Sizin gözünüzden şiiri anlatır mısınız? Şiirinizin meselesi nedir? Niçin şiir yazıyorsunuz?

Şiiri, bir ifade aracı olarak düşünüyorum genel olarak. Bu sadece ifade edilebilir olanın değil, bir anlamda insanın çoğu zaman anlam dünyasında karşılık bulmayan ama onda hep dolaşan o karmaşanın, anlamsızlığın da somutlaşması. Düşündüğüm, keşfettiğim, yanıldığım bir alan.

Yazdıklarım isteyerek ya da istemeyerek içinde olduğum her şeyle ilgili. Bu içinde olduğum şeylerle kavga hâlindeyim ve bu kavgadan sağ çıkmak gibi bir derdim var. İnsanın kendisiyle, diğeriyle, dünyayla, ülkesiyle, kısacası ona dahil olanlarla ve onun dahil olduklarıyla göz göze gelmesi gerek. Bundan kaçınıyoruz gibi geliyor bana. Ben tüm bunları göz hizamda tutmak için yazıyorum sanırım.

Benim şairim, benim şiirlerim dediğiniz biri ya da bir kitap var mı?

Buna farklı bir yerden cevap versem kendimi daha doğru ifade edebilirim sanıyorum. Mutlaka kıymet verdiğim, bana ilham veren, okumaktan haz aldığım şairler var. Öte yandan insan bir şeye cüret ediliyorsa, özellikle de sanat alanında bir cüretse bu, eksik bulduğunu tamamlamak ve okumaktan tam anlamıyla tatmin olmadığı için cüret ediyordur. Bizde sevdiğine secde etme hevesi var sanırım. Ben bu durumu biraz hastalıklı buluyorum.

Sizden önceki dönemin şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şiiri ve dönemleri düşününce Türkiye bana tam olarak bir şiir çöplüğü gibi geliyor. Bu çöplüğü bugün yazanlar olarak biz de büyütüyoruz mutlaka. Çok kıymetli bulduğumuz isimlerin dahi olmasa da olurmuş dediğimiz şiirleri var. Öte yandan bu sadece bize özgü müdür diye düşünmek gerek. İyi şiirler yazılmış, bugün de yazılıyor. Dün yapılanı bugün yapılandan daha kıymetli bulmuyorum açıkçası. Öte yandan dün yapılanlar, üretilenler çoğu zaman zayıf da olsalar sanatçısından mahrum değillermiş. Bugün şiirin mahrum olduğu en önemli şey bu. Sanatçı neredeyse yok.

Bugün yazılan şiiri nasıl buluyorsunuz, eskisi kadar güçlü mü sizce toplum üzerinde?

Günümüz şiiri tüm farklı yaklaşımlarıyla beni zaman zaman heyecanlandırıyor. Az sayıda şevkle okuduğum isim olsa da bu heyecanı duyuyorum. Az önce de söz ettiğim gibi geçmişte de pek farklı değilmiş durum.

Etki meselesi biraz karışık. Ben şiirin eskisinden daha az okunduğunu düşünmüyorum. Hem matbu hem dijital anlamda daha kuvvetli bir dönem şu içinde yaşadığımız dönem. Toplumun etkilenmesi meselesi, toplumu harekete geçirme meselesi basit birkaç cümleyle geçiştirilemeyecek kadar önemli. Evvela şiirin gücü toplum üzerindeki etkisiyle ölçülemez. Bunu unutmadan eğilmek gerek meseleye. Evvela eksikliği nerede aradığımızı iyi tahlil etmemiz gerek. Toplum dediğimiz hırsızlığı, tecavüzü ve cinayeti görüp harekete geçmiyor bugün. Destek veriyor hatta. Üstelik bu sağlı sollu böyle. Bu toplum bunlardan bile bir şekilde etkilenmiyorken bugün yazılan şiirden etkilenmeyince şiirde kusur aramak işin kolayına kaçmaktır. Bence bugün iyi şiir var ama toplum hak getire.

Geçmişten bugüne toplumsal değişimin izini şiirde görebiliyor muyuz? Ya da görmeli miyiz?

Bu değişim bilinçli ya da bilinçsiz mutlaka sirayet eder. Buradayız ve hariç değiliz hiçbir şeyden. Görmeliyiz diye dikte etmeyeceğim fakat görmek benim hoşuma gidiyor diyebilirim.

