiz okurunun dikkatini çekmek açısından önemli. Hem ödül kazanan şairin kitabı genelde önde gelen yayıncılar tarafından basılıyor ve birçok okura ulaşıyor hem de okur ödüllü bir kitaba denk gelince daha çok ilgileniyor. Ödül şartı aranmaksızın okurların ilgilenmesini dilerdim tabii.

Şiir yıllıkları, şiir seçkileri hakkındaki fikirleriniz neler?

Geçmişte çok fazla şiir yıllıkları, seçkileri oluyor ve yayımlanıyordu. Birçok şairi bir arada görmek, şiirlerini incelemek açısından güzel oluyordu doğrusu. Yakın zamanda denk gelmedim hâlâ devam ediyor mu bu kültür? Devam ediyorsa ne güzel…

OSMAN PALABIYIK; Adana’da doğdu. Çoktan seçmeli sorulara yanlış cevaplar verdi, sinema eğitimi aldı. Bir dergi kurdu, üç derginin kapanmasına yakînen şahit oldu. Birçok fanzin ve dijital yayında söyleşi, inceleme ve şiirleriyle yer aldı. Yakın zamanda Ertelendikçe Büyüyen adında bir şiir kitabı yayımlandı, OTdergi ve çeşitli mecralarda söyleşiler yapıyor. Eve dönebilme ihtimalini seviyor.

Sosyal medyada Osman Palabıyık: