Sizin gözünüzden şiiri anlatır mısınız? Şiirinizin meselesi nedir? Niçin şiir yazıyorsunuz?

Şiir, her şey olabilir. Ben öyle düşünüyorum. Güzel yağan bir yağmur da şiirdir, iyi bir heykel de. Bunu görebilecek şekilde bakmak önemli. Benim şiirimin bir meselesi yok. Biliyorsunuz, ben zaten şiir de yazmıyorum, arada ‘y’ var, yani özel bir meselesi olduğunu düşünmüyorum. Yoksa yazın türü, geniş bir kapsamla var olma meselesidir. Temelde, her şey var olmak içindir. Benim şiyirimin de meselesinin var olmaktan başka bir şey olduğunu düşünmedim. Niçin’in de cevabını vermiş oldum sanırım.

Benim şairim, benim şiirlerim dediğiniz biri ya da bir kitap var mı?

Biri değil, birçok kişi var. Şairler, şiirler ve kitaplar. Mesela dingin bir ruh halindeyken, Akgün Akova şiirlerini çok severim. Her duygu ihtiyacını giderecek isimler mevcut.

Sizden önceki dönemin şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şiir de tarihî bir olaydır. Dolayısı ile tarihî olaylar günün politiği ile değerlendirilmez, yanlış olur. Üretim konusunda belki konuşabiliriz, sonuçta bizden önceki dönemin şiirleri, iletişim çağında üretilmedi. İletmek, yaymak daha zorluydu. O dönemin şiirlerini bence o dönemin insanları değerlendirmeli. Ben sadece seviyorum, diyebilirim. Bazılarını. Sadece sevmek, değerlendirme yapabilmek için yeterli bir veri değil kanımca.

Bugün yazılan şiiri nasıl buluyorsunuz, eskisi kadar güçlü mü sizce toplum üzerinde?

Bugün, eskiden beri var olan ve toplum üzerinde güçlü etkisi olan bir şey söyleyebilir misiniz? Olumsuz bir sürü örneği var, bahsettiğim şey sorunuzda olan. Çok güzel şeyler de var, çok güzel olmayan şeyler de. Güçlü olduğunu düşünmüyorum. Bugün çok farklı sebeplerle, çok farklı şeyler üretiliyor.

Geçmişten bugüne toplumsal değişimin izini şiirde görebiliyor muyuz? Ya da görmeli miyiz?

Elbette. Sonuçta ürettiğiniz şeyin hammaddesi dildir. Diller de canlıdır, sürekli gelişir ve değişir. Toplumsal değişimin izini şiirde göremezsek zaten büyük sıkıntılarla karşı karşıyayız demektir.  

Neden az okunuyor şiir, roman neden hep daha ön planda? “Şiir bitti” diyenler haklı mı?

Kaydı bulunan ilk şiir, 4.000 yıl önce yazılmış. Bizden önce vardı, bizden sonra da olacağını düşünüyorum. Hatta, dünya yok olup yaşam yeniden başladığında, benzer bir türümüz var olursa, onlarla bile devam edeceğini hayal ediyorum. Roman, ön planda değil. Eğer söylediğiniz gibi roman okunsaydı, şiir de okunurdu. Genel olarak az okuma var. Şiiri yorucu buluyoruz herhalde. Anlatmak istediğini anlamaya çalışmak, iş yükü olarak görülüyor. Şiir daha didik didik ederek okunan bir şey, sanırım bu da bize zor geliyor. Gözlemlediğim, okudum/okuyorum diyebilmek önemli. Romanlar, bunu diyebilmenin daha kestirme yolu.

Sizce günümüzde şiir hak ettiği değeri yayıncılık dünyasında görüyor mu? Yeni dönem şairler, kitaplarını yayımlatmakta zorlanıyorlar mı?

Tabii ki de görmüyor. Sanıyorum bu, yayımcılık kavramıyla aynı doğrultuda var olan bir sorun, yeni de değil, geçmiş dönemlerde de vardı aynı problemler. Gelecekte de var olacak diye düşünüyorum. Tabii aygıtlar değişiyor, artık herkes mikro yayımcılık yapabiliyor bunu da göz önünde bulundurmak lazım ama genel durum hep zorlandılar, zorlanacaklar da. Üretilenin niteliğiyle de alakalı bu. Kitap yayımlamak, popülerlik malzemesiyse, biraz daha rahat oluyor işler bu zamanda. Popüler olmak demek, çok satmak demek… Bu bir yayımcının iştahını kabartır. Kabaran şeyin sadece iştah olmasını dilerdim ancak doğurulan sonuçlar, bize kabaran şeyin sadece iştah olmadığını gösteriyor.

