İnsan, doğal yaşam alanı yine doğa olan bir canlı. Büyüyebilmesi için de yine doğa ile ilişki kurması gereken bir canlı. Geçiciliğini unutmaması gereken bir canlı. Geldiği yere döneceğini bilen bir canlı. İnsan, barınağı yine doğa olan canlı. Son kullanma tarihi muhtemelen önceden belli olan bir canlı. Kendisinden başka bir canlının da vadesine karar verdiğini zanneden bir canlı. Sözde, kisvesi ile.

Shalott Leydisi, Arthur Hughes
1873

Walter Crane, Arthur Hughes, Dante Gabriel Rosetti, John William Waterhouse ve hatta John Byam Shaw Shalott Leydisi’ni kendi çizgileriyle ölümsüzleştirmiş birer isim. Ve bunun aslında bir ironi olduğunu şimdiden belirtmeliyim. Ve bugün yalnızca resim değil, şiir de okuyacağız.

Shalott Leydisi, John William Waterhouse
1894

Bahsi geçen tüm ressamlar, İngiliz vatandaşıdır. Kimisi Londra, kimisi Liverpool doğumlu. John Byam Shaw ise, İngiliz mandası bir Hint şehrinde doğmuş olup daha sonra Kensington’a yani İngiltere’ye taşınmıştır. Bu isimlerin bir diğer ortak yanı ise, Romantizm akımı sonrası, yine onun tesiri ve başka unsurlar ile ortaya çıkan Ön-Raffaelloculuk akımına mensup olmaları ya da ondan etkilenmeleridir. Özgür tavırları, sanatlarındaki kendilerine has gerçekçilikleri ve edebi yanları onları böyle bir tercihe doğru sürüklemiş. Ve Shalott’un Leydileri‘ni oluşturmuşlar…

Shalott Leydisi, John Byam Shaw
1898

İngiliz ya da daha doğru tabiri ile Britanya mitolojisinin en ünlü karakterlerinden birisi kuşkusuz Kral Arthur’dur. Camelot Kralı Arthur, yaz aylarının hemen başlarında her şeyin mükemmel olması arzusu ile bir turnuva, bir şölen düzenlemeye karar verir. Turnuva şövalyeler için eşsiz bir deneyim olacak, Kral’ın da sabırsızlıkla bekleyeceği bir güne dönüşecektir. Kral Arthur’un, meşhur Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nden olan Sir Lancelot da normal şartlarda bu turnuvaya kendi kimliği ile katılması gerekirken farklı bir yol izler. Göl Kraliçesi adı ile bilinen göl perisi Vivien’in sarayında eğitilmesiyle Göllü Lancelot olarak da bilinen şövalye, turnuvaya kılık değiştirerek katılacaktır.

Shalott Leydisi, William Holman Hunt
1905

Ağır tavırları ve yaptığı yaşlı numarası ile tanınmadan sarayı terk eden Lancelot, akşamı komşu şatolardan birisi olan Shalott’ta geçirir. Neyse ki kimliği ifşa olmayacaktır. Şatonun efendisi, Sir Lancelot’u şövalyelere layık bir şekilde ağırlar. Efendinin şövalyelik rütbesine erişmiş iki de oğlu ve güzeller güzel bir kızı vardır. Oğullardan birisi ne yazık ki hastalığından ötürü turnuvadan ümidi kesmiştir. Ancak Lancelot, kendi zırhını ona vererek onu cesaretlendirme girişiminde bulunur. Efendi de tecrübesine inandığı şövalyenin bu hareketinin yabana atılmayacak bir durum olduğuna kanaat getirerek minnettarlığını Lancelot’a sunar. Hasta oğul bu şekilde turnuvaya da katılır. Ancak Lancelot zırhını vererek kendi savunmasını zayıflatmamıştır. Çünkü onu zırhın dâhi koruyamayacağı şeyler çoktan harekete geçmiştir.