Neden az okunuyor şiir, roman neden hep daha ön planda? “Şiir bitti” diyenler haklı mı?

Türkiye’de edebiyat tarihinin hangi döneminde şiir romandan çok okunmuş ki? Hiçbir zaman bir türü ötekinden üstün görmedim. Lakin şiir zevki bambaşka bir estetik algı ve birikim istiyor. Bu ve benzer şeyleri duyunca absürt bir soru geliyor aklıma. Neden kuşlar hem yürüyor hem uçuyor da insan sadece yürüyor ama uçamıyor? Ben roman okumayan şiir okuru görmedim, şiir okumayan roman okuru ise çokça var. Şiir bitti klişesi beni güldürüyor açıkçası. Şiir pil değil, öyle bitti demekle de bitmez.

Sizce günümüzde şiir hak ettiği değeri yayıncılık dünyasında görüyor mu? Yeni dönem şairler, kitaplarını yayımlatmakta zorlanıyorlar mı?

Yayın dünyasında şiirin kendine yer bulması hayli zor. Elbette buna alan açan ve açmak için çaba harcayan yayınevi sahipleri ve editörler var. Onların hakkını yememek gerek. Söz gelimi yakın zamanda İthaki Yayınları’nda bir şiir serisine başlayacağım. Hızlı ya da yavaş, bir çaba bu ve kıymetli buluyorum.

Sadece yeni dönem şairler değil, neredeyse rüştünü kanıtlamış dediğimiz isimler bile kitaplarını yayımlatmakta zorlanıyor.

Şiir öğretilir mi, herkes şiir yazabilir mi?

Teknik bazı meseleler öğrenilir tabii. Herkes her şeyi yazar ayrıca. Ben mesela zaman zaman resim de yapıyorum ama ne önemi var.

İlk şiiriniz nerede ve ne zaman yayımlandı?

İlk şiirim 2006 yılında üniversite edebiyat kulübünün çıkardığı Yelkensiz isimli fanzinde yayımlandı.

Çeviri şiir hakkındaki fikirlerinizi paylaşır mısınız? Sizce şiirde çeviri bir aktarma mı bir yeniden yaratma mıdır?

Çevirmen arkadaşlarla bu meseleler üzerine konuşuyoruz zaman zaman. Ben çeviriyi bir yeniden yazma süreci olarak değerlendirenlerdenim.

“Şiirsokakta” hareketi ile ilgili fikirleriniz neler?

Yalan söylemeyeyim. Üzerine kafa yorulacak bir mesele olarak görmüyorum.

Ödüller hakkındaki düşünceleriniz neler, ödül şaire ne gibi avantaj ve dezavantajlar sağlıyor?

Ödül şiir okurunun dikkatini çekmek dışında işlevi olan bir şey değil. Şiir okurunun dikkatini çekmek meselesini önemli buluyorum ayrıca. Tabii bu her ödül için geçerlidir diyemeyiz. Benim buna hizmet ettiğini düşündüğüm ödül sayısı bir elin parmağını geçmez. Ayrıca bu her zaman işlevsel olmayabilir. Benim bir elin parmağını geçmez dediğim ödüllerin neredeyse tamamını alan ama şiir yazmayan isimler var. Hâliyle yok olup gitmişler süreç içinde. Tek bir ödüle katılmadığı hâlde okurunu bulan şairler de var aynı şekilde.

Olumsuz yönü de işte yukarıda bahsettiğim yok olma meselesi olabilir insan. Bu sanırım psikolojisini de bozar insanın biraz.

Şiir yıllıkları, şiir seçkileri hakkındaki fikirleriniz neler?

Hiç önemsediğim bir konu değil açıkçası.

DEVRİM HORLU, 12 Mart 1988 yılında İstanbul’da doğdu. Gölgeler Çürürken isimli şiir dosyası 2017 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülüne layık görüldü ve Varlık Yayınları tarafından aynı isimle kitaplaştırıldı. Boşluklara Doğru isimli şiir dosyası 2018 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülüne layık görüldü. Şiir ve öyküleri çeşitli dergilerde yayımlandı. Şiir ve düzyazı çalışmalarına devam ediyor.

Sosyal medyada Devrim Horlu: