24 Eylül 2018 akşamı izleyicisiyle buluşan, Ilan Hatsor’un yazdığı, Nebil Tarhan’ın dilimize çevirdiği “Maskeliler ”in yönetmeni Ersin Umulu ile oyunu konuştuk. Konu tiyatro olunca söz söze iliklendi, dakikalar saatlere…

Pınar Çekirge: Öncelikle neden ‘Maskeliler’? Bu eseri seçmenin özel bir nedeni var mıydı ? Başarılı bir gala, beğenilen bir oyuna imza atıldı. Ne tür duygular içindesin ?

Ersin Umulu: Her şeyden evvel şunu belirtmek istiyorum, ilk kez özel bir tiyatroda çalıştım. Elbette, ödenekli tiyatronun sağladığı başta teknik imkanlar olmak üzere pek çok ayrıntı yoktu. Kısıtlı olanaklar karşısında el ele verdik, güç birliği yaptık.

Beraber çalışma önerisi, Tiyatrotek’ten geldiğinde, hiç düşünmeden kabul ettim diyebilirim. Yıllar sonra Maskeliler’i yeniden ramp ışıklarına çıkartmak geçti içimden. Elinde inandırıcılığı olan, uygun bir cast mevcuttu zaten. Geçtiğimiz şubat ayında provalara başladık ve yaklaşık iki ay zarfında oyunu çıkarttık. Yeni sezona kadar piyesi demlendirmeyi düşündüğümden, hemen seyirciyle buluşturmadım. Sonuçtan mutluyum ama karar elbette seyircinin.

Pınar Çekirge: Bir duyum aldım. Maskeliler bir tiyatro topluluğu tarafından daha mı sahnelenecek?

Ersin Umulu: Evet ama biri İzmir, diğeri Eskişehir de olmak üzere Tiyatrotek dışında üç ayrı “Maskeliler” izleyiciyle merhabalaşacak. Dört farklı yorumla, herkesin alkışı bol, yolu açık ve aydınlık olsun.

Pınar Çekirge: Nasıl bir reji uyguladın? Şimdi dönüp baktığında hedefine ulaştığını düşünüyor musun?

Ersin Umulu: Piyesi okurken olayın küçük bir kasap dükkanın daracık odasında geçtiğini görmüştüm. Bu noktadan ilerledim. Klostrofobik bir durum vardı. Savaşın hayatlarda yarattığı korku, sıkıştırılmışlık hissini, o dayatılan çıkışsızlığı yansıtmak gerekiyordu. Pencere bile yok o küçücük alanda, düşünebiliyor musun? Geride helikopter, ezan ve ambulans sirenleri…”

Pınar Çekirge: Kan bulaşığı, keskin kasap bıçakları, ufak bir bidondan damlayan bulanık su… Her şey yoksul, her şey kirli. Yoğun bir kan kokusu ve çengeller…

Ersin Umulu: Kasap dükkanındaki çengellere astığımız puşiler hem ölü insanları hem de satılmak için bekleyen etleri simgeliyordu.

Pınar Çekirge: Tekstte değişiklik yaptın mı?

Ersin Umulu: Hayır, hiç.

Pınar Çekirge: Rejide anlatmak istediğin neydi, neye ağırlık verdin? Rejinle ilgili olarak oyun sonrası şu notu almıştım: “Ersin Umulu adeta güçlü bir zehir gibi hızla kana karışan, ölüm ve ihanetin yaşamla, güzel duygularla takas edildiği bir savaş tragedyasına imzasını atmış. Dahası envai çeşit alt okumalar içeren tekstten, kolay unutulmayacak, belleklerde yer edecek bir hüzün, matem senfonisi çıkartmış.”

Ersin Umulu: Hunhar bir savaşın orta yerinde kalmış insanların durumu ve verdikleri tepkilerden yola çıktım diyebilirim. Üç kardeş. Birbirleri için ökse ve yem olmuşlar. Üçü de kendi cephesinde sonuna kadar haklı ama diğerleri için haksız. Hem muhbir hem direnişçi. Hem sadık, hem isyankar. Hem tutsak hem özgür. Duygu, eylem karmaşası içindeler.

Naim, Halit ve Davut aslında birbirini seven, birbirine bağlı üç kardeş. Bir de tüm geleceği bir kurşunla bitirilmiş, bitkisel hayata mahkum Nazif var. Üç ayrı dünya… Parçalanış. Kopuş. Sayısız travmanın eşlik ettiği mücadeleler… Üçü de ayakta durmaya, varlığını korumaya çalışıyor. Üçü de yek, diğeri için öteki konumunda. Sözsüz bakışlarla, saklanan duygularla devam eden bir tür sürek avı, diyelim.

Mesela, Davut’un şu repliği : “Hayat büyük savaşlar vermek için çok kısa…” Ve hemen aklıma gelen Naim’in sözleri : “Onların yasaları, onların adaleti içindir. İşte İsraillilerin diz boyu diye ateş ettiği yer, Filistinli bir çocuğun kafatasıdır…”

Özetle her biri bir diğerinin başlangıcı ve sonu…

Pınar Çekirge: Reji anlayışında oyuncuyu özgür bırakmak var mı?

Ersin Umulu: Tercihim, yalın ve az dekor kullanmak. Oyuncuya sesi, tavrı, tekniği, yeteneğiyle oyunculuğunu tam olarak gösterme imkanı tanımaktır.

Pınar Çekirge: Maskeliler bir solukta başlayıp bitirilmesi gereken bir piyes.

Ersin Umulu: Tümüyle katılıyorum, tempo çok önemli. Zaten çalışırken oyuncuma “Düşme” derim sık sık. O enerji yitirildi mi, kopmalar başlar çünkü. Oyun toplanamaz.

Pınar Çekirge: Bildiğim kadarıyla eğer oyunun yoksa, yönettiğin piyesin her gösteriminde ışık odası, kulis ve salondasın.

Ersin Umulu: Bunun nedeni en ufak bir aksaklığa meydan vermemek aslında. Ve hep en iyiyi sunmak.

Pınar Çekirge: Jeyan M.Ayral, her ne olursa olsun yeni bir oyun çıkartırken tüm dublaj önerilerini geri çevirdiğini, kesinlikle kabul etmediğini söylemişti. Ne dersin şimdilerde televizyon dizileri çıktı, mertlik bozuldu sanki. Nedim Saban’ın ifadesiyle, “Dizim var, dizi gelebilir,” diye tiyatro oyunlarını geri çevirenler var.

Ersin Umulu: Oyuncu için de, yönetmen ve teknik kadro için de zorluklara neden oluyor bu durum. Provalar dizi setlerine ayarlanıyor. Rahat bir çalışma ortamı kurulamıyor ister istemez.

Maskeliler’i izlemenizi ve geçtiğimiz yıllarda Mitos/Boyut Tiyatro Oyunları Dizisi kapsamında raflarda yerini alan tekstini okumanızı öneririm.