Bu defa sizlerle etkilendiğim bir belgesel filmi paylaşmak istiyorum. Filmin adı:  To be and to have. Film bir köy öğretmeni ve öğrencilerinin samimi ilişkisini anlatıyor.

Öyleyse filmi anlatmaya başlayalım; Fransız köy halkındaki çocukların yakınlarda gidebilecekleri bir okul olmadığı için köyden biraz uzaklaşarak kreş yaşından ilkokul son sınıf yaşına kadar tüm öğrencilerin aynı sınıfta ve bir öğretmen tarafından eğitildikleri sınıflarına ulaşırlar. Öğrenciler, bu sınıfta tüm günlerini öğretmenlerinin ilgisiyle ve şefkatiyle en iyi şekilde geçirirler. Her gün hem eğlenip hem eğitim görürler, üstelik sıkılmadan. Öğretmen onlara zaman zaman bir sorunları olup olmadığını sorar varsa dertlerini dinler. Bir yıl bu şekilde biter ve onları güzel bir tatil bekler. Öğrenciler, öğretmenleriyle vedalaşır, böylece film biter.

Aslında belgeselin sonu beni hiç şaşırtmadı hatta konusu da heyecanlı değildi. Fakat dediğim gibi, öğretmenin öğrencilerle mantıklı diyalogları beni çok etkiledi. Örneğin öğretmen, kavga eden ve birbirinin kalbini kıran iki çocuğa bağırmak veya onlara küçüklere hep söylenen aynı şeyleri söylemek yerine mantıklı bir konuşma yaptı. Onlara bazı hakaretlerin insanlara şiddet uygulamaktan daha çok incittiğini anlattı. Yani kelimelerle birbirimizi nasıl incitebileceğimizi çok güzel açıkladı. Bu ve bir sürü diyalog filmi sevdirdi. Bu filmden çıkardığım sonuç, öğretmen Lopez’in köydeki öğrencilerini küçük görmeyip değer vermesi, onlarla büyüklerle konuştuğu gibi konuşması. Bence o öğrenciler Bay Lopez gibi bir öğretmene sahip oldukları için çok şanslı. Büyükler biz çocuklarla pek iletişim kurmasa da, onları anlayamayacağımızı düşünse de biz onların dilini anlıyoruz.