Sizin öykü tanımınız nedir, niçin öykü yazıyorsunuz?

Burada yapacağım tanımın her kelimesinin öznel olduğu şerhini düşmek isterim. Öykü ve genel olarak edebiyatın ortak bir hafıza oluşturduğunu düşünüyorum. Bugünün meselesini kayda geçmek, yıllar sonra ortak mücadeleyi ve yaşanan zulmü hatırlamak, buradan bir dayanışma çıkarmak ve görünmeyeni göstermek için yazıyorum. 

Sizden önceki dönemin öykücülüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz, etkilendiğiniz isimler var mı?

50 Kuşağı elbette çok önemli, onların öyküyle kurdukları ilerici ilişkiyi benimsiyor ve selamlıyorum. Yer yer bu kuşaktan ayrık duran Feyyaz Kayacan ve keskin zekâsına hayran olduğum Vus’at O. Bener’den etkilendiğimi düşünüyorum. Yakın dönemde ise Murat Özyaşar’ı ustam kabul ederim. 

Bugünün öykücülüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Yeni bir kuşağın oluştuğu söyleniyor fakat buna katılmıyorum. Bireysel anlatılar ve moda haline gelmiş, risksiz alanlarda boy veren kentli yalnızlığını odağına alan metinlerle karşı karşıyayız. Bu metinler, hayalini kurduğum edebiyat üretimiyle taban tabana zıt. Bunların dışında kendi gerçekliğini sınıf ve kimlik meselesi üzerinden ele alan, sahici bir tavırla kalemini oynatan yazarlar da yok değil. O yazarların daha az görüneceğini, edebiyat kamuoyunda kendine daha az yer bulacağını, yayınevlerinin ‘yıldızları’ ve her alanda sunulan ‘kıymetlileri’ olmayacaklarını biliyorum ve iyi edebiyatın tüm bunları yerle bir edeceğine inanıyorum.

Günümüzde öykücü olmanın sorunları nelerdir?

Sokaktan, insandan, sınıftan ve mücadeleden uzak bir alanda dikensiz gül bahçeleri aramak.

İlk öykünüz nerede ve ne zaman yayımlandı?

Başta Özgür Akkaya olmak üzere, birçok dostla birlikte kolektif olarak yayına hazırladığımız Bodrum Kat adlı dergide yayımlandı. 

Ne anlatmak mı nasıl anlatmak mı?

Dünya yazıyla tanıştığından bu yana, anlatılacak her şey anlatıldı. Yazının sonsuzluğuna biat etmiş bir yazar olarak nasıl anlatabilirim meselesi üzerine kafa yoruyorum. 

Toplumsal, sosyolojik ve kültürel gelişmeler öykücülüğünüzü nasıl etkiliyor?

Toplum, sokak ve mücadele edebiyatımın kalbi. Bahsi geçen kavramlar olmadan yazdığım öykülerin ölü doğacağını en başından kabul ediyorum.

Öykü türünde ısrarcı mısınız yoksa başka türlerde yazmayı denediğiniz veya düşündüğünüz oldu mu?

Her hikâyenin kendi yolunu bulacağını düşünüyorum. Öyküde ısrarcı değilim. İkinci öykü dosyam yayınevinde ve şu an bir roman üzerinde çalışıyorum. Burada asıl olan yazardan ziyade hikâyenin ısrarı. 

ANIL MERT ÖZSOY; 1992 yılında Fethiye’de doğdu. Gazeteci. Arkadaşları ile birlikte Bodrum Kat adlı dergiyi yayına hazırladı. 10. Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nde gelecek vaat eden genç yazarlar arasında yer aldı. İyi Hal adlı öyküsü, festival kapsamında İngilizceye çevrildi. Eve Dönmek İçin adlı öykü kitabı önümüzdeki aylarda Doğan Kitap tarafından yayımlanacak.

Diğer kitapları; Korku Yokuş Aşağıydı ( Doğan Kitap, 2017), Yeniden Çocuk Olmak ( Can Çocuk Yayınları, 2018 )

Sosyal medyada Anıl Mert Özsoy :