Tıpkı Rönesans ve Barok dönemlerde olduğu gibi, kadın sanatçıların sayısı çağdaş Türk resminde de azdır. Bu durumun dışında kadın ya da erkek olsun, resim yapmak da tek başına yetmiyordu. Sandro Botticelli ya da Gentile Bellini gibi isimler bir şekilde ilgilileri tarafından bilinirken Mariotto Albertinelli ya da Alvise Vivarini gibi isimleri herkes bilmiyor. Halbuki Botticelli ve Albertinelli Floransalı iken, Bellini ve Vivarini de Venedikli’dir. Tabii bu dört sanatçı da normal şartlarda üst düzey tanınırlığa sahip isimler. Bir sanat sevdalısı Türk için ise, hepsi çok da tanıdık olmayacaktır. Resim piyasasının böyle olduğunu ve bir de kadın sanatçı sayısının az olduğunu düşündüğümüzde, başarıya ulaşan ve kendi adından söz ettirebilen kadın sanatçı sayısı iyice azalıyor. Bu şartlarda Şükriye Dikmen, elde ettiği başarısı ve üslubu ile ender kadın sanatçılarımızdan bir tanesidir.

Mariotto Albertinelli
Ziyaret
1503

Alvise Vivarini
Kutsayan İsa
1494

Dikmen’in asıl doğduğu yıl 1907’dir. Birkaç kaynakta bu konuyla ilgili olarak, Dikmen’in Akademi’ye girmeden evvel doğum tarihini mahkeme kararı ile 1918 olarak değiştirdiği belirtilir. Şükriye Dikmen 1940-1948 yılları arasında, Türk İzlenimcilerinden olan meşhur portre sanatçısı ve aile dostları Feyhaman Duran’ın desteği ile Güzel Sanatlar Akademisi’ne başlamıştır. Akademi’de eğitim aldığı hocalar arasında Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği‘nden bildiğimiz Zeki Kocamemi, D Grubu‘ndan bildiğimiz Nurullah Berk ve Cemal Tollu gibi önemli isimler vardı.

Nurullah Berk
Uyuyan Güzel
1973

Şükriye Dikmen yaklaşık 8 yıllık Akademi hayatını tamamlayıp mezun olunca Paris’te eğitimine devam etmişti. İlk önce Fernand Léger’den, sonra da Gustave Singier ve Roger Chastel’den Randon Akademisi’nde eğitim almış. Bu atölye eğitimlerinin yanı sıra Louvre Müzesi Okulu’nda sanat tarihi eğitimi de almış olup 1953 yılında Türkiye’ye geri dönmüştür.

Fernand Léger
Anne ve Çocuğu
1952

Gustave Singier
Kompozisyon
1969

Paris’in birçok şeyin ötesinde ciddi bir sanat merkezi oluşu, eğitim amaçlı giden tüm sanatçılar için ciddi bir ilham kaynağı da olmuştu. Şükriye Dikmen için de Léger, Modigliani, Matisse, Gaugin ve Picasso gibi sanatçılar sanatında en etkili olan isimler desek yanlış olmaz. Daha çok figür odaklı yaptığı ve imgeyi olabildiğince yalınlaştırmaya çalıştığı eserlerinde usta sanatçıların bir şekilde izlerini görmek mümkündür.

Şükriye Dikmen
Peyzaj

Özellikle natürmortlarında ciddi bir Matisse ve Japon baskısı izi görüldüğü söylenebilir. Dikmen, Matisse’in kompozisyonlarına göre daha yalın tablolar ortaya koymuştur. Genellikle vazo içinde yer alan çiçekler ya da çiçek dalları ile bir kompozisyon oluştururdu. Motiflerin daha çok geometrik birer motife dönüştüğü ve ince birer konturla çevrili gölgesiz çizimlerin sentezine işaret ettiğini de söylemek mümkündür. Dikmen’in ışık-gölge gibi bir kaygısı yoktur.

Henri Matisse
Kırmızı Uyum
1908

Şükriye Dikmen
Çiçekler
1985

Figürlü resimler konusunda da Şükriye Dikmen oldukça önemli bir isimdir. İtalyan sanatçı Amadeo Modigliani’nin resimlerindeki figürler, özellikle uzun boyunları, uzuvlar ve iri gözleri akıllarda yer etmiştir. Şükriye Dikmen’in de bazı eserlerinde benzer bir iz görmek mümkündür. Bu benzerlik de Paris’te olduğu zamanlarda Modigliani’yi inceleyerek etkilenmesine dayandırılır. Gözlerin boş birer desen olarak verilmesi belki de en çok örtüşen özelliktir.

Amadeo Modigliani
Juan Gris’in Portresi
1915

Şükriye Dikmen
Portre

Amadeo Modigliani
Genç Çiftçi
1918

Şükriye Dikmen
Portre

Şükriye Dikmen’in en önemli eserlerini oluşturan ve onun için karakteristik diyebileceğimiz tür ise kuşkusuz portre resimleridir. Dikmen birçok sayıda genç kız ve kadın portreleri yapmıştır. Figürlerin yüzlerini genellikle cepheden çizerken bazen de 3/4 profil kullanmayı tercih etmiştir. Modigliani etkilerinin diğer figürlü eserlerinde olduğu gibi portrelerde de devam etmesi önemlidir. Uzun, ince birer boyun ve iri gözler bize bu konuda doğru yönlendirme yapan noktalardır. Sanat ortamı içerisinde, Dikmen’in sadeliğini koruyan portreleri ile ünlü Amerikan sanatçı Alex Katz‘ın tarz benzerliklerine de dikkat çekilir. Ancak bu kez figür betimlemelerinden ziyade üslupsal bir benzerlik söz konusudur. Pop Art akımının önemli isimlerinden olan Katz’ın portrelerinde, tıpkı Dikmen’in olabildiğince yalınlaştırılmış imgelerden oluşan figürleri ile ortak referans noktaları bulmak mümkündür. Dikmen de Katz de renkleri belirli şekillerde ve bulandırmadan kullansa da, ışık ve gölge kaygısı gütmeyen taraf Dikmen olmuştur. Figürler aşırı derecede dikkati farklı yöne çekecek herhangi bir ekstra detaydan da uzaktır.

Şükriye Dikmen
Portre

Şükriye Dikmen
Portre

Alex Katz
Otoportre

Alex Katz
Portre

2000 senesinde İstanbul’da hayata gözlerini yuman Şükriye Dikmen, bir başka önemli kadın sanatçımız olan Tiraje Dikmen‘in de ablasıdır. Çağdaş Türk resminde Şükriye Dikmen, tek figürlü kadın portrecisi olarak anılmasını oluşturduğu bu üsluba borçludur. Yarattığı bu özgün desen anlayışı ile Türk resmine büyük bir katkı sağlamıştır.

Şükriye Dikmen
Erkek ve Kadın
1953