Sizin gözünüzden şiiri anlatır mısınız? Şiirinizin meselesi nedir? Niçin şiir yazıyorsunuz?

İnsan olarak var olmanın utancı içindeyim. Bu utançtan kurtulmak istiyorum. Hareket etmek istiyorum. Şiir benim için bir hareket alanı sağlıyor. Kendim olarak hareket edebilmek beni yaşamda tutuyor. Terapi olarak görüyorum şiiri biraz da. Bana iyi geliyor. Okuyan ve bir şekilde şiire ulaşanlar da güzel geri dönütler verdiğinde seviniyorum. Bu sevinç ve şevk ile daha çok tutunuyorum yazmaya.

Benim şairim, benim şiirlerim dediğiniz biri ya da bir kitap var mı?

Var, Ingeborg Bachmann. Benim canım şairim. Ruhunu seviyorum onun. Onu görebildiğimi ve işitebildiğimi düşünüyorum.

Sizden önceki dönemin şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sesi gür şiirler var. Şiire ve şiirin etkisine inanan biriyim. Beynimde daima dolanan dizeler de vardır geçmişte yazılanlar arasından demek ki geçmemiş diyorum ya da içimize geçmiş.

Bugün yazılan şiiri nasıl buluyorsunuz, eskisi kadar güçlü mü sizce toplum üzerinde?

Üstteki soru ile bağdaştırarak cevap vereyim. Her dönem yazılan iyi şiir vardır. Ancak iyi şiirin bir özelliği var ki hemen göstermiyor kendini. Geride duruyor ilk başta, bekliyor sonra sonra etkisi ortaya çıkıyor, sarsıyor, çarpıyor ve her okunduğunda başka hallere sokuyor insanı. Bugün yazılan şiirlerde de geçmişte yazılan şiirlerde de böyle hissettiğim oluyor. Şiir okuru da özeldir diye düşünüyorum evet belki azdır ama kıymetli buluyorum ve etkili olduğunu düşünüyorum okuyan kesim üzerinde. Şiir fazlalığı, kalabalığı kaldıran bir tür de değil hem. Bu sebeple böyle oluşu benim açımdan iyi.

Geçmişten bugüne toplumsal değişimin izini şiirde görebiliyor muyuz? Ya da görmeli miyiz?

Şiir daima değişen, dönüşen bir tür. Toplum değiştikçe, insan değiştikçe, dertler değiştikçe bu değişim elbette şiire yansıyacaktır. Görmeliyiz veya görmemeliyiz gibi gereklilik mevzularına girmemeyi tercih ediyorum. Şiirin, edebiyatın ve insan oluşun kendine has bir ilerleyiş bir süreci var. İçindeyiz, devam ediyoruz, hepsi bu.

Neden az okunuyor şiir, roman neden hep daha ön planda? “Şiir bitti” diyenler haklı mı?

Aslında az okunduğunu düşünmüyorum. Biraz önce belirttiğim gibi şiir benim için kalabalığı kaldıracak bir tür değil. Daha az okunuşu bana daha kıymetli geliyor diyebilirim. Bir roman bastırsaydım kesinlikle yüz binlerce okurum olsun isterdim, çok satılsın isterdim, para kazanayım isterdim ama şiirde durum böyle değil. Başka bir dert. Bir hareket alanı. Hareket edebileyim ve kendi oluş’umu göreyim yeter. Şiir bitti diye bir şey olamaz herhalde 🙂 Komik geldi bana. Edebi bir türdür ve diğer türler gibi yazıldıkça devamı olacaktır. İnsanlık tarihi devam ettiği sürece şiirin de bir şekilde aktarılacağını düşünüyorum.

Sizce günümüzde şiir hak ettiği değeri yayıncılık dünyasında görüyor mu? Yeni dönem şairler, kitaplarını yayımlatmakta zorlanıyorlar mı?

Yayıncılık dünyasını iyi bildiğim pek söylenemez ama yayıncılık içinde çalışan arkadaşlarım var. Cidden zor iş, şiir yayımlatmak, kitap bastırmak. Hem alanı bilindik, değişmez isimler kaplamış durumda hem de para işleri çok dönüyor illa ki başka başka sıkıntılar da vardır bilmediğim. Arkadaşlarla muhabbet ediyoruz ara ara bu mevzular üzerine ve zorlanmayan yok. Gençlere yol açılmalı, kanal açılmalı.