Şiir öğretilir mi, herkes şiir yazabilir mi?

Öğretilebileceğini sanmıyorum. Bunun dışında herkes şiir yazabilir elbette. Ama yazılan şey, şiir midir? Bunu kim açığa çıkartır, bilemiyorum. Bir grubun “Bu şiir değil.” demesinin geçerli olduğunu düşünmüyorum. Herhalde bu yargıya en iyi zaman varabilir. Bugün yazılan bir şeyin şiir olup olmadığı, elli yıl sonra belli olur bence. En başta da söylediğim gibi, herkes şiir yazabilir. Şiir genel bir başlık. Herkes araba sürebilir demek gibi. Herkes araba sürebilir ama kaçı bunun hakkını verebiliyor?  

İlk şiiriniz nerede ve ne zaman yayımlandı?

İlk şiirim “Biz Ona Şiir Öğretmedik” isimli seçki şiir kitabımda yayımlandı. 2018 yılında. 2000 yılında yazmıştım sanırım. 13 yaşımda. Şimdi dosyayı açıp bakmaya üşendim. 9 Şubat 2000 tarihi olabilir. Emin değilim.

Çeviri şiir hakkındaki fikirlerinizi paylaşır mısınız? Sizce şiirde çeviri bir aktarma mı bir yeniden yaratma mıdır?

Ben uyarlama olduğunu düşünüyorum. Başka bir kültür ürününü, çeviri yapılan dilin kültürüne uyarlamak gibi. Hangi pencereden baktığımızla ilgili.

“Şiirsokakta” hareketi ile ilgili fikirleriniz neler?

Belki çıkış noktası güzel bir düşünceydi ancak güzel bir noktaya taşındığını söyleyemem. Güzel, eğlenceli şeyler de görüyorum bu hareket ile ilgili ama az. Yeterli değil.

Ödüller hakkındaki düşünceleriniz neler, ödül şaire ne gibi avantaj ve dezavantajlar sağlıyor?

Ödül, iyi bir şeydir. Teşvik edici. Zihnimizin de ödül sistemine çok meyilli bir işleyişi olduğundan, güzel avantajlar sunuyor diye düşünüyorum. Dezavantajları, ödülü alan kişiyle alakalı bir bağ. Bu avantaj, ödülü alan kişiyi nasıl etkiler? Bir dezavantaja dönüşebilir mi? Tamamen kişinin tavrıyla ilgili. Bir diğer sorun da ödülü veren mekanizmaların hep aynı kişilerden oluşması. Başka yetkin kimse yok mudur? Bir ödül düzenleniyor, kurula bakıyorsun, sanki başka bir işleri yokmuş gibi, her kurulda aynı isimler. Bir dönem maaşlı ödül kurulları olarak çalıştıklarını düşünüyordum. Bir insanın başka hiçbir işi olmaz mı?

Şiir yıllıkları, şiir seçkileri hakkındaki fikirleriniz neler?

Güzel tarih kitapları olduklarını düşünüyorum. Yazılmış ve kayıt altına alınmış bir şiiri, özel bir seçkide toplamak, onun tarihsel bağlamda sağlamlaşması için bir çivi çakmak gibi geliyor. Seviyorum. Keşke daha fazlası olabilse.

BATUHAN DEDDE, 1987 yılında doğdu. 2010 yılında ilk kitabı Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları, 2011 yılında Rasyonel Şizofreni, 2012 yılında Çapulcu, 2013 yılında Kırmızı Eroin, 2014 yılında Mesihler Yalnızca Kutsal Masallarda Olur, 2015 yılında Dayanılmaz Acılar Orkestrası, 2016 yılında Mezar Taşı Gibi Düşüyor Yağmur, 2017 yılında Ölü Deri Parçaları, 2018 yılında Biz Ona Şiir Öğretmedik isimli kitapları yayımlandı. Bu süreçte çeşitli edebiyat dergilerinde öyküleri yayımlandı. Bazı şiirlerinin çevirileri yabancı antolojilerde kendine yer buldu. Mesihler Yalnızca Kutsal Masallarda Olur isimli romanı 2020 itibariyle Almancaya çevriliyor. Yaşamaya ve yazmaya devam ediyor.

Sosyal medyada Batuhan Dedde: