CHIAROSCURO

Caravaggio – Aziz Thomas’ın Şüpheciliği (1601-1602)

Terimi ilk kez 1861 senesinde Floransalı sanat tarihçi ve sanatçı A. Filippo Baldinucci tek renkli resimlerde ortaya çıkan aydınlık ve karanlık kısımlar için kullanmışsa da, chiaroscuro resimden önce ağaç baskılarda uygulanarak figürlere gerçekçi, heykelsi bir görünüm kazandırmıştır. 16. yüzyılda Almanya ve İtalya’da hemen hemen aynı zamanda ortaya çıkmış ve belli teknik farklılıklarla resimler üretilmiştir. Almanya’da chiaroscuroyu kullanan ilk sanatçılar Hans Burgkmair, Cranach ve Hans Baldung-Grien’dir. İtalya’da ise terimi hayata ilk geçiren sanatçı Ugo da Carpi olmuş, Raffaello ve Parmigianino’nun çizimlerini baskıya geçirmiştir. Resim alanında ise keskin karşıtlıklar yaratacak biçimde düzenlenmiş ışık-gölge dağılımı anlamına gelen chiaroscuronun ilk uygulamalarını 16. yüzyılda Coreggio ve Leonardo da Vinci yapmış; 17. yüzyılda Caravaggio ile yaygınlık kazanmıştır. Hatta zamanla Caravaggio tarzında chiaroscuroya bağlılık duyarak resimler üreten sanatçılara “Caravaggist” denilmiştir. Chiaroscuro en yetkin biçimine Rembrandt’ın yapıtlarında ulaşmış ve Romantisizim dönemine gelindiğinde ise chiaroscuro, konuyu destekler bir biçimde duygusal etki yaratmak amacıyla uygulanmıştır.

Leonardo da Vinci – Kayalıklar Bakiresi (1483-1486)

Rembrandt – Hayırsız Oğlun Dönüşü (1661-1669)

Georges de la Tour – Yenidoğan (1640)

SFUMATO

Leonardo da Vinci – Mona Lisa (1503-1506)

İtalyanca’da duman anlamına gelen “fumo” ve duman gibi uçucu anlamına gelen “sfumare”den gelen terim, resim ya da çizimde renk tonları arasında yumuşak geçişler yapılmasını sağlayan gölgeleme yöntemi olarak ilk kez 16. yüzyılda Leonardo da Vinci tarafından kullanılmıştır. Özellikle “Mona Lisa”nın neredeyse tamamına hakim olan sfumato, Erken Rönesans’ın keskin dış çizgili resimlerinin bu sayede yumuşak biçimler kazanmasını sağlamıştır.

UNIONE

Raffaello Santi – La Belle Jardiniere (1507)

Rönesans’ın en önemli resim tekniklerinden biri olan unione, Lenardo da Vinci’nin sfumato kullanımına bağlı kalınarak Erken Rönesans’ta kullanılan renk çeşitliliğini, renk geçişlerinin olduğu alanlarda dumanlı bir biçimde göstermek anlamına gelmektedir. Raffaello Santi tarafından ortaya konulmuş, Leonardo da Vinci’ye yanıt olarak geliştirilmiştir.

REPOUSSOIR

Rubens – Dört Filozof (1615)

Baskı, fotoğraf, kabartma ve resim gibi iki boyutlu sanatsal çalışmalarda yer alan, sağ veya sol kısımda önplana çıkarılan nesne ve figürlerle izleyicinin gözlerinin kompozisyon üzerinde gezinmesini sağlayan teknik olarak kullanılmıştır. barok ve Maniyerizm dönemlerinde popüler olan teknik, 17. yüzyıl Hollanda manzara resimlerinde sık olarak tercih edilmiş ve sonraları bazı İzlenimciler tarafından da kullanıldığı görülmüştür. Örneklerde de görüldüğü üzere bazen bir erkek figürü, bazen de bir ağaç repoussoir oluşturabilmektedir.

Jacob Isaaksz van Ruisdael – Yahudi Mezarlığı (1655-1660)

Gustave Caillebotte – Paris Sokağı: Yağmurlu Bir Gün (1877)