Friedrich Nietzsche, 1889 Ocak’ında (henüz kırk beş yaşındayken) yaşadığı Büyük Zihinsel Çöküş’ten sonra, yaşamının son on bir senesini, annesi Franziska Oehler ve kızkardeşi Elisabeth’in gözetimi ve bakımına muhtaç şekilde ve bir kente, bir eve ve hattâ bir yatağa bağımlı halde geçirdi. Bahsi geçen bu senelerde Nietzsche, yazmaktan ve üretmekten oldukça uzak sayılırdı. Yine de zihinsel ve bedensel yeteneklerinin birçoğunu yitirmiş olan bu filozofun, felsefeden bütünüyle bağımsızlaştığını ve felsefî bir perspektif sunmaktan âciz olduğunu söylemek oldukça güçtü. Zihinsel çöküşünün ilk zamanlarında Nietzssche, birkaç yakın dostuna, ilk okuyuşta pek de anlamı olmayan ve hâtta deli-saçması denilebilecek fakat daha motive ve dikkatli bir okumayla onun felsefesine dair ipuçları bulabileceğimiz kısa mektuplar (Wahnbriefe ─ Delilik Mektupları) yazdı. Hasta filozof bu mektupları, kimi zaman Dionysos ve kimi zaman ise Çarmıhtaki olarak imzalamıştı. Sözgelimi Cosima Wagner’e yazdığı kısa mektupta Nietzsche şöyle yazmıştı:

Sevdiceğim Prenses Ariadne’ye,

Benim insan olduğum (fikri) bir önyargı. Lakin daha evvel sık sık insan cisminde yaşadım ve en alçağından en yükseğine insanın yaşayabileceği her şeyi tanırım. Hintli Buda cisminde bulundum, Yunan Dionysos cisminde bulundum – İskender ve Sezar benim enkarnasyonlarımdı, tıpkı Shakespeare’in şairi Lord Bakon gibi. En sonra da Voltaire ve Napolyon’dum, belki Richard Wagner hatta… Bu kez fakat muzaffer Dionysos olarak geldim,  yeryüzünü bir şenlik gününe çevirecek olan Dionysos olarak… Çok fazla zamanım yok… Gökyüzü memnuniyet içinde ben orada olduğum için. Aynı zamanda çarmıha gerilmişim…” (Turin, 3 Ocak 1889: Cosima Wagner’e Mektup, Çeviren: Fırat İlim, Henidik Dergi: Sayı 3).

Friedrich Nietzsche zihinsel olarak çöktüğünde İtalya’nın Torino kentindeydi. Zihinsel çöküşü izleyen birkaç günde yazdığı ve arkadaşlarına gönderdiği kısa mektuplar, Nietzsche’nin yakın arkadaşı Overbeck’i oldukça endişelendirmişti ve Overbeck onu Basel’deki bir psikiyatri kliniğine götürdü. Burada Nietzsche’nin hastalandığına dair sağlam bir kanaat oluşmuştu. Ve filozof, oradan da Jena’daki bir başka psikiyatri kliniğine sevkedildi. Nihayet 1890 senesinde, anne Franziska Oehler, biricik oğlunu Naumburg’daki evine götürerek tüm bakımını ve gözetimini üstlendi. Ancak bu sırada kendisi de oldukça yaşlı ve hastaydı ─ ki 1897 senesinde Franziska Oehler de yaşamını yitirince, Nietzsche’nin bakımı ve gözetimi kızkardeşi Elisabeth’e kalacak ve Elisabeth onu Weimar’a götürerekti. Nietzsche ölümüne kadar Weimar’da, kızkardeşi Elisabeth’in gözetiminde kaldı. Yazdığı, ürettiği, kent kent gezdiği ve ayakta olduğu dönemde hatrı sayılır bir şöhrete sahip olmayan hasta filozof, bu dönemde ─kızkardeş Elisabeth’in onu “ustaca pazarlaması” sonucunda─ tuhaf bir şöhrete sahip olacak, birçok yerden insan onu “ziyarete” gelecekti. Aynı dönemde Elisabeth, onun eserlerini ideolojik olarak çarpıtmak ve manipüle etmekle meşgüldü. Muhtelemen Nietzsche, bütün bunlardan habersizdi ya da en azından bunu pek umursamıyordu. O artık yalnızca, boş ve anlamsız gözlerle etrafını seyrederek yazgısının onu sürüklediği ölümünü bekliyordu. Yine de bu boş ve anlamsız bakışlarda bile derin bir bilgelik vardı: Kendi yaşamını uzaktan, donuk bakışlarla seyreden Nietzsche, son yıllarında geçirdiği felçler sonucu, iyiden iyiye konuşamaz, yürüyemez ve hareket edemez olmuştu. Nihayet 1900 senesinin Ağustos’unda, zatürreye yakalandıktan kısa süre sonra yaşama veda etti. Johann Heinrich Köselitz, onun cenazesinde şöyle söyledi: “Kutsal olsun ismin, tüm kuşaklar için”. Ve Nietzsche, babasının yanına, Röcken’e defnedildi.

Friedrich Nietzsche’nin yaşamöyküsünü parçalayarak ve zaman aralıklarına bölerek okumak, onun hakkında doğru bir biyografik çerçeve çizebilmemiz için elzem görünür. Babasının ölümünü ve dolayısıyla ilk büyük kopuşunu içeren çocukluğu ve ilkgençliği, eğitimini tamamladığı ve Basel Üniversitesi’ne profesör olarak atandığı ikinci gençlik yılları, bağımsız ve gezgin bir filozof olarak yaşadığı ve bugünün pek ünlü eserlerini verdiği orta yaş dönemi ve nihayet, zihinsel çöküş sonrası, hasta ve yorgun son on bir yılı… Her döneminde Nietzsche, bize bambaşka bir perspektif sunar. Hasta, yorgun ve bir bakıma âciz son on bir senesi, her ne kadar felsefî üretimden uzak geçmiş gibi görünse de, onun son on bir seneye geliş öyküsü düşünüldüğünde, o bilgece durağanlık büyük bir felsefî ipucuna dönüşüverir. Elisabeth’in “şeytanî” rolü de hesaba katıldığında ─ki yirminci yüzyıl açısından bu hiç de azımsanacak bir şey değildir─, bahsi geçen on bir sene, Nietzsche sonrası çalışmalar için de oldukça mühim ve esin vericidir. Yıllar boyunca “ölüm döşeği”ndeki filozof, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin pek çoğundan mahrûmken dâhi, felsefî reflekslerini tarihsel bir alana oturtabiliyor görünmektedir. Bu on bir sene, eğer ki hiç yaşanmamış olsaydı, Friedrich Nietzsche’nin yaşamöyküsü kadar, elbette felsefesi de oldukça eksik kalmış olacaktı. Bu yıllar Nietzsche felsefesi için muâzzam bir tamamlayıcıydı. Hareketsizlik, donukluk, kayıtsızlık, hiçbirşeyleşme Elisabeth tarafından ona giyindirilen “deli-kâhin gömleği”, bugünkü şöhretiyle hiç de alâkası olmayan “yapay” bir şöhret, derin ızdırap, zihinsel kaos, dayanılması güç bekleyiş, belki bir hesaplaşma ve pek daha fazlası, Friedrich Nietzsche’nin son on bir senesini her bakımdan ilgi çekici ve esin verici kılmaktaydı. Nitekim, gerek tıbbî olarak, gerek politik olarak ve gerekse de felsefî olarak, bu dönem oldukça tartışma götürdü ve hâlen de götürmeye devam ediyor. Nietzsche çalışmalarında göz ardı edilemez olan bu son on bir sene, bir yanıyla karanlıklığını ve bir yanıyla da tamamlayıcı rolünü bugün dahi muhafaza ediyor.

Von Salis Hanımefendi. Dünya aydınlandı, zira tanrı yeryüzünde. Gökler nasıl da memnun, görmüyor musunuz? Kendi imparatorluğumdan toprak ele geçirdim henüz, Papa’yı hapse tıkacağım ve Wilhelm’in, Bismarck’ın ve Stöcker’in cinayet işlemesine izin vereceğim.

İmza: Çarmıhtaki” (Turin, 3 Ocak 1889: Meta von Salis-Marschlins’e, Çeviren: Fırat İlim, Henidik Dergi: Sayı 3).

Hölderlin yurdunuz, Tagore göğünüz,

Camus yâr ve Nietzsche yardımcınız olsun.