Yılın son günü, son pazartesisi, 31 Aralık 2018… Öncelikle yepyeni ümitler ve hayaller ile başlanacak yeni yıla saatler kala, güzel bir gün temennisi ile herkese merhaba. Çam ağaçlarını süslemeyi kendimizi bildik bileli adet edinmişizdir kendimize. Özellikle çocuklar için o ağacın alınması, süslerinin seçilmesi, saatlerce başından kalmadan süslenmesi, günler belki de aylar evvelden yeni yılın heyecanını doldurur o eve.

Her sene yılbaşına günler kala da online sanat ortamlarında bir nahıl ağacı furyası olur her zaman. Kendi topraklarımızdan doğan nahıl ağacı geleneğini anımsamak amaç. Bilen bilir nedir nahıl diye ama kısaca bir de biz değinelim istedik.

Nahıl ağacı, tıpkı her yılbaşı için süslenen çam ağacı gibi bir kutlama niyeti ile yapılmaktaydı. Osmanlı’da ve minyatürlerinde çeşitli şekillerde karşımıza çıkan nahıl ağaçları, evlilik ya da sünnet düğünleri için saraya ya da toplumun diğer kesimlerine ait etkinliklerde sünnet çocuğunun ya da gelinin önünden taşınan süslü birer ağaçtır. Arapçada aslen hurma ağacı anlamına gelen nahl kelimesinden gelmektedir. Tıpkı günümüzde en büyük ve en süslü ağaçlar ekonomik bir grafiğin göstergesi olabiliyorken, nahıl ağaçları da bu durumun eski bir halidir. Doğrudan doğruya düğün sahibinin konumu ve maddi durumuna işaret etmektedir.

Elbette bu gelenek Osmanlı’dan doğmamıştır. Hitit kabartmalarında da bu ağaca benzer tasvirler görülürken, Frigler Dönemi’nde özellikle ilkbaharda yapılan dini törenlerde de bu ağacın kullanıldığı bilinmektedir. Erkeklik gücünü simgelediği zannedilen bu ağacın yerine bazen bir çelenk ya da çam dalı göründüğü de ilgili kaynaklarda ulaşılan bilgilerdendir. Bereket ve bolluğu sembolize ettiğine inanılan nahıl geleneğinin Yunan tanrısı Dionysos‘a dayanan bir Anadolu geleneği olduğu da ileri sürülür. Arapların hurma ağacı olarak da bilinse zannediyorum ki Yunan kökenleri çıkması pek de şaşırtıcı olmasa gerek.

Sünnet ve gelin alayının çevresinde çeşitli boylarda taşınan bu ağaçlardan büyük olanlar ön saflarda taşınırdı. Küçük bir nahıl ağacı 2 metre civarı olabiliyorken 25 metre boyunda dahi nahılların olduğu söylenmektedir. Bu ağaçlar bal mumundan yapılarak çiçekler, meyveler, yapraklar ve daha birçok renkli süsleme malzemesi ile donatılırlardı. Osmanlı’da yalnızca bu iş ile uğraşan nahılcıların varlığından bile söz edilmektedir.

Binlerce parçadan oluşabilen bu nahıl ağaçlarının kimisi altın veya gümüş gibi kıymetli taşlar da taşırdı. Özellikle saraya ait bir düğünde kullanılıyorsa en tepesinde büyük bir mum yandığı da olurdu. Halk düğünlerinde de ayrıca önemli bir yere sahip olduğu bilinen nahıl ağaçları, her ailenin maddi gücü doğrultusunda yapılan bir geleneğin parçasıydı. Günümüzde oldukça az devam ettiği söylenen bu nahıl ağacı, evliliklerde kız tarafının hazırlattığı bir gelenekti.

Söz konusu elbette kimin geleneğinin daha eskiye dayandığı değil bence ama bu tarz farklı uygulamaları bilmenin zararı da olmayacaktır.

Acıları ve sevinçleriyle bir koca yıl daha geride kaldı. Her yaşanan bir tecrübe, her tecrübe de bu hayatta belki de en kıymetlilerdendir. 2019’un herkese, yalnızca güzel dileklerini vermesi temennisiyle…

Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi