“Dünyamızdaki fısıldayarak konuşan cılız sesleri dinlemeyi tercih ediyorum. Her zaman bu fısıltıların himayesinde olduğumu hissettim, gözlerim doğal olarak küçük şeylere odaklanıyor.” 

Rinko Kawauchi

Ada’dan ayrılacak olan son feribotun hareket saati gelmişti, feribota doğru hızlı adımlar atarken, binmeden önce dönüp bakar mı acaba diye düşündüm ve kalabalığın içine karışıp gözden kaybolana kadar bekledim. Boşa bir bekleyişti biliyordum; çünkü seni seviyorum dediğimde sessiz kalıp başını başka bir yöne çevirmesinden anlamıştım. Artık içinde bana dair bir his yoktu. Eve dönerken karşılaştığım reçel tezgahları anneannemi hatırlatmıştı, hiçbir zaman seni seviyorum gibi bir cümle çıkmadı ağzından; ancak sonbahar kışa dönerken mutlaka hazırlığını yapar ve “Sen seviyorsun diye ayva reçeli yaptım,” derdi. Sevmenin ve sevgiyi göstermenin basit ama farklı hallerini bilirdi. Günümüzde içi boşaltılmış bir soru cümlesine dönüşen ‘seni seviyorum’ demek yerine salt sevgiyi hissettiğimizde onu ortaya koyabilme şeklimiz, atfettiğimiz önemin ve hissettiğimiz sevginin bir göstergesi olacaktır. Hayatın içinde, oldukça sıradan olarak gördüğümüz anlarda var olan ince detayların farkına varmak, ihtişamlı sözcüklerden  ve eylemlerden çok daha fazla önem taşımaktadır.

Japon fotoğrafçı Rinko Kawauchi 1972’de Shiga’da doğdu, şimdilerde ise Tokyo’da yaşamakta. Rinko Kawauchi sıradan anları betimleyen, sakin ve şiirsel bir anlatı tarzına sahiptir. Gündelik hayatın içine odaklanan fotoğrafçı; farklı renk kullanımı, ucu  açık anlatıları, basit  görünen görsellerde bilinçli bir farkındalıkla oluşturduğu öznel bakışı ile arka planda kusurun kabulü üzerine odaklanmış bir dünya görüşü olan Wabi-Sabi’nin de etkisinin hissedildiği, kendine ait bir estetik algıya sahiptir.

Rinko Kawauchi, 2001 yılında eş zamanlı olarak yayımladığı üç kitap ile dikkatleri üstüne çekmeyi başarır; Utatane, Hanabi, Hanako.

Bunlardan Utatane (şekerleme, kestirme) adlı serisi uyku ve uyanıklık arasında kalan bir durumu ifade etmekte. Bu seride kendisine çocukluğundan bu yana fısıldayan küçük sesler olarak tanımladığı, basit olarak gözüken detaylara odaklanıyor. Her detayın doğum, yaşam, ölüm gibi kavramların altını çizdiği parçalayıcı ve geçici bir dünyayı yeniden yaratmakta. Gündelik hayatında etkilendiği ne varsa fotoğraflarında bunları imgelemeye çalışan ve görünenin ardında başka bir hikaye barındıran Rinko Kawauchi’nin fotoğraf serilerinde amaçlananın mükemmel fotoğrafın olmadığı, önemli olanın ifade ve derinlik olduğu açıkça görülmekte.

İdealize edilmiş olan davranış biçimleri ve estetik beklentiyi karşılayabilmek adına her yeni günde birbirini tekrar eden sistemin dışına çıkabilmek için bilinçli bir farkındalığa sahip olabilmek gerekli. Bununla birlikte, bizi sürekli bir yarışın içine çekmeye çalışan hızlandırılmış yaşam temposunun  aksine yavaşlayabilmek ve hayatın akışında gözden kaçırdığımız, duyamadığımız cılız seslere kulak verebilmek, küçük detaylardaki sevgiye ulaşmamıza olanak sağlar.