Hayatı yeniden üreten modern araçların çoğu, fotoğraf makinesi dahil olmak üzere, gerçekte hayatı yadsımaktadır.

Bizler kötüyü yutuyor, iyiyi görünce de nefessiz kalıyoruz.”

Wallace Stevens

 

Doğrayıp birçok parçaya ayırın, göreceksiniz, her biri kendi başına var olabilmektedir.

Charles Baudelaire

 

Bizi, Baudelaire’in dizeleriyle karşılayan Non Paris, Laleper Aytek’in 2012-2014 yıllarında çektiği fotoğraflarından oluşur. Sanatçının ikinci kez gittiği Paris’e, kendisini çevreleyen ve etkileyen farklı bir Paris ile yüzleştirir. Aşina olduğumuz, büyük ve gösterişli, evrensel bir Paris yoktur. Tersyüz edicidir. Yeni bir geçmiş, yeni bir hafıza doğurur. Kent ile özdeşleşmiş ögelerden uzaktır. Yöresel bir dışavurumunda daha çok dokulara temas eden, sanatçıyı kendine çeken, var olanı vurgulayan bir cazibe gibidir. Küresellikten uzak, bir parçalanmanın dönüşümüdür Non Paris.

Fotoğraflara süreklilik kazandıran, kentsel kimliğinin belirgin izlerini görmek de mümkün. Sanatçının yaratısıyla özgünleşen kent kimliğinin belirgin izleri, ayırt edici bir konuma yerleştirir Non Paris’i. Fotoğrafların ve hikâyelerin dinamiğini de şekillendirmesiyle kent imgesinin tam olarak ifade ettiği biçimiyle fikir sahibi oluruz. Böylelikle sanatçının kimliğine bürünür. Mekânların sanatçı ile kurduğu diyalogların ürünü olarak baktığımız fotoğraflarda, yakaladığımız yoğunlukta keşfederiz sanatçının kimliğindeki saklı kentini. Laleper Aytek’in zihninde dolaşan Paris, kâğıdın yüzüne taşıyarak, mekânsal bir değişime tanık oluruz. Fotoğrafların belirleyici şeylerin parçalanışına yardımcı olan Laleper Aytek’in gerçekliği olarak tanımlayabilmek de mümkün. Gölgenin ve ışığın imgesel gücünü kullanarak parçalanmanın ve çoğalmanın karşılığıdır Non Paris. Endüstriye dönüşmüş, kent yaşamının uyumlu ve sabit akışına ters kürek çeken bir parçalayış hâlidir de diyebiliriz. Böylelikle sanatçı kendisini yeniden icat eder. Varoluşunun pekiştirilmiş yansıması olan fotoğraflar, izleyici ile çarpıştığında, bir coğrafyaya ait olabilmenin heyecanını taşırır. Bir taraftan da bu parçalayış hâllerini kutsar. Yepyeni bir hareket doğurur. Kalıcı ve ebedî bir hareketlilik. Kent dokusunu, kendi kent tarihini yeniden yaratan Laleper Aytek’in bilincinde dolaşmaya çıktığımızın göstergesidir elimizde tuttuğumuz fotoğrafların.

Kusursuz olarak ezberlediğimiz bir kenti parça parça yeniden inşa eder, içselleştirilmiş bir inşa olduğunu göz ardı etmeden. Paris’e bakan, kendi imgelerini izleyiciye aktararak özgün bir değişim sunar. Kısaca Paris’in yoksun olduğu şeylerin boşluğunu dolduran bir dengedir Non Paris.