Leydi Elaine Lancelot’un Kalkanı İçin Dikiş Yapıyor, Eleanor Fortescue Brickdale
1911

Şatonun leydisi Elaine, Lancelot’a ilk görüşte âşık olmuştur. Leydinin apaçık tavırlarını fark eden Sir Lancelot, leydinin oğlan kardeşi aracılığı ile kalbini başkasına verdiğini ona iletir. Bunun yanı sıra, turnuvada onun şövalyesi olarak dövüşmenin gurur verici olacağını da ekler ve leydi bunun üzerine eşarbını şövalyeye sunar. Sıra gelir turnuva gününe. Turnuvada iki saf olacağı için ayırt edilme gereği ile Lancelot eşarbı kalkanına takar. Üstün körü bahsedecek olursam, turnuvada ortalığın karışması üzerine ciddi bir mücadele ortasına karışır ve kardeşi Sir Hector tarafından başından bir darbe alır. Mücadele sona erdiğinde, Lancelot ve yandaşları hızla Shalott şatosuna dönerler.

Elaine Lancelot’u İyileştiriyor, George Wooliscroft Rhead & Louis Rhead
1898

Ölümcül olmamasına karşın tehlikeli bir şekilde yaralanan Lancelot, şatoda leydinin tıp konusundaki yetenekleri ile olağandan hızlı bir şekilde iyileşir. Vakit, yavaş yavaş Lancelot’un şatoya veda edeceği güne gelmektedir. Ve bu aynı zamanda leydiye de bir veda anlamına gelmektedir. Yine aynı dönemlerde bir gün, şato yakınlarında Lancelot’a rastlayan şövalye dostları, onu gördükleri için bir hayli sevinirler. Aralarında kardeşi Sir Hector da vardır. Ancak turnuvadaki mücadeleleri bir problem teşkil etmeyecektir. Lancelot, bir hayli vakit geçirdiği şatodakilere ve de leydiye veda etmesi gerektiğini belirterek dostlarını geri gönderir.

Shalott Leydisi, William Maw Egley
1858

Ancak güzeller güzeli Elaine, bu vedaya hazır değildir. Genç leydinin, gözyaşlarını feryatlarla beslerken tek yapabildiği, yok olup giden umuduna bakakalmaktır. Lancelot minnetini sunar ve şatodan ayrılır. Vakit kış olduğunda, leydinin aşkı bir parça dahi azalmamış, Lancelot’un yokluğunda onu bitap hale getirmiştir. Geriye yapabileceği tek şeyin ise çektiği acıya bir son vermek olduğuna kanaat getirir.

“Yarı Hasta Bir Gölgeyim” dedi Shalott Leydisi, John William Waterhouse
1915

Leydi şatoyu terk ettiği bir gün, nehrin kıyısına gider. Bir kayığa biner ve halatlarını çözdüğü kayık ile Camelot’a doğru akıp giden sulara bırakır kendini. Bir sabah nehir kıyısına vuran kayığı gören Kral Arthur ve Sir Lionel, kıyıya iner. Gördükleri, derhal tanıdıkları Shalott Leydisi ve mücevherler ile süslenmiş bir kesedir. Keseyi açıp bakan Arthur, içinden bizzat kendisine ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri’ne yazılan bir mektup bulur. Mektupta zalim, inatçı, taş kalpli ve yakışıklı olarak belirtilen Lancelot, bütün gerçekleri ortaya serer. Kral Arthur, bu aşkın karşısında leydiye yakışır bir defin töreni hazırlatacaktır.

Shalott Leydisi, Dante Gabriel Rossetti
1857

İngiliz şair Alfred Tennyson’ın Shalott Leydisi’ne ithafen yazdığı ilk şiiri, 1932 yılında yayınlanmıştır. Şiirin dördüncü bölümünden bir parça şu şekildedir:

“Kulenin ve balkonun altında,

Bahçe duvarı ve kemerin yanında,

Uçarak geldi parlak bir şekil,

Bir ceset, yüksek evlerin arasından,

Sessizce Camelot’a”

Shalott Leydisi (Tennyson’ın Şiiri İçin), William Edward Britton
1901

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi.