Anlattığım önümüzdeki iki asrın tarihidir. Gelecek olanı, başka türlü gelemeyecek olanı: Nihilizm’in Yükselişini anlatıyorum” … “Nihilizm kapıya dayandı!

Friedrich Nietzsche, Güç İstenci, 1883-1888

Friedrich Nietzsche filozofik anlamda kötü bir yakın çağdaştır. Nietzsche’nin çağına ait bir kimsenin, onun felsefî dehâsından yararlanma şansı çok azdır – ya onun kadar kıvrak bir ilerigörüşlülüğe sahip olmalıdır ya da gerçekten bizim zamanımızdan oraya gitmiş olmalıdır. Oysaki biz, yani Nietzsche’nin uzak çağdaşları, onun felsefî dehâsından en fazla yararlanacak olanlarız. Onun felsefesinin önemli bir bölümü, geçtiğimiz yüzyıla ve bugüne dair kehânetlerden oluşur. Bu kehânetler, “nihilizm” kavramıyla bütünleşir ve yukarıdaki parçadan anlaşıldığı üzere, geçtiğimiz ve içinde bulunduğumuz yüzyılları işaret eder. Nihilizm bugün sıklıkla bir ideolojiyle karıştırılır, hattâ bu karışıklık Nietzsche’nin bir nihilist olduğu veçhesinde talihsiz bir okumaya kadar vardırılır. Oysaki nihilizm, Batı metafiziğinin, Batı ahlakçılığının ve Batı değerciliğinin, tarihsel olarak geldiği son noktayı ifade eder – Yani tüm değerlerin ve tüm anlamların, Batı kültür tarihinin zorunlu bir nihayeti olarak yitirilişini. Ve bununla birlikte; nihilizm, tarihin geldiği bu son noktanın, değerlerin ve anlamların yitirilişinin farkındalığını ve öngürüsünü de içerir. Demek ki nihilizm, bir ideoloji, bir dünya görüşü değil, felsefî bir kehânet, bir ikâz çığlığıdır.

Nietzscheyen kehânetin işlerliğini, geçtiğimiz yüzyıldaki toplumsal, ahlâkî, kültürel ve politik çözülme, gerileme ve çöküşle birlikte pratik ettik. İçinde bulunduğumuz “pek tuhaf” yüzyılda ise, geçtiğimiz yüzyıla dair hâfızamızı diri tutacak pek çok nihilistik işarete sahibiz – ve bunlar açık işaretler olmamakla birlikte, hakikati açıklığa kavuşturan işaretler. Geçtiğimiz yüzyıla yağdırdığımız bütün lânetler (ve bu bir ikiyüzlülük örneğidir), elbette pek şahane sosyolojik fikirlerin tevazusundan ve inceliğinden kaynaklanmıyor; bilakis kötü sosyolojik fikirlerin kötü birer tatbikinden ileri geliyor. Nietzsche, kendi çağının önündeki iki yüzyılı işaret ederek belki de elini korkak alıştırmıştı; zirâ yirminci yüzyılla birlikte insansoyunun kanına nüfuz eden çöküş hadisesi, pek öyle kolay temizlenebilir görünmüyor. Nietzsche gelecek ve gelmekte olanı haber verdiğinde, onu pek azı ciddiye almıştı. Aslına bakılırsa bugün o hâlen ciddiye alınmıyor ve hattâ çoğunlukla onun fikirleri horgörülüyor: Bunun çok anlaşılabilir bir sebebi var: İnsansoyunun, içine düştüğü bataklığı çağlar evvelinden birisinin haber vermesi konusunda hoşgörüye sahip olması elbette beklenilir değildir. Üstüne üstlük hiç kimse, içine düştüğü bataklığın hakikî bir bataklık olduğu konusunda açıkyürekli davranamaz. Lâkin yine de Nietzscheyen kehânet, bugün, gerçekten bugünümüze işaret edebilen pek az felsefeden birisi olmaklığını koruyor.

Gelgelelim, Friedrich Nietzsche’nin nihilizm kehânetinden azâde olarak, bugün içinde bulunduğumuz toplumsal, kültürel, ahlâkî ve politik durumu tanımlayacak yeterli kavramsal altyapıya sahip değiliz. Bu yüzden Nietzsche’nin kavramsal öngörüsüne iştirak etmekten başka seçeneğimiz şu ân için bulunmuyor. Ama yine de, Nietzscheyen kavramlarla, özgün ve özgür pratikler oluşturmaktan imtina edemeyiz. Nietzsche’nin Zerdüşt’ü pazaryerinde insanlara seslendiğinde, onun kehânetlerinin pratik bir karşılık bulması imkânsızdı. Çünkü Zerdüşt, ancak bir alay konusu olabilirdi; eylemsel olarak ise hiç de motive edici sayılmazdı. Oysaki bugün, Nietzsche’nin kavramsal görüsünden bir pratik devşirmek pekâlâ mümkündür. Toplumsal bir eylem reçetesinden bahsetmiyorum elbette –ki bahsedilemez de zaten−, yine Nietzsche’nin kavramsal görüsünden, herkesin kendi perspektifine uygun bir pratik mucizesi mevcut olmalıdır. Nihilistik çağımızın toplumsal olarak dönüşmesi, −eylemsel kısıtından ötürü− ne kadar zorsa da, bireysel dönüşümler hâlen olanaklı görünür. Yalnızca bir perspektif edinmelidir insan; kendi görüsünü kendi eylemine dönüştürmek konusunda iştahlı ve mahir sayılmalıdır. Nietzsche, çağımıza ilişkin görüsünün yanında bize bir eylem önerisi sunmaz; çünkü o, kendi perspektifine mecbur ve mahkûmdur. Tıpkı bizim de kendi perspektifimize mecbur ve mahkûm olduğumuz gibi…

Son halde, Nietzscheyen anlamda nihilizm (ki başka anlamlara da sahiptir), içinde bulunduğumuz çağın bir farkındalığını ve yüksek görüsünü içerir. Bu farkındalık ve yüksek görü, pratik bir reçete sunmuyor ve bir eylem çağrısında bulunmuyor olsa da, perspektivizm yatkınlığı, birey için harikulâde bir görüş alanıdır. Bireyin toplumsal, ahlâki, kültürel ve politik çöküşle boğuşması, çağımız üstinsanının da yeterli tanımını verecektir. İçinde bulunduğumuz bu nihilistik çağda, kendini çürümeden ve yoz olandan koruyabilmek; üstinsanın artık tek gerçek maharetidir.

Kaynaklar:

NIETZSCHE, Friedrich, The Will to Power, Trans. W. Kaufmann and R. J. Hollingdale, 1967.

NIETZSCHE, Friedrich, Böyle Söyledi Zerdüşt, Çev: Mustafa Tüzel, İş Bankası Kültür Yayınları, 2011.