Şiir öğretilir mi, herkes şiir yazabilir mi?

Şiir aktarılabilir bir tür. Bununla ilgili en son Haydar Ergülen’in şiir ile ilgili atölyesi çok tartışılmıştı. Olumsuz eleştiriler gelmişti üstelik belli bir ücret dâhilinde olduğu için. Ben olabileceğini düşünüyorum böyle işlerin. Okudukça, kelimeler ile olan ilişkiyi sıkı kurdukça çaba gösterip çalıştıkça olabileceğini düşünüyorum ama ortaya çıkan ne olur bilemem. Herkes şiir yazabilir mi noktasını düşünüyorum işte burada. Herkes bir şeyler yazabilir evet ama ne kadar kalır zaman içinde veya ne kadar yer edinir okuyanda bilinmez.

İlk şiiriniz nerede ve ne zaman yayımlandı?

Hayal dergisinin Genç Dize bölümünde yayımlandı. Nisan-Mayıs-Haziran sayısı 2013 tarihi idi.

Çeviri şiir hakkındaki fikirlerinizi paylaşır mısınız? Sizce şiirde çeviri bir aktarma mı bir yeniden yaratma mıdır?

Çeviri şiir okuyorum, özellikle Sait Maden, Cevat Çapan ve Ahmet Cemal çevirileri benim için önemli. Çevirmen ne düşünüyor acaba bu konuda, ben en çok bunu merak ediyorum aslında. Bir okur olarak ben başka bir dil ile yeniden yaratım olduğunu düşünüyorum ve şiiri de bir aktarım olarak görüyorum açıkçası.

Şiirsokakta” hareketi ile ilgili fikirleriniz neler?

Bir durumun veya olayın hem olumlu hem de olumsuz yanlarını görmek için çabalıyorum. Şiirsokakta hareketi bir yandan şiire olan ilgiyi arttırdı, okuru çoğalttı, alanını genişletti; diğer yandan ise kirlilik oluştu, mesela kimi dizeler yanlış aktarıldı, kimi dizelerin şairi yanlış bilindi. Okuyanı da yanlışa sürükler bu. Okurun daha titiz, daha gözlemci olması gerekti, bu da iyi bir şey.

Ödüller hakkındaki düşünceleriniz neler, ödül şaire ne gibi avantaj ve dezavantajlar sağlıyor?

”Geceyle İşlenen” de Arkadaş Z. Özger Ödülü ile çıktı. Ödüle karşı değilim. Yayıncılık alanı problemli. Her yer belirli isimler ile kaplanmış. Bu yüzden genç ve yazmaya hevesi olan biri için bu tür ödüller iyi bir kanal oluyor. Okur ile şair arasında bir aracı olan özellikle gençlere yönelik böyle ödülleri destekliyorum. Ha şu da var elbette; ödül iyi, tamam, güzel ama iyi edebiyatın kriteri olarak da görmemek gerek ödülleri. Fazla düşündüğüm bir mesele değil benim için. Zamanla dağılıyor ve değişiyor her şey, zamanları aşan birkaç dize, şiir olursa ne iyi.

 Şiir yıllıkları şiir seçkileri hakkındaki fikirleriniz neler?

İyi bir kaynak olabilir hem okur hem de yazan için. Gerekli ve önemli buluyorum ama şu da canımı sıkmıyor değil. Bu yıllıkları hazırlayan kişi veya kişiler neye göre, hangi kritere göre isim belirliyor. İşte böyle işlerin genelde birilerinin elinin altında oluşu ve bu isimlerin genelde aynı oluşu can sıkıcı. Burnum iyi kokular almıyor bu konuda da ne yazık ki.

Meryem Coşkunca 1992 yılında doğdu. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünü bitirdi. 5 yıldır Mardin’de yaşıyor. İlk şiiri Hayâl dergisinin Genç Dize bölümünde (Nisan-Mayıs-Haziran 2013) yayımlandı. “Geceyle İşlenen” adlı dosyasıyla 2016 Arkadaş Z. Özger Ödülü’nü aldı. “Geceyle İşlenen’’ Meryem Coşkunca’nın ilk şiir kitabı.

Sosyal medyada Meryem Coşkunca: