Her şey bir tohum tanesinin toprağa düşmesi ile başladı. Yağmurlarla ve sularla yeşerdi bu tohum tanesi ve göçebe yaşayan insanlık bu tohum tanesi ile birleşti. Ve kolonileşti. İnsanlık tarihinde yaşam için en önemli olan şey ”su” etrafına kuruldu. Medeniyetler. Tarihin her döneminde savaşlar yapıldı. Kazananlar medeniyete ”su”ya ulaştı.

Pamfilya bölgesi de akarsuların, nehirlerin, çayların bol olduğu bölgelere kurulmuş şehirlerden oluşuyor. Tarihin ilk çağlarından başlayarak günümüze kadar ulaştı bu şehirler: Perge, Side, Aspendos, Sillyon

Bugün ise Pamfilya’nın ve Akdeniz bölgesinin en büyük şehrine gideceğiz nüfusunun yüz bini geçtiği düşünülen bir koloni ‘’PERGE’’.

pamfilya-perge-antik-kenti-1

Tarihi son Kalkolitik Çağ’a kadar uzanan Hititçe çivi yazılarında ‘’Parha’’ olarak anılan bir şehir burası. Bu tarih deposu yeri Helenistik Dönem’de inşa edilen ve günümüze iyi korunarak gelmiş Perge Anıt Kapısı’ndan geçerek gezmeye başlıyorum. Kapıdan içeri girdiğimizde sağ kolumuzun üzerinde bulunan kazı çalışmalarının devam ettiği alana doğru yöneliyorum. Sabah 08:00’de Perge’ye geldiğimden kimsecikler yok. Antik kent de benim için özel ziyaretçi muamelesi yapıyor. Kazı alanına girmek yasak ama ben dayanamayıp giriyorum. Beş merdivenli yarım oval şekilde olan sağ ve sol taraflarında birer oda bulunan bu yer kazılar devam ettiği için herhangi bir tabela ile açıklanmamış. Yakalanmadan hemen uzaklaşıyorum. Kalsam da bir şey olacağını zannetmiyorum muhtemelen bekçiler yeni uyanmaya çalışıyorlardır. Ama kent o kadar büyük ki kimseler gelmeden büyük bir kısmını gezmek istiyorum. Bu kenti gezerken yanınıza su ve atıştırmalık bir şeyler alın ihtiyacınız olacak. Bir yola giriyorum sağımda ve solumda herhangi bir kazı yapılmadığını görüyorum. Amaçsızca yürüyorum, artık yanlış yola girdim derken doğu surlarını görüyorum. Bu surlara ulaşıp baktığımda kentin büyüklüğünü tamamen kavrıyorum. Surların bazı kısımları normal uzunluğu diyebileceğim seviyede bir kısmı ise toprak altında gün ışığına hasret kalmış şekilde bekliyorlar. Yolun sonuna doğru geldiğimde solumda bir alan tel ile çevrili içerisinde ufak tefek kazılar yapılmış, öylece kalmış herhangi açıklayıcı bir tabela yok. Kafamı kaldırıp baktığım ise akropolün bulunduğu yamacın eteğine geldiğimi görüyorum.

pamfilya-perge-antik-kenti-1-888-x-592

Kazıların Devam Ettiği Alan

pamfilya-perge-antik-kenti-2

Agora

pamfilya-perge-antik-kenti-4

Doğu Surları

Sol tarafa bir yol gidiyor, sağ tarafımda surlar devam ediyor. Surlar beni çok uzaklara götürmeden şehre doğru yöneliyorum. İleride sol tarafımda sütunlu bir cadde sağ tarafımda anıtsal bir çeşme duruyor. Çeşme üzerinde yan uzanmış şekilde duran heykel beni heyecanlandırıyor. Akropolün hemen altında kolonlu yolun sonunda bulunan bu anıtsal çeşmede uzanan heykel Nehir Tanrısı KESTROS’a ait. Buradan akmaya başlayan su, 2 metreye yakın genişliği olan kanallar ile şehrin güneye doğru akıyor.

Kestros heykelinin olduğu yere çıkarak güneye doğru baktığımda sağında ve solunda kolonlar bulunan ortasından kanal ile ayrılmış bir şehir görüyorum. Aklıma ilk gelen ise ”SU” şehrine hoş geldim!!

pamfilya-perge-antik-kenti-9

Kestros Heykelinin Bulunduğu Çeşme

pamfilya-perge-antik-kenti-6

pamfilya-perge-antik-kenti-10

Çeşmeden güneye biraz yürüyorum. Kanalı takip edecekken sağ kolum üzerine başka bir sütunlu yol görüyorum. İki tane su kemeri duruyor ve küçük bir kapı. Yönümü o tarafa doğru dönüyorum, anlıyorum ki burası sütunlu Batı Caddesi. 2012-2013 yılları arasında gün yüzüne çıkarılmaya başlanmış bir cadde, Helenistik Dönem agorası olduğu düşünülmektedir. Sütunlu caddeden yürüyorum, caddenin sonuna doğru yani Sütunlu Batı Cadde’nin sonlandığı, Batı Kent Kapısı ile Kuzey Hamamı’nın birbirine baktığı noktada bulunan bir çeşme yapısına ulaşıyorum. Kazıdan önce tümülüs şeklinde duran bu yer kazı tarihinin içinde varlığı bilinmeyen bir alan. Kazılar sonrası bir çeşme yapısı ortaya çıkarılmış, çeşme 3 basamaklı ve birçok heykelle süslenmiştir. Perge Antik Kenti’nin simgelerinden biri olacağı bu heykellerle pekişmiş gibi çeşmeye, Caracalla Çeşmesi adı verilmiş. Sebebi ise imparatorun tarihte eksiksiz ve tam olarak bulunan tek heykelinin buradan çıkarılması.

pamfilya-perge-antik-kenti-9

İmparator Caracalla Çeşmesi

pamfilya-perge-antik-kenti-10

Tam geri dönecekken ziyarete kapalı alan yazısı dikkatimi çekiyor. Dayanmak mümkün mü? Değil tabii ki! Hızlı hızlı gidiyorum oraya doğru. Önüme oda şeklinde mezarlar çıkıyor, önlerinde lahitler. Üzerilerindeki yazılardan ve işaretlerden Roma döneminden kalma oldukları anlıyorum. Kazılar tam anlamıyla bitmemiş gibi. Mezar odalarında çocuk ve yetişkin mezarlarını, lahitlerini yan yana görüyorum. Muhtemelen aile mezarlığı burası. Yakalanma korkusu ve mezarlık ürpertileri içinde videolar çekip içlerini geziyorum.

pamfilya-perge-antik-kenti-11

pamfilya-perge-antik-kenti-12

pamfilya-perge-antik-kenti-13

Tekrar Caracalla Çeşmesine geldiğimde mola veriyorum. Telefonumdan buradan çıkarılan eserlere bakıyorum. Çıkarılan heykeller beni çok etkiliyor.

Daha gezecek yer çok bu ‘su’ şehrinde. Önce müzeyi görüp tekrar dönsem mi diye düşünürken motoruma binmiş eserlerin sergilendiği müze yolunda buluyorum kendimi.

Müzedeki eserler ve şehrin geriye kalan kısmı bir tık sonra…

pamfilya-perge-antik-kenti-15

pamfilya-perge-antik-kenti-16

pamfilya-perge-antik-kenti-17

pamfilya-perge-antik-kenti-18

pamfilya-perge-antik-kenti-19

pamfilya-perge-antik-kenti